Ebû Muhammed, Abdu’llah b. Muhammed b. Ca’fer b. Hibbân el-Büstı el-Ensârî, meşhur bir âlimdir. (274) de doğmuş, İsfahan’da yetişmiş, (369) târihinde vefat etmiştir. Keşfü’z-Zunûn’a göre ismi Muhammed, künyesi Ebû Abdi’llâh, târih-i vefatı (354) dür. Rahmetu’llâhi aleyh.
Mevki-i İlmîsi
Ebü’ş-Şeyh müfessir, yüksek bir muhaddistir. İsfahan’ın en yüksek hafızı, zamaânının pek muhterem bir istinadgâhı sayılırdı. İbn-i Merdeveyh, Ebû Nuaym, Ebû Bekr el-Hatîb gibi muhaddisler kendisini tevsik ediyor, “A’lâm-i ümmetden bîri idi” diye kendisini tavsîfde bulunuyorlar.
Ebü’ş-Şeyh birçok ekâbire mülâki olmuş, bir nice eâzımdan müstefîd olmuştur. Ezcümle validesi tarafından ceddi : Zâhid Mahmûd b. el-Ferec’den ve İbrahim b. Sa’dân, Muhammed b. Abdi’llâh el-Hemedânî, Ebû Ya’Iâ el-
Mevsıli, Ebu Arube, el-Harrani gibi meşahirden hadîs ahzetmiş, kendisinden de Ebû Bekr Ahmeti b. Abdi’r-Rahmân cş-Şîrâzî, Ebû Bekr İbn-i Merdeveyh Ebu Nuaym, Süfyân b. Miskeveyh, Fadl b. Muhammed el-Kasânî gibi zâtlar rivayette bulunmuşlardır.
Dürrü’l-Mensûr gibi tefsirlerde Ebü’ş-Şeyh’den birçok rivayetler nakledilmektedir. Bunlardan üçünü kayd ediyoruz :
1- Ebü’ş-Şeyh[277] âyet-i celîlesinin tefsirinde Süfyân-ı Sevrî’den diye rivayet etmiştir. Yânî: Zât-ı Ulûhiyyeti düşünmek caiz değildir, bütün düşünceler bunda nihayet bulur.
2- Ebü’ş-Şeyh. İbn-i Abbâs’dan şu hadîs-i şerifi naklediyor : Resûl-i Ekrem salla’llâhu aleyhi ve sellem Zâtu’llâhı tefekküre dalmış bir cemâate müsadif olmakla : Diye buyurmuştur. Yâni : Mahlûkaatı tefekkür ediniz, Hâlik’ın hüviyyet-i ezeliyyesini tefekkür etmeyiniz. Çünkü siz buna kaadir olamazsınız.
3- Ebü’ş-Şeyh[278] âyet-i kerîmesi hakkında Ebû Meysere’den şöyle rivayet ediyor : Allâhu Teâlâ dilediğini azîz eder, dflediğini zelîl eder, esiri esaretten kurtarır. Yânî : bunlar şuûn-ı İlâhîden birer şe’ndir.
Müellefâtı: Ve saire.
Me’hazlar : Dürrü’l-Mensûr, Tezkiretü’l-Huffâz, Keşfü’z-Zünûn.[279]
KAYNAK: Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi (Tabakatü’l-Müfessirin), Bilmen Yayınevi

Yorumlar kapalı.