Hüseyin Vâiz Kâşifî kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

kihaes 12/01/2015 0

Hüseyin Vâiz Kâşifî kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (ö. 910 / 1504-1505) Fütüvvetnâme-i Sultânî adlı eserin yazarıdır. İran’da Nişabur’a bağlı Sebzvâr şehrinde doğ­du. Künyesi Kemaleddin, lâkabı Vâiz, mahlası Kâşifî’dir. Vâiz-i Herevî ya da Kâşifî gibi isimlerle de tanınmıştır. Doğum tarihi kesin olarak bilin­mediği gibi hayatının ilk yılları hakkında da bilgi yoktur. Bununla beraber 860 (1456) Meşhed’e gittiği sıralarda genç yaşta olduğu bilgisine daya­nılarak yirmi yaşı temel alınmış ve 840 (1437) yılı civarında doğduğu düşünülmüştür. Buna göre çocukluk ve gençlik dönemini doğum yeri Sebzvâr’da geçirdiği ve dolayısıyla eğitimini de burada aldığı anlaşılmaktadır.

Hüseyin Vâiz Meşhed’den sonra 1471 yılı civa­rında Herat’a gitti ve uzun yıllarını geçirdiği bu şehirde asıl şöhretini kazandı. Ali Şir Nevai onun yirmi yıl Herat’ta yaşadığını yazmaktadır. Bu şe­hirde başta Abdurrahman Cami (ö. 898 / 1492) olmak üzere birçok âlim ve mutasavvıfla dostluk kurdu. Cami, medrese ve hângâhlardaki etkile­yici vaazlarının yanı sıra, mektup yazma (inşa), astronomi (ilm-i nücûm) gibi işlerle de uğraştı. Zamanla ilmi meselelerde bir takım müşkilatı çözen merci haline geldi. Sultan Hüseyin Bay-kara ve Ali Şîr Nevâî’nin desteğini gören Kâşifî, mensur ve manzum çok sayıda eser kalem aldı. Oğlu Fahruddin Safî Ali (ö. 939 / 1539) de iyi yetişmiş ve birçok kitab telif etmiş olan bir ilim insanıydı.

Onun Şiî bir ailede doğduğu söylenmiştir. Ancak halkın Şiî olduğu Sebzvâr’da Sünnî olmakla, Sünnilerin yaşadığı Herat’ta ise Şiî olmak iddia­sıyla yüz yüze kalmıştır. Bu yüzden mezhebi ko­nusuna açıklık getirecek bir bilgi yoktur. Bunun­la beraber Nakşibendiyye tarikatına intisap ettiği bilindiğine göre Sünnî olduğuna hükmetmek gerekir. Molla Câmî’nin ölümünden (898 / 1492) sonra Herat’tan ayrılan Kâşifi, 910 (1504-05) yı­lında Sebzevâr’da vefat etti.

Eserleri:

