Muhammed Ali Cinnah Kimdir? Hayatı ve Eserleri

kihaes 12/14/2021 0

Muhammed Ali Cinnah Kimdir? Hayatı ve Eserleri: (1876-1948) Pakistanlı devlet adamı. Pakistan ba­ğımsızlık mücadelesinin önderi ve ilk devlet başkanıdır. Aralık 1876’da Karaçi’de doğdu, 11 Eylül 1948’de aynı yerde öldü. Babası deri tüccarı idi. ilk ve ortaöğrenimini Karaçi ve Bombay’da tamamladı. Babası oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu. Bu amaçla, işletmecilik okuması için onu 1892’de İngiltere’ye gönderdi. Ama Muhammed Ali Cinnah, Londra’ da işletmecilik yerme hukuk okumaya karar verdi ve Lincoln’s Inn’e kaydoldu. Baroya girmek için gerekli sınavları çok kısa bir süre sayılan iki yıl içinde başardı. Baroya girdikten sonra iki yıl daha İngiltere’ de kaldı. Parlak bir hukukçu olarak göze çarptı.

Siyasi
konularla ilk ilişkisi Londra’da yaşadığı dönemde oldu. Burada liberal bir
Hintli olan ve Hindistan bağımsızlık mücadelesinin temellerini atanlardan
Dadabhov Naoroji ile tanıştı. Naoroji’nin İngiltere Parlamentosu’na girebilmesi
için başlatılan seçim kampanyasına katıldı.

1896’da,
Karaçi’ye döndü. 1897’de Bombay’a geçerek avukatlık yapmaya başladı. Başarılı
bir avukat olarak Bombay’da ün yaptığı sırada, 1900’de yargıçlı­ğa atandı. Muhammed
Ali Cinnah, etkin siyasi yaşama 1906’da girdi. O yıl Hindistan’da İngiltere’ye
karşı bağımsızlık mücadele­sini yürütecek olan Kongre Partisi’nin Kalküta’daki
genel kurul toplantısına katıldı. Genel kurula Dadabhoy Naoroji başkanlık
ediyordu. Naoroji ile Londra yıllarından gelen tanışıklık ve işbirliği
sayesinde onun özel sekreterliğini üstlendi.

İngiliz
yönetimi, 1909’da Hindistan’daki Yasa­ma Konseyi üyelerinin sayısını artırdı.
Bunun üzerine Muhammed Ali Cinnah, Bombay’daki Müslümanlar’ı temsilen konse­ye
seçildi. Konseyin amacı, Hindular ile Müslümanlar arasında uzlaşma sağlayarak,
Hindistan’ın kendi ken­dini yönetmesine hazır hale gelmesine katkıda bulun­maktı.
Muhammed Ali Cinnah, parlamenter olarak ilk deneyimini Yasama Konseyi üyeliği
döneminde elde etti.

Muhammed
Ali Cinnah, Yasama Konseyi’nde çalıştığı dönemde Hindu-Müslüman birliği için
çaba gösterdi. Müslü­manların Hindulardan ayrı bir ulus, ayrı ulusal çıkarları
bulunan bir topluluk olarak değerlendirilme­si gerektiği yolunda o sıralarda
ileri sürülen düşünce­lere yakınlık göstermedi. Bununla birlikte, 1912’de
Müslüman Birliği’nin (Moslem League) yıllık toplan­tısına katıldı. Müslüman
Birliği’nin üyesi değildi. Ancak direnmeler karşısında, Hindistan’ın tümünün
birlik içinde, İngiltere’den bağımsızlığını elde etmesi mücadelesine gölge
düşürmemesi koşuluyla Müslü­man Birliği üyeliğini kabul etti. Böylece Cinnah,
Hindistan’ın en büyük iki sıyası kuruluşunun, hem Kongre Partisi’nin, hem de
Müslüman Birliği’nin aynı zamanda üyesi durumundaki tek kişi oldu.

Hem
Kongre Partisi, hem de Müslüman Birliği üyesi olması Hindu-Müslüman birliği
yolundaki ça­lışmalarında kendisine büyük avantaj sağlıyordu. Hindularla Müslümanları
birbirlerine yaklaştırmaya çalışırken, Müslümanların anayasal güvencelere sahip
olmaları gerektiği düşüncesindeydi. Gösterdiği çaba­ların sonucu, 1915’te
Kongre Partisi ile Müslüman Birliği yıllık genel kurul toplantılarını aynı
kentte, Bombay’da yaptılar. Müslüman Birliği’nin toplantı­sında izleyiciler
arasında Hindistan bağımsızlık mü­cadelesinin önderi olarak tarihe geçecek olan
Mohandas Gandi de vardı.

Muhammed
Ali Cinnah, bir yıl sonra, Müslüman Birliği’ne baş­kan seçildi. 1916’da Kongre
Partisi ile Müslüman Birliği yıllık genel kurul toplantılarını Lucknow kentinde
düzenlediler. Cinnah, her iki örgütün Hin­distan için anayasal reformlar
üzerinde anlaştıklarını belgeleyen Lucknow Paktı’nın hazırlanmasında ve
imzalanmasında büyük rol oynadı.

1920
yılı Cinnah’ın siyasi yaşamında önemli bir dönüm noktası sayılır. O yıl, Kongre
Partisi Gandi’nin etkisiyle İngiltere hükümetiyle uzlaşma yollarını terk etmeyi
ve yabancı mallara boykot uygulamayı kararlaştırdı. Muhammed Ali Cinnah, bunu
anayasa ve hukuk dışı mücadele biçimlerine kaymak biçiminde görerek, Gandi ile
yöntem ayrılığına düştü. Gandi 1918’den beri Hinduların, Cinnah ise Müslümanların
önderi olarak simgeleşmişlerdi. Gandi-Cinnah ayrılığı zaten hiçbir zaman tam
anlamıyla bir ulusal birlik temeli üzerinde pekişmemiş olan Hindular’la
Müslümanlar arasındaki ayrılığın derinleşmesine yol açtı ve Cinnah, 1921 ’de
Kongre Partisi’nden ayrıldı.

Aslında
her iki önder de Hindular ile Müslüman­ların birbirlerine karşı eyleme
girişmesini önlemeye, aşırı militan unsurları dizginlemeye çalışıyorlardı. Cinnah,
1920’lerde Kongre Partisi’nden istifa etmiş olmakla birlikte Hindu-Müslüman
işbirliği için uğ­raşmayı sürdürdü.

Hindistan
Müslümanlarının, Hindular’la birlik­te yaşayamayacak ayrı bir ulusal topluluk
biçiminde oluşmaları süreci 1930’larda başladı. 193C’dan başla­yarak büyük şair
Muhammed İkbal ve Çavduri Rah­met Ali gibi önderler ayrı bir Müslüman vatanı
görüşünü ortaya atmışlardı. İngiltere hükümetinin 1935’te yayınladığı Hindistan
Yönetim Yasası, Cinnah’ı Hindistan’da Hindularla Müslümanların bir arada, aynı
devlet çatısı altında yaşamalarına olanak kalmadığına kesin olarak inandırdı.

Hindistan
Yönetim Yasası, yerel Hindistan yö­netimine özerklik tanımaktaydı. Hindular, yasa
ile kendilerine verilmiş olan haklardan fazlasını istediler ve yasa Müslüman
haklan aleyhine değiştirildi. Bu yasanın ardından Hindistan Müslümanları İkbal’in
düşünsel yönlendirmesi ve Cinnah’ın siyasi önderliği altında tüm ülke çapında
örgütlendiler. 1940’ta, Pa­kistan sözcüğü ilk kez kullanıldı. 22 Mart 194C tarihinde
Lahor’da toplanan Tüm Hindistan Müslü­man Birliği genel kurulunda. Lahor
Tasarısı ya da Pakistan Kararı adıyla bilinen kararda Asya alt- kıtasında İngiliz
egemenliğinin kalkmasından sonra Müslüman çoğunluğa dayalı bir Pakistan
devletinin kurulması öngörülmüştü. Muhammed Ali Cinnah, 1940’tan sonra
Hindistan Müslümanları arasında Kaid-i Azam (bü­yük önder) sıfatıyla anılmaya
başladı.

Karara,
İngiltere ve Kongre Partisi ayrı ayrı karşı çıktılar. 1944 Eylülü’nde Cinnah
ile Gandi son kez bir araya gelerek ortak davranma yollarını araştırdılar.
Gandi, Müslümanlar’dan ayrı bir ulus doğabileceğine inanmıyordu. Hindistan önce
İngiltere’den kurtulma­lı, ayrıntılar daha sonra Hindular ve Müslümanlar
arasında görüşülmeliydi. Müslümanlar’a verilecek haklar bu çerçevede ele alınmalıydı.
1944 görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı, Pakistan ile Hindistan’ın iki ayrı
devlet olarak kurulmalarının yolu açıldı. 13 Ağustos 1947’de İngiltere’nin
Hindistan’a bağımsızlık tanımak zorunda kalması üzerine, aynı gün hem Pakistan
hem de Hindistan devleri kuruldu. Muhammed Ali Cinnah, Pakistan’ın ilk genel
valisi ve kurucu meclis başkanı oldu.

Yaşamı,
Gandi ve Nehru’nun Hindistan’ın ba­ğımsızlığa kavuşması mücadelelerine koşut
mücadele içinde geçen Cinnah, önceleri Hindu-Müslüman birli­ğine inandıysa da
sonra bu tutumdan vazgeçerek Müslümanlar’a önderlik etti. Bunda, Kongre
Partisi’nin Nehru’nun etkisindeki koyu Hindu görüşlerinin izinde olmasının da
rolü oldu. Gandi ile de önemli görüş ayrılıklarına düştü. Gandi’nin mücadele
yönte­mini benimsemedi. Cinnah, pasif direnişin geçerli olamayacağını, koşullar
gerektirdiğinde şiddetin zo­runlu olabileceğini savunuyordu. Bu nedenle, Hindu
çevrelerince İngiltere’ye karşı yürütülen mücadeleyi bölmekle suçlandı.

Muhammed
Ali Cinnah, uzun ve kararlı bir mücadele sonunda Hindistan yarımadasında
çeşitli coğrafi bölgelere dağılmış ve birçok farklı dil konuşan Müslümanları
tek bir ulus ve devlet altında toplamayı başarmıştır.

Muhammed Ali Cinnah Eserleri:

  1. Speechs
    and Writings of
    Mr. Jinnah, (ö.s.), J. Ahmad (yay.), 2 cilt, 1960-1964;
  2. Quaid-i
    Azam Jinnah’s Correspondence, (ö.s.J.J. Ahmad-S.S.I’ırzada (yay.),
    1966.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri
Ansiklopedisi, Cilt 26, Anadolu yayıncılık.

Yorumlar kapalı.