Charlemagne kimdir? Hayatı ve Eserleri

kihaes 12/08/2021 0

Charlemagne kimdir? Hayatı ve Eserleri: (742-814) Frank kralı ve Kutsal Roma-Cermen imparatoru. Batı Avrupa’daki iktisa­di, siyasi ve kültürel dağınıklığa son vermeye çalışmıştır. 2 Nisan 742’de doğdu, 28 Ocak 814’te Aix-la- Chapelle’de (şimdiki Aachen) öldü. Asıl adı I. Charles’dır. Gerçekleştirdiği büyük fetihler ve imparator olması nedeniyle Latince’de Büyük Kral anlamına gelen Carolus Magnus (Charlemagne) adıyla anılma­ya başlamıştır. Kral Kısa Pepin’in ikinci oğludur. Annesi Laon Kontu Caribert’in kızı Bertrade’dır. Charlemagne Saint-Denis manastırı başrahibi Foulard tarafından saray okulunda eğitildi. Çocukluğu babası­nın yönettiği savaşlara katılmakla geçti. Kısa Pepin 24 Eylül 768’de ölünce, kardeşi Carloman’la birlikte kral ilan edildi. Charles kendisine düşen Neustria, Austrasia ve Aktinya’nın bir bölümünün yönetimini üstlen­di. Carloman ise Aktinya’nın diğer bölümüyle, Alsa-ce Bourgogne ve Septinya’yı yönetmeye başladı. Carloman’a düşen topraklar Charles’ınkilerden çok daha geniş ve zengin olduğundan iki kardeş arasında çekememezlik başladı. Aktinya’da baş gösteren bir ayaklanmayı bastırmak için 769’da düzenlediği bir seferde Charles’a Carloman’ın yardım etmeyi reddet­mesiyle aralarındaki gerginlik daha da arttı. Anlaş­mazlık bir kardeş kavgasına dönüşmek üzereyken, Carloman 4 Aralık 771 ’de aniden öldü. Charles annesinin, Lombardiya Kralı Desidarius’un ve Bavyera Dükü Tassilo’nun desteğini alarak Carloman’ın çocuklarını saf dışı bıraktı ve tüm Frank Krallığı’nın yönetimine el koydu.

Charlemagne Franklar’ın kralı
olduktan sonra krallığının sınırlarını genişletme hareketine başladı. Amacı
iktidarını tehdit eden öğeleri yok etmek, gücü­nü tüm kıtaya, özellikle de
İtalya’ya yaymaktı. Frank İtalya’sını, oğlu Pepin’in yönetimine vermeyi ve Benerento
Vasal Düklüğü’nü Bizans ile Frank Krallı­ğı arasında tampon bir devlet yapmayı
düşünüyordu. Bu yolda ilk olarak Lombard Kralı Desidarius’a karşı harekete
geçti. Desidarius Roma’yı işgal ederek Papalık’ı tehdit etmeye, Frank
yandaşlarını öldürtmeye başlamış, Carloman’ın kendisine sığman dul eşinin
çocuklarına taç giydirmeye kalkışmıştı. Charlemagne 771’de evlendiği
Desidarius’un kızını boşayarak Lombardiya’yı işgal etti ve başkent Pavia’yı
kuşattı. Bu arada Papa I. Andrian ile birlikte bir ayine katılarak papadan
sağladığı yardım karşılığında İtal­ya’nın kuzeyindeki toprakları Frank
Krallığı’na ba­ğışlamasını istedi. Papa Charlamagne’ın isteğini kabul etti.
Bunun üzerine Charlemagne Lombardiya savaşı­nı tamamladı. Desidarius’u tutsak
aldı ve 5 Haziran 774’te Lombardlar’ın demir tacını giydi. Böylece Lombard
toprakları Frank topraklarına eklenmiş ve Kutsal Deniz’in bağımsızlığını tehdit
eden tüm öğeler ortadan kaldırılmış oldu.

