Thomas More kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 06/09/2014 0

Thomas More kimdir? Hayatı ve eserleri: Thomas More (1478-1535), Machiavelli kadar modern bir  filozof olmayıp,  tipik bir geçiş dönemi ya  da  Rönesans  filozoftur.  Bu  başkaca  şeyler  yanında,  Platon’un  Devlet’inden  etkilenerek  kaleme aldığı  Utopia  adlı  eserinden,  Ütopya  adası  üzerine  kurulan  ideal  bir  devleti  betimlediği  felsefi romanından  bellidir.  Söz  konusu  eser  ya  da  ütopya,  More’un  zamanının  toplumsal  ve  iktisadi koşullarına  yönelik  oldukça  sert bir  eleştiriyi  çağın  dünyevi  ruhuna  tamamen  aykırı  düşecek  şekilde basit bir ahlaki hayatın  idealizasyonuyla birleştiren hayli alışılmadık veya çok garip bir eserdir. More ve  eseri Machiavelli’den  bu  bakımdan  farklılık  gösterdi; Machiavelli,  temel  eseri  olan  Prens’le,  bu eserde ortaya konan modern politik görüşlerle tanınmıştı. Fakat More’da durum pek de böyle olmadı; hatta onun eserinin en azından bazı noktalarda çağın ruhuna aykırı olduğu bile söylenebilir. Fakat bir yandan da onun kitabının en azından kısmen Machiavelli’nin eserinde ortaya konan, din ve  ahlaktan bütünüyle bağımsız bir politika anlayışına, devlet idaresi sanatına karşı bir eser olarak kaleme alındığı söylenebilir.  Ütopya  gerçekten  de  giderek  yükselen  ticari  sömürü  ruhuna  karşı  radikal  bir  protesto olarak  kaleme  alınmıştır.  Bu  açıdan  bakıldığında,  onun  Machiavelli’nin  Prens’inin  tam  tersine muhafazakâr bir eser olduğunu söylemek  gerekir. Öte yandan More,  aynı  eserde daha sonra modern sosyalizm tarafından tekrarlanacak olan bazı görüşleri ortaya koyar.

More,  Ütopya  adlı  eserinin  birinci  bölümünde  bu  yüzden  eski  tarıma  dayalı  iktisadi  sistemin, toprakların zengin mülk sahipleri tarafından kapatılması suretiyle yıkılmasına  tepki gösterir. Ona göre madde  hırsı  ve  zenginlik  arzusu  işlenebilir  mümbit  toprakların,  koyunların  geniş  alanda otlanabilmelerini  temin  etmiş ve böylelikle de yünlerini yabancı pazarlara satmak amacıyla çayırlara dönüştürülmelerine  yol  açmıştır.  Söz  konusu  kazanç  hırsının  bir  parçası  olarak  toprakların  ve dolayısıyla  zenginliğin  az  sayıda  insan  elinde  toplanması,  malı  mülkü  olmayan  yoksul  bir  sınıfın doğuşuna  ve  niceliksel  olarak  artışına  yol  açmıştır.  Bu  yüzden  yine  aynı  dönemde  yoksulların ayaklanmalarını önlemek veya onlara gözdağı vermek amacıyla, sözgelimi hırsızlık  için oldukça ağır ve korkutucu yasalar çıkarılmıştır. Yoksullara hayatlarının  idamesi  için gerekli koşulların sağlanması gerektiğini,  zira  insanları  suça  iten  şeyin  esas  itibariyle  ihtiyaç  olduğunu  savunan More’a göre,  söz konusu ağır cezalar da bir işe yaramamıştır. Koşulların her geçen gün daha da bozulduğu İngiltere’de, More’un noktaı  nazarından hükümet  de  diplomasiyle  uğraşmak  ve  savaşa  girmek  dışında  hiçbir  şey yapmamaktadır.  Savaş,  harcamaların  artırılması  ve  dolayısıyla  vergilerin  yükselmesi  anlamına  gelir; savaş bittiği zaman, askerlerin kendi kendini beslemekten aciz bir topluma atıldığını söyleyen More, şu halde güç politikasının iktisadi ve toplumsal bozukluk ve kötülükleri artırdığını öne sürer. More, Ütopya’nın birinci bölümünde bu şekilde eleştirdiği ticaret veya kazanç toplumunun yerine, ailenin temel birim olduğu bir tarım toplumu öne sürer. Bu yeni, ideal toplumda özel mülkiyet ortadan kaldırılmış olup, bir mübadele  aracı olarak para kullanılmaz. Bütün bu düşünce ve önerilere  rağmen, onun Ütopya adasında kurduğu  ideal devleti, eğitimsiz köylülerin cumhuriyeti olarak  tasarlamadığına dikkat etmek gerekir. Herkese asgari hayat koşullarının sağlandığı söz konusu Ütopya adasında çalışma saatleri  günde  altı  saate  indirilmiş  olup,  insanların  kalan  zamanlarda  kültüre,  kendilerini  entelektüel yönden geliştirecek çalışma ve araştırmalara yönelmeleri teşvik edilir.

More’un  düşünce  tarihinde  dini  hoşgörü  idealini  ilk  kez  ifade  eden  kişi  olduğu  söylenebilir. Ütopyasının  temellerini  oluştururken, Hrıstiyan  vahyinden  ayrılarak  doğal  bir  din  anlayışı  geliştiren More’a  göre,  farklı  görüşlere,  kanaat  ve  inançlara  saygı  gösterilmesi  ve  teolojik  ihtilaflardan sakınılması  gerekir.  O,  yine  de  Tanrının  varoluşunu  ve  inayetini,  ruhun  ölümsüzlüğünü  ve  ahiret hayatına ait ödülleri reddeden insanlara resmi görevler verilmemesi gerektiğini söyler. Bir insan kişisel olarak her ne düşünürse düşünsün, devletin ve toplumun esenliği söz konusu inançların kabulüne bağlı olduğu  için  doğal  din  ve  ahlakın  doğrularının  sorgulanmasına,  mezhep  çatışmalarının  ve  din savaşlarının dehşetini yaşamış olan More, hiçbir şekilde izin vermez.

More, Machiavelli’den farklı olarak, ahlakın politikadan ayrılmasına da olumlu bir gözle bakmadı; biraz da bundan güç alarak kendi çıkarları peşinden koşan yöneticileri şiddetle eleştirdi. Düşüncelerinin önemli  bir  kısmı,  sözgelimi  ceza  hukukuyla  ilgili  düşünceleri  alabildiğine  makul  ve  ileriydi,  aynı şekilde herkes için güvenlik ve dini hoşgörü ideali çağın oldukça ilerisindeydi. Politik idealleri pek çok bakımdan  aydınlanmış  ve pratik  idealler  olmakla birlikte,  onun  esas  politik  ideali  geçmişin  organik, işbirliğine  dayalı  modern  öncesi  toplumunun  bir  tür  idealleştirilmesi  olarak  görülebilir.  Onun  karşı çıktığı güçlerin ve eğilimlerin, kendi gelişme  seyirleri  içinde, kapitalist gelişme sürecinin  tam olarak eşiğinde  bulunan  bir  hümanistin  ütopyası  tarafından  engellenebilir  veya  tersine  çevrilebilir  nitelikte olmadığı, kısa bir süre içinde ortaya çıkacaktır.

Kaynak: Felsefe Tarihi, Ahmet Cevizci

Yorumlar kapalı.