Muhammed Ali Cinnah Kimdir? Hayatı ve Eserleri: (1876-1948) Pakistanlı devlet adamı. Pakistan bağımsızlık mücadelesinin önderi ve ilk devlet başkanıdır. Aralık 1876’da Karaçi’de doğdu, 11 Eylül 1948’de aynı yerde öldü. Babası deri tüccarı idi. ilk ve ortaöğrenimini Karaçi ve Bombay’da tamamladı. Babası oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu. Bu amaçla, işletmecilik okuması için onu 1892’de İngiltere’ye gönderdi. Ama Muhammed Ali Cinnah, Londra’ da işletmecilik yerme hukuk okumaya karar verdi ve Lincoln’s Inn’e kaydoldu. Baroya girmek için gerekli sınavları çok kısa bir süre sayılan iki yıl içinde başardı. Baroya girdikten sonra iki yıl daha İngiltere’ de kaldı. Parlak bir hukukçu olarak göze çarptı.
Siyasi
konularla ilk ilişkisi Londra’da yaşadığı dönemde oldu. Burada liberal bir
Hintli olan ve Hindistan bağımsızlık mücadelesinin temellerini atanlardan
Dadabhov Naoroji ile tanıştı. Naoroji’nin İngiltere Parlamentosu’na girebilmesi
için başlatılan seçim kampanyasına katıldı.
1896’da,
Karaçi’ye döndü. 1897’de Bombay’a geçerek avukatlık yapmaya başladı. Başarılı
bir avukat olarak Bombay’da ün yaptığı sırada, 1900’de yargıçlığa atandı. Muhammed
Ali Cinnah, etkin siyasi yaşama 1906’da girdi. O yıl Hindistan’da İngiltere’ye
karşı bağımsızlık mücadelesini yürütecek olan Kongre Partisi’nin Kalküta’daki
genel kurul toplantısına katıldı. Genel kurula Dadabhoy Naoroji başkanlık
ediyordu. Naoroji ile Londra yıllarından gelen tanışıklık ve işbirliği
sayesinde onun özel sekreterliğini üstlendi.
İngiliz
yönetimi, 1909’da Hindistan’daki Yasama Konseyi üyelerinin sayısını artırdı.
Bunun üzerine Muhammed Ali Cinnah, Bombay’daki Müslümanlar’ı temsilen konseye
seçildi. Konseyin amacı, Hindular ile Müslümanlar arasında uzlaşma sağlayarak,
Hindistan’ın kendi kendini yönetmesine hazır hale gelmesine katkıda bulunmaktı.
Muhammed Ali Cinnah, parlamenter olarak ilk deneyimini Yasama Konseyi üyeliği
döneminde elde etti.
Muhammed
Ali Cinnah, Yasama Konseyi’nde çalıştığı dönemde Hindu-Müslüman birliği için
çaba gösterdi. Müslümanların Hindulardan ayrı bir ulus, ayrı ulusal çıkarları
bulunan bir topluluk olarak değerlendirilmesi gerektiği yolunda o sıralarda
ileri sürülen düşüncelere yakınlık göstermedi. Bununla birlikte, 1912’de
Müslüman Birliği’nin (Moslem League) yıllık toplantısına katıldı. Müslüman
Birliği’nin üyesi değildi. Ancak direnmeler karşısında, Hindistan’ın tümünün
birlik içinde, İngiltere’den bağımsızlığını elde etmesi mücadelesine gölge
düşürmemesi koşuluyla Müslüman Birliği üyeliğini kabul etti. Böylece Cinnah,
Hindistan’ın en büyük iki sıyası kuruluşunun, hem Kongre Partisi’nin, hem de
Müslüman Birliği’nin aynı zamanda üyesi durumundaki tek kişi oldu.
Hem
Kongre Partisi, hem de Müslüman Birliği üyesi olması Hindu-Müslüman birliği
yolundaki çalışmalarında kendisine büyük avantaj sağlıyordu. Hindularla Müslümanları
birbirlerine yaklaştırmaya çalışırken, Müslümanların anayasal güvencelere sahip
olmaları gerektiği düşüncesindeydi. Gösterdiği çabaların sonucu, 1915’te
Kongre Partisi ile Müslüman Birliği yıllık genel kurul toplantılarını aynı
kentte, Bombay’da yaptılar. Müslüman Birliği’nin toplantısında izleyiciler
arasında Hindistan bağımsızlık mücadelesinin önderi olarak tarihe geçecek olan
Mohandas Gandi de vardı.
Muhammed
Ali Cinnah, bir yıl sonra, Müslüman Birliği’ne başkan seçildi. 1916’da Kongre
Partisi ile Müslüman Birliği yıllık genel kurul toplantılarını Lucknow kentinde
düzenlediler. Cinnah, her iki örgütün Hindistan için anayasal reformlar
üzerinde anlaştıklarını belgeleyen Lucknow Paktı’nın hazırlanmasında ve
imzalanmasında büyük rol oynadı.