  1. Fütüvvetnâme-i Sultânî. Yedi bölüm halinde tedvin edilmiş olan eserde fütüvvet yolu, bu yolun türleri, edepleri, şed ve bey’at usulü, tac ve hırka giyme, şeyhlik, müritlik, şagirdlik ve ustalık şartları gibi konular ele alınmıştır. Müelli­fin Meşhed’de iken yazdığı bu eser onun fütüvvet yoluna mensup olduğunu gösteriyor. Eserde en çok kullanılan kaynaklar Mevlana Celâleddin-i Rumî’nin Mesnevisi ile Divan-ı Kebir Eseri Muhammed Ca’fer Mahcûb yayımlamıştır (Tah­ran 1350). Bu yayının Abdülbaki Gölpınarlı ta­rafından özet bir tercümesi yapılmıştır (İÜİFM, XVII / 1-4[1956], s. 127-155).
  2. Ahlâk-ı Muhsinî. Hüseyin Baykara’nın oğlu Ebü’l-Muhsin Mirza adına 900 (1495) yılında yazılmıştır. Kırk bölümden oluşan siyasetnâme türü bu eser birçok kereler basılmış (Bombay 1298, 1312, 1313; Leknev 1271, 1279; Tahran1321, 1326, 1328) ve çeşitli dillere çevrilmiş­ Türkçeye yapılan birçok tercümesinden ilki 1558 yılında Germiyanlı Firâkî Abdurrahman Çelebi tarafından gerçekleştirilerek Kanunî’nin oğlu Şehzade Bayezid’e sunulmuştur.
  3. Ravzatü’ş-şühedâ. Ehl-i beyt’e yapılan zulümleri ve Kerbela Vak’ası’nı anlatan müellifin en tanın­mış eseridir. 908 (1502) Hüseyin Baykara’nın kızı tarafından torunu Mirza Mürşidüddin için yazılmıştır. Eserin ilmî neşri Muhammed Rama­zan ve Ebü’l-Hasan Şa’rânî tarafından yapılmıştır (Tahran 1331, 1349). Muharrem ayında mersiye okuyanlar en çok bu kitaptan nakiller yaptıkları için onlara “Ravzahân” denegelmiştir. Eseri Âşık Çelebi, Tercüme-i Ravzatü’ş-şühedâ, Câmî-i Rumî ise Saâdetnâme adıyla Türkçe’ye çevir­miştir. Deh Meclis ve Müntehab-ı Ravzatü’ş-şühedâ’ adıyla kısaltılmış şekilleri de vardır (Storey, I / 1, s. 212).
  4. Envâr-ı Süheylî. Müellif Kelîle ve Dimne’yi Hü­seyin Baykara’nın emîrlerinden Şeyh Ahmed Süheylî’nin isteği üzerine bu adla yeniden kaleme almıştır. Eser ilk defa Kalküta’da basılmış (1804), bunu J. W J. Ouseley’in neşriyle (Hertford 1851) Kalküta (1916) ve Berlin (1301 / 1922) baskıları takip etmiştir. Eser, Alâeddin Ali Çelebi tarafın­dan Hümâyunnâme adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir. Avrupa’da da E. B. Eastwick (Hertford 1854) ve A. N. Wollaston tarafından (London 1877) İngiliz-ceye tercüme edilmiştir.
  5. Risâle-i Hâtimiyye (Kısas u Âsâr-i Hâtim-i Tâî). Müellifin 891 (1486) yılında Hüseyin Baykara adına yazdığı bu eser cömertliğiyle efsaneleşmiş Hâtem et-Tâî ile ilgili hikâyeleri içerir. Schefer (Paris 1883) ve M. R. Celâlî (Tahran 1320) ta­rafından yayımlanan eser Dâstân-ı Hâtim-i Tâî (Hâtem-i Tâî Hikâyesi) adıyla Türkçeye çevril­miştir.
  6. er-Risâletü’l-‘aliyye fi’l-ehâdîsi’n- Kırk hadis konusunda 875 (1470) yılında Farsça yazılmış bir şerh olup Şemseddin Ebü’l-Meâlî Ali el-Muhtâr en-Nessâbe en-Nakıb’e ithaf edilmiş­tir. Eser Abdurrahman Hibrî ve Taşköprizâde Kemâleddin Mehmed Efendi tarafından Türkçe-ye çevrilmiştir.

Hüseyin Vâiz’in ayrıca Fahreddin Hâce Ehad’ın astronomiyle ilgili Lübâbü’l-ihtiyârât fî ta’yîni’l­evkat adlı eserini tamamlayan astronomi ve astrolojiye dair Mevâhibü’z-Zuhal, Meyâminü’l-Müşterî, Kavâtiu’l-Mirrîh, Levâmiu’ş-Şems, Mebâhicü’z-Zühre, Menâhicü’l-‘Utârid ve Levâ’ihu’l-Kamer adlı risâleleri vardır. Öte yan­dan onun Kur’an’ın başından Nisâ sûresinin 84. âyetine kadar olan kısmının bir tefsiri olan Cevâhirü’t-tefsîr li-tuhfeti’l-emîr, Celâleddin-i Rumî’nin Mesnevî’sinden yaptığı seçmeleri ih­tiva eden Lübb-i Lübâb-i Ma’nevî, Yusuf suresi tefsiriyle ilgili Câmi’u’s-sittîn, inşa sanatına ait Mahzenü’l-inşâ’, Arapça ve Farsça mektupla­rını ihtiva eden Sahîfe-i Şâhî, şiirlerini ihtiva eden Dîvân-ı Kâşifi, sihir, tılsım ve kimyaya ait Esrâr-ı Kasımî ve Edebî sanatlardan bahseden Bedâyi’u’l-efkârfî sanâyi’i’l-âsâr adlı eserleri de vardır.

Rıza KURTULUŞ

Kaynak: Ahi Ansiklopedisi, 1. cilt, T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ankara, 2014

Yorumlar kapalı.