Noam Chomsky kimdir? Hayatı ve Eserleri

kihaes 12/10/2021 0

Noam Chomsky kimdir? Hayatı ve Eserleri: (1928) ABD’li dilbilimci. Dilbilimde yeni bir çığır açan üretici-dönüşümsel dilbil­gisi kuramının öncüsüdür. 7 Aralık 1928’de Philadelphia’da doğdu. SSCB’den ABD’ye göç etmiş bir ailenin oğludur. İbranice öğretmeni olan babasının Orta Çağ İbranice- si üstüne bir kitabı vardır. Chomsky daha lise çağındayken New York’taki ilerici, aydın Musevi çevresinin etkinliklerine ilgi duydu; Arap-Israil soru­nuyla yakından ilgilendi. Lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Philadelphia’daki Pennsylvania Üniversitesi’nde yaptı. Burada yapısalcı bir dilbilim eğitimi gördü ve dönemin ünlü dilbilimcisi Zellig Harris’in öğrencisi oldu. Harris’in politik düşüncele­rinden de etkilenen Chomsky, bir süre dilbilim alanında onunla birlikte çalıştı. 1951-1955 arasında Harvard Üniversitesinde çalışmasını sağlayan bir bilimsel araştırma bursu kazandı. 1955’te MIT’e (Massachusetts Institute of Technology) öğretim üye­si olarak girdi. Daha sonra belirli sürelerle Princeton, Berkeley, Oxford, Cambridge, Yeni Delhi, Stanford, Leiden üniversitelerinde konuk profesör, konuşmacı ya da araştırmacı olarak bulundu. 1984’te MIT’de dilbilim profesörü olarak çalışmaktaydı. Kendisi gibi dilbilimci olan, Harvard Üniversitesi öğretim üyele­rinden Carol Chomsky ile evlidir.

Chomsky dilbilimciliğinin yanı sıra politika, felsefe ve ruhbilim alanlarındaki çalışmalarıyla ABD’ nin aydın çevrelerinde etkili olmuştur. Gerçek aydın­ların insanlığı ilgilendiren konularda tavırlarını belirt­meleri gerektiğine inanmaktadır. Özellikle 1965-1973 arası ABD Hükümeti’nin Vietnam politikasına karşı yürütülen harekette yazıları ve konuşmalarıyla önem­li bir rol oynamıştır. Kapitalist sistemin yanı sıra sosyalizmi de eleştirmiş, özellikle SSCB’deki yönetici kesime eleştiriler yöneltmiştir. 1969’da yazdığı American Power and the New Mandarins (“Amerikan Gücü ve Yem Mandarinler”) adlı kitabında ABD’de “liberal” gözüken akademik kurumların, var olan kapitalist sisteme nasıl hizmet ettiklerini ve Vietnam’daki ABD emperyalizminin çeşitli yönlerini anlatır. 1973’te yazdığı For Reasons of State, onun politik görüşlerini ve politik kuramını en açık seçik ortaya koyan kitabıdır. Bu kitapta Çin Hindi’ndeki savaşla ilgili makaleleri, Pentagon Dosyası’nın titiz ve eleşti­rel bir incelemesi, Amerikan süper gücü üstüne eleştirel görüşleri, hükümetlerin kriz dönemlerinde üniversitenin rolü üzerine düşünceleri, ayrıca Skinner’in davranışçı yaklaşımının bir eleştirisi ile dil ve özgürlük üstüne bir deneme yer alır. Vietnam soru­nunun kapanmasından sonra da ABD Hükümeti’nin karıştığı çeşitli olaylar konusunda Amerikan kamuo­yunu bilinçlendirmek ve aydınlatmak amacını güden Chomsky’nin Arap-Israil çatışması, Şah döneminde ABD-Iran ilişkisi ve insan hakları konusunda birçok çalışması vardır.

Chomsky felsefe, dilbilim ve ruhbilimin birbirle­rinden tümüyle ayrı ve kopuk alanlar değil, tersine bir bütünün parçaları olduğunu düşünür. Ona göre insanın düşünen, yaratıcı, belirlenimci! (deterministte) olmayan ve özgürlük arayan bir doğası vardır. Dilbi­lim çalışmalarının, Descartes’a dayanan usçuluk (rationalism) anlayışını büyük ölçüde doğruladığım savu­nur. Bloomfield ve Amerikan Yapısalcı Dilbilim Okulu’nun benimsemiş olduğu davranışçı (behavıorist) ve deneyselci (empirisist) anlayışın kesinlikle karşısındadır. Bu anlayış, insanın hareketlerini ve kararlarını daha önce olan olayların ortaya çıkardığı neden-sonuç ilişkilerince belirlenen bir çerçevede ele alır. Oysa Chomsky’ye göre çeşitli yetilerle donatıl­mış olarak dünyaya gelen insanın bilgi edinebilmesi, çevresindeki uyaranların (stimulus) belirlemesiyle de­ğil, yetilerinin ona kazandırdığı özgürlüklerle olur. Chomsky bu görüşlerini birçok yazısına ve kitabına konu etmiştir.