1920
yılı Cinnah’ın siyasi yaşamında önemli bir dönüm noktası sayılır. O yıl, Kongre
Partisi Gandi’nin etkisiyle İngiltere hükümetiyle uzlaşma yollarını terk etmeyi
ve yabancı mallara boykot uygulamayı kararlaştırdı. Muhammed Ali Cinnah, bunu
anayasa ve hukuk dışı mücadele biçimlerine kaymak biçiminde görerek, Gandi ile
yöntem ayrılığına düştü. Gandi 1918’den beri Hinduların, Cinnah ise Müslümanların
önderi olarak simgeleşmişlerdi. Gandi-Cinnah ayrılığı zaten hiçbir zaman tam
anlamıyla bir ulusal birlik temeli üzerinde pekişmemiş olan Hindular’la
Müslümanlar arasındaki ayrılığın derinleşmesine yol açtı ve Cinnah, 1921 ’de
Kongre Partisi’nden ayrıldı.
Aslında
her iki önder de Hindular ile Müslümanların birbirlerine karşı eyleme
girişmesini önlemeye, aşırı militan unsurları dizginlemeye çalışıyorlardı. Cinnah,
1920’lerde Kongre Partisi’nden istifa etmiş olmakla birlikte Hindu-Müslüman
işbirliği için uğraşmayı sürdürdü.
Hindistan
Müslümanlarının, Hindular’la birlikte yaşayamayacak ayrı bir ulusal topluluk
biçiminde oluşmaları süreci 1930’larda başladı. 193C’dan başlayarak büyük şair
Muhammed İkbal ve Çavduri Rahmet Ali gibi önderler ayrı bir Müslüman vatanı
görüşünü ortaya atmışlardı. İngiltere hükümetinin 1935’te yayınladığı Hindistan
Yönetim Yasası, Cinnah’ı Hindistan’da Hindularla Müslümanların bir arada, aynı
devlet çatısı altında yaşamalarına olanak kalmadığına kesin olarak inandırdı.
Hindistan
Yönetim Yasası, yerel Hindistan yönetimine özerklik tanımaktaydı. Hindular, yasa
ile kendilerine verilmiş olan haklardan fazlasını istediler ve yasa Müslüman
haklan aleyhine değiştirildi. Bu yasanın ardından Hindistan Müslümanları İkbal’in
düşünsel yönlendirmesi ve Cinnah’ın siyasi önderliği altında tüm ülke çapında
örgütlendiler. 1940’ta, Pakistan sözcüğü ilk kez kullanıldı. 22 Mart 194C tarihinde
Lahor’da toplanan Tüm Hindistan Müslüman Birliği genel kurulunda. Lahor
Tasarısı ya da Pakistan Kararı adıyla bilinen kararda Asya alt- kıtasında İngiliz
egemenliğinin kalkmasından sonra Müslüman çoğunluğa dayalı bir Pakistan
devletinin kurulması öngörülmüştü. Muhammed Ali Cinnah, 1940’tan sonra
Hindistan Müslümanları arasında Kaid-i Azam (büyük önder) sıfatıyla anılmaya
başladı.
Karara,
İngiltere ve Kongre Partisi ayrı ayrı karşı çıktılar. 1944 Eylülü’nde Cinnah
ile Gandi son kez bir araya gelerek ortak davranma yollarını araştırdılar.
Gandi, Müslümanlar’dan ayrı bir ulus doğabileceğine inanmıyordu. Hindistan önce
İngiltere’den kurtulmalı, ayrıntılar daha sonra Hindular ve Müslümanlar
arasında görüşülmeliydi. Müslümanlar’a verilecek haklar bu çerçevede ele alınmalıydı.
1944 görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı, Pakistan ile Hindistan’ın iki ayrı
devlet olarak kurulmalarının yolu açıldı. 13 Ağustos 1947’de İngiltere’nin
Hindistan’a bağımsızlık tanımak zorunda kalması üzerine, aynı gün hem Pakistan
hem de Hindistan devleri kuruldu. Muhammed Ali Cinnah, Pakistan’ın ilk genel
valisi ve kurucu meclis başkanı oldu.
Yaşamı,
Gandi ve Nehru’nun Hindistan’ın bağımsızlığa kavuşması mücadelelerine koşut
mücadele içinde geçen Cinnah, önceleri Hindu-Müslüman birliğine inandıysa da
sonra bu tutumdan vazgeçerek Müslümanlar’a önderlik etti. Bunda, Kongre
Partisi’nin Nehru’nun etkisindeki koyu Hindu görüşlerinin izinde olmasının da
rolü oldu. Gandi ile de önemli görüş ayrılıklarına düştü. Gandi’nin mücadele
yöntemini benimsemedi. Cinnah, pasif direnişin geçerli olamayacağını, koşullar
gerektirdiğinde şiddetin zorunlu olabileceğini savunuyordu. Bu nedenle, Hindu
çevrelerince İngiltere’ye karşı yürütülen mücadeleyi bölmekle suçlandı.
Muhammed
Ali Cinnah, uzun ve kararlı bir mücadele sonunda Hindistan yarımadasında
çeşitli coğrafi bölgelere dağılmış ve birçok farklı dil konuşan Müslümanları
tek bir ulus ve devlet altında toplamayı başarmıştır.
Muhammed Ali Cinnah Eserleri:
- Speechs
and Writings of
Mr. Jinnah, (ö.s.), J. Ahmad (yay.), 2 cilt, 1960-1964; - Quaid-i
Azam Jinnah’s Correspondence, (ö.s.J.J. Ahmad-S.S.I’ırzada (yay.),
1966.
Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri
Ansiklopedisi, Cilt 26, Anadolu yayıncılık.

Yorumlar kapalı.