Charlemagne, İtalya seferi
sırasında Aşağı Rhine bölgesinde Franklar’a saldırılar düzenleyen Saksonlar’la
772’den başlayarak savaştı. Putperest Saksonlar’la Franklar arasında 30 yıl
süren kanlı savaşların ilki Aşağı Saksonya ve Westphalia’da oldu. Charlemagne
775-777 arasında Sakson kabilelerini kitle vaftizleri yoluyla
Hıristiyanlaştırmaya çalışarak onları krallığı­na bağlama siyaseti güttü.
Saksonlar 777’de Pader-born’da toplanan, Arap ulaklarla Kuzey İspanyalı
elçilerin de hazır bulunduğu bir kurultayla Frank Krallığı’na bağlandılar.
Ancak, Widukind yönetimin­deki Saksonlar bir süre sonra Westphalia’da yeni bir
ayaklanma başlattılar ve Franklar’ın yandaşı olan Hıristiyan rahip ve soyluları
öldürdüler. Charlemag­ne bunun üzerine Saksonya’ya yeni bir sefer düzenlediyse
de Süntelgebirge yakınlarında ağır bir yenilgiye uğradı. 779-780 arasında, bir
süre önce sığındığı Danimarka’dan geri dönen Widukind ile yeniden savaştı ve
782’de Saksonlar’ı yendi; 4.500 Sakson’u öldürttü. Widukind’in 785’te teslim
olmasının ardın­dan, Saksonya’da yeni ayaklanmalar baş gösterdi. Charlemagne bu
ayaklanmaları bastırmak amacıyla, 799-804 arasında Saksonlar’ı toplu halde
sürgünlere yolladı, acımasız sindirme yöntemleri kullandı. Tüm bu mücadelelerin
sonunda 804’te Saksonlar, Frank­lar’a boyun eğdiler ve kayıtsız şartsız teslim
oldular.

Charlemagne, Saksonlar’ı ezmek için
yapılan savaşların en şiddetli döneminde, sınırlarını genişlet­mek amacıyla
başka seferler de düzenledi. Bu seferle­rin en ünlüsü Kordoba Emiri
Abdurrahman-Ul Gafikî’ye karşı ayaklanan Barcelona Valisi’ni destek­lemek
amacıyla yapılan İspanya seferidir. Charlemag­ne 778 yazında Saragossa’yı
kuşattı. Bu sırada başka bir Frank ordusu Katalonya’ya doğru ilerlemekteydi.
İsyan eden valinin saf dışı bırakılması Emir’in Franklar’ı tehdit etmeye
başlamasına neden oldu. Franklar Saragossa’dan geri çekilmek zorunda kaldılar.
Geri çekilme harekâtı- sırasında Roland Kontu ve Breton March komutasındaki
Frank orduları Roncesvalles yakınlarında ağır bir yenilgiye uğradı. Bu
yenilginin öyküsü Rolland Türküsü adlı epik şiirle destanlaşmış- tır.
Charlemagne’ın Ispanya seferinin ardından 785’te Frank Gaul’ü ile Müslüman İspanya
arasında askeri bir tampon bölge kuruldu.

Charlemagne 778’de yeğeni Bavyera
Dükü III. Tassalio’yu tahttan indirerek Bavyera Düklüğü’nü topraklarına kattı.
Düklük’ün batısını kontluklara böldü ve her birinin yönetimini Frank
Krallığı’na bağlı bir konta verdi. Düklük’ün doğusundaki Ost Mark (Avusturya)
ise bir askeri dük ya da sınır valisi tarafından yönetilen bir sınır bölgesine
dönüştürüldü.

Bu uygulamaların sonucunda Batı
Cermen kabileleri ilk kez siyasi bir birlik oluşturdular. Charlemagne 789-790
arasında Bretagne’da bir sınır beyliği kurarak başına küçük oğlu Charles’ı
getirdi.

Frank Krallığı için doğudaki en
büyük tehlike Yukarı Tuna bölgesinde yaşayan Asyalı kabilelerdi. Regensburg’u
Bavyera Düklüğü’nün merkezi yapan Charlemagne buradan Avarlar’a karşı birçok
sefer yöneltti. 791’de Avar Başbuğu Kağan Tudun’un ordugâhını basarak Avarlar’a
ağır bir darbe indirdi. 795, 796 ve 805 yıllarında yaptığı saldırılarla Avarlar’ın
gücünü kırdı ve krallıklarını haraca bağladı Avar başbuğu Hıristiyanlık’ı kabul
ederek Charlemagne’a boyun eğdi. Franklar’ın Avarlar’a karşı kazandıkları bu
zaferle bütün Tuna Ovası’nın egemenliği Frank­lar’a geçti.

800’e gelindiğinde Charlemagne
Büyük Britan­ya Adaları dışında kalan tüm Hıristiyan Batı dünya­sının
yöneticisi haline gelmişti. Bizans İmparatoriçesi İrina ile kilisede resim
kullanılması konusunda arası açık olan Papalık, Charlemagne’ı Hıristiyanlık’ın
koruyucusu siyasi bir önder olarak görüyordu. Bütün bunlara ek olarak Papa
Andrian, Charlemagne’ın koruyuculuğuna sığınarak merkezi İtalya’da Papalık’a
ait özerk bir devlet kurmak istiyordu. Charlemagne’ın, Roma’yı ikinci kez
ziyaret ederek, papadan, oğullarının Lombardiya ve Aktinya kralları olarak
taçlandırılmalarını istemesi, Bizans İmparatoriçesi İrina’nın İtalya’nın yeni
konumunu kabul etmek zorun­da kalmasına neden oldu. Papa III. Leo, Mayıs 799’da
düşmanları tarafından saldırıya uğrayınca Roma’dan kaçarak Charlemagne’a
sığındı. Charlemagne’ın 800’de papayı Roma’ya geri götürerek yeniden papa­lık
makamına oturtması saygınlığını büyük ölçüde artırdı. Aynı yılın Noel günü,
Charlemagne, papa tarafından Kutsal Roma İmparatoru ilan edildi. Böy­lece
Charlemagne 476’da yıkılan Batı Roma İmparatorluğu’nun ardılı ve Kutsal
Roma-Cermen İmparatorluğu’nun kurucusu oldu. Bu olayla, aynı zamanda, 324
yıldır Avrupa’daki tek imparatorluk olan Bizans’ın nüfuzu kırıldı,
Hıristiyanlık’ın merkezi Roma’nın denetimi Bizans’tan Franklar’a geçti.

Charlemagne, yeni konumundan kaynaklanan
ve savaşa yol açabilecek sorunları diplomasi yoluyla çözmeyi başardı. En ciddi
rakibi olan Bizans impara­toru I. Michael, 812’de Aachen’a yolladığı elçileri
aracılığıyla, Charlemagne’ı Basileus (Doğu Roma İmparatoru) olarak tanıdığını
bildirdi. Charlemagne Abbasî Halifesi ile de barışçıl ilişkiler sürdürdü ve
bunun sonucunda Kudüs’te ayrıcalıklı bir konum elde etti.

Frank geleneği gereğince, iktidar,
miras yoluyla, babadan oğula geçiyordu. Yönetim temel olarak kişisel olmakla
birlikte siyasi hizmetleri karşılığında maddi çıkarlarla ödüllendirilmiş olan
lordlar ve kont­larla paylaşılıyordu. Charlemagne’ın imparatorluğu­nun
güçlenmesi ve genişlemesinde getirilen yeni toprak düzeninin önemli katkısı
oldu. Bu yeni toprak düzeni, daha sonra Avrupa’da gelişecek olan feodal
sistemin önemli öğelerini içermekteydi. Frank Krallığı’nın sosyal yapısında
krala bağlılık yemini etmiş ve bu yemine karşılık olarak da kendilerine toprak
verilmiş soyluların (vasal) önemli bir yeri vardı. Vasallar kendilerine verilen
topraklarda yaşayan köy­lülerden vergi toplama ve yargı erkini kullanma hakkına
sahiptiler. Topraklan büyük olan vasallar, topraklarının bir bölümünü
“valvensor” denilen baş­ka soylulara devredebiliyorlardı. Vasala bağlılık ye­mini
eden bu kişilerin kendi topraklarında vasalinkine benzer haklan vardı.
Valvensorlar ise aynı haklan “valvasin” denilen başka soylulara
verebiliyorlardı. Bağlılık yeminiyle toprak verilen soyluların, kralın
savaşlarına askeri güçleriyle katılma yükümlülükleri de vardı, imparatorun
merkezi otoritesi, birbirlerine yeminlerle bağlanmış soylular aracılığıyla
sağlanıyor­du. Charlemagne bu kişilerin kendi otoritesine karşın güçlenmelerini
engellemek ya da aralarında çıkabile­cek anlaşmazlıkların çözümünü
sağlayabilmek için bir denetleme sistemi geliştirdi. “Missi dominici” deni­len
ve biri sivil diğeri dini iki kişiden oluşan özel denetleme memurları
aracılığıyla denetimi sağladı. Bu memurlar Charlemagne’a düzenli olarak
raporlar sunarlardı. Charlemagne ayrıca seçkin savaşçılardan oluşan “vassi
dominici”ler!e de otoritesini güçlen­dirdi.

Charlemagne kiliseye danışmanlık
yapar ve di­siplin konularında müdahale edebilirdi. Yılda bir ya da iki kez
toplanan genel kurula imparatorluğun her yanından gelen soylular ve en yetkili
devlet memurla­rı katılırdı. Bu toplantılarda, tüm askeri, hukuki ve dini
sorunlar görüşülürdü.

Charlemagne’dan önceki dönemde
toplumun hukuk sistemi yazılı ya da sözlü, geleneklerden kaynaklanan ya da
merkezi otoritenin yürürlüğe koyduğu yasalardan oluşurdu. Ticaretin yaygınlaştığı
Charlemagne döneminde aynı bölgede yaşayan toplu­luklarda farklı yasalar
uygulanmaya başlamış, bu da birçok çatışmalara neden olmuştu. Charlemagne’ın
her biri yasa gücünde olan Capitulaire’leri (kararna­meler) imparatorluk
sınırları içinde hukukun tekleş­mesini sağladı. İlk başlarda sözlü olan bu
kararname­ler zamanla yazılı hale geldiler. Charlemagne’ın ceza konularıyla
ilgili yasaları da Capitulaire’ler içinde yer aldı. Ancak Thüringen Kontu’nun
Franklar’ın merke­zileştirme hareketine karşı 786’da başlattığı ayaklan­ma ile
soyluların Charlemagne’ın oğlu Pepin’i tahta geçirmek üzere 792’de
başkaldırmaları hiçbir zaman kayıtlara geçirilmedi.

Charlemagne’ın ordusunun
örgütlenişi feodal nitelikteydi. Savaş başladığında imparator toprak sahibi
vasatlara ve diğer soylulara bir çağrı yaparak ordularını toplamalarını
isterdi. Çağrıyı haber alan soylular kendilerine bağlı kişilerden
oluşturdukları ordularıyla imparatora yardıma giderlerdi. Toprak verilen
soyluların orduya hizmet vermelerinin zorun­lu olması, imparatorluk yönetimi
için giderek bir engel oluşturmaya başladı. Charlemagne bu nedenle savaşmak
istemeyen lordlardan alabildiğince çok kay­nak alarak devleti mali yönden
güçlendirmeye çalıştı.

Charlemagne’a göre, imparatorluk
ekonomisinin güçlenmesi tarımda büyük işletmelerin egemen olma­sına bağlı idi.
Tarımsal verimi artırmak için küçük mülkleri birleştirerek büyük tarım
alanlarına dönüş­türmeye çalıştı. Tarımın örgütlenmesine ilişkin yasa­lar ise
kendisine gelir ve siyasi güç sağlayan kendi topraklarından başka hiçbir yerde
uygulanmadı. Charlemagne imparatorluk sınırları içindeki farklı ölçü ve ağırlık
birimlerini tekleştirerek pazarın bütün­leşmesi yolunda önemli bir adım attı.
Ayrıca bozuk ayarlı paralan dolaşımdan kaldırdı.

Charlemagne’dan önceki Merovenjler
döneminde kralların sürekli bir ikametgâhları yoktu. Frank kralları yazın
yolculuk ederler, askeri seferler yapar­lar, kışın ise saraylarından birinde
yaşarlardı. Charle­magne kral olduktan sonra kendisine Aachen’da bir saray yaptırdı.
Seferleri dışında kalan tüm zamanını burada geçirmeye başladı. Sarayda ailesi,
“capella” denilen özel din adamları ve geçici memurlarıyla birlikte otururdu.
Charlemagne sarayının siyasi, idari ve kültürel bir merkez olmasını
istediğinden buraya dünyanın dört bir yanından ünlü bilim adamları ge­tirtti.
Bu bilginlerin en ünlüleri York Okulu’nun hocası Alcuin, Einhard, Ispanyol
Teodulfa, Italyan Paolu Diacono ve Pietro di Pisa’ydı. Bilginlerin yardımıyla
bir saray kitaplığı, din adamlarıyla devlet memurlarının yetiştirilmesi için
bir saray akademisi kurdu. Charlemagne döneminde Latince resmi dil oldu ve
karolin küçük harfleri denilen tek bir yazı kullanıldı. Ders kitapları adında
kitlelere yönelik kitaplar çıkarıldı, okul sayısı artırıldı ve mesleki eğitimin
niteliği geliştirildi. Sarayın kültürel etkinlik­leri edebiyat ve şiir
dünyasını da kapsadı. Manastırlar­daki eski ve kutsal elyazmaları çoğaltılarak
saray kitaplığına taşındı.

Charlemagne, merkezileşmeyi
kolaylaştırmak amacıyla imparatorluğun her yerinde tek bir kilise düzeni
sağlamaya çalıştı. 784-785 arasında kendi adına Alcuin tarafından kaleme alınan
“Epistula de litteris colendis” ile Latin dili ve edebiyatının tüm kilise
okullarında yoğun biçimde öğretilmesini istedi. Okumayı ve öğrenmeyi seven bir
kişi olduğu için ilerlemiş yaşında Latince, Grekçe, matematik ve astro­nomi
öğrendi. Biyografisi, 817 -836 arasında Einhard tarafından Vita Karoli Magni
başlığı altında kaleme alındı.

Charlemagne imparatorluğunun son
yıllarında artan güçlüklerle karşı karşıya kaldı. Bu güçlüklerin en önemlisi
imparatorluk yönetiminin tek bir kişinin iradesine bağlı olması, ücretli
memurluk sisteminin ve sürekli bir ordunun bulunmaması, iktisadi kaynakla­rın
yetersizliği, imparatorluk sınırları içinde ulaşım ağının kurulmamış olmasıydı.
Bunlara ek olarak açlık ve veba salgınlarının ortaya çıkması ve halkın hoşnut­suzluğunun
artması imparatorluğun geleceğini tehli­keye sokuyordu. 811 ’de vasiyetini
açıklayarak mirası­nın büyük bir bölümünü imparatorluğun çeşitli yerlerinde
bulunan kiliselere bıraktı.

Charlemagne, önce Frank kralı,
800-814 arasın­da da Kutsal Roma-Cermen imparatoru olarak Batı Avrupa’daki tüm
Hıristiyan topraklarını ele geçirdi. Kiliseyi, misyonerleri ve feodal kurumlan
kullanarak Papalık ile dayanışma içinde dm ve yönetim reformla­rı yaparak Orta
Çağ başındaki siyasi ve kültürel dağınıklığa son vermeye çalıştı. Alpler’in
kuzeyinde güçlü bir merkezi yönetimin temellerini attı.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, Cilt 25, Anadolu
yayıncılık.

Yorumlar kapalı.