Chomsky Cartesian Linguistics’de (“Kartezyen Dilbilim”) dilbilimin usçuluğu nasıl doğruladığını, Language and Mind (“Dil ve Zihin”) adlı kitabında da dil yetisinin usun bir parçası olduğunu göstermeye çalışmıştır. Problems of Knowledge and Freedom (“Bilgi ve Özgürlük Sorunları”) başlığı altında topla­nan, 1971’de Cambridge Üniversitesinde verdiği ve “Russell Konuşmaları” olarak bilinen bir dizi konfe­ransında, dünyayı anlayıp yorumlama ve değiştirme konusunda Russell’ın ele aldığı bazı noktalardan yola çıkar. Bu konuşmalarında insanın yaşadığı kısıtlı deneyimlerin bu karmaşık dünyayı algılamada yeter­siz kaldığını ve bunun ancak doğuştan var olan yetiler yoluyla başarılabileceğini, dilbilimden de aldığı çeşitli örneklerle kanıtlamaya çalışır. Reflections on Langua­ge (“Dil Üstüne Düşünceler”) adlı yapıtında da, dilin nasıl edinildiğini araştırmanın insanın bilişsel yapıları­nı (cognitive struetures) anlamaya yardımcı olduğunu ve bu bilişsel yapıların, insanın davranışlarında yön­lendirici bir etkisi olduğunu söyler. 1977’de Fransız dilbilimci Mitsu Ronat ile yaptığı bir söyleşi daha sonra bazı değişikliklerle Language and Responsibility (“Dil ve Sorumluluk”) adıyla yayımlanmıştır. Bu kitabın ilk bölümünde Chomsky’nin politika, dil, ahlak ve aydınların işlevi gibi konulardaki görüşleri­ne, ikinci bölümde ise, üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramının tanıtılmasına yer vermiştir.

Chomsky’nin dil anlayışı, yetiştiği yapısalcı gö­rüşün öncülerinden olan Bloomfield’inkinden tümüy­le farklı olarak tümdengelim (deduetion) yöntemine dayanır. Dilbilim, doğal dillerdeki ortak özellikleri belirlemelidir. Bu açıdan Chomsky, Bloomfield’i eleştiren ünlü dilbilimci Roman Jakobson ile aynı görüştedir. Jakobson gibi Chomsky de dilde -sesbi­lim, sözdizim ve anlambilimde- evrensel bazı birimle­rin olduğuna inanır. Burada “evrensel” sözcüğü değişik bir biçimde kullanılmaktadır; sözü geçen bu birimler her dilde bulunmayabilir, ancak bu birimle­rin tanımı herhangi bir dildeki kullanılışlarına bağlı olmadan, genel bir dilbilim kuramı içinde, daha soyut ölçütlerle belirlenmiştir. Diller arasındaki benzerlik­ler, yüzeysel yapılardan (surface strueture) çok, daha soyut bir düzeyde bulunan derin yapılarda (deep strueture) gözlemlenebilir. Chomsky’e göre, bütün diller arasında, soyut bir düzeyde de olsa, benzerlik­lerin bulunması, ancak bütün insanların aynı dil yetisine sahip olmaları ile açıklanabilir. Bu dil yetisi insanın biyolojik gelişimiyle birlikte ortaya çıkar ve gerekli koşulların (bir dilin konuşulması gibi) bulun­duğu bir ortamda çocuk tarafından kullanılmaya başlanır. Bir çocuğun anadili, onun yakın çevresinde konuşulan ve sürekli olarak duyduğu dildir. Yoksa hiçbir çocuk belli bir dili anadili olarak konuşmak üzere doğmamıştır.

Noam Chomsky, çocukların dili yaratıcı bir biçimde kullanabilmelerinin, yani daha önce hiç duymadıkları tümcelerde olduğu gibi, ilk kez duydukları bir tümceyi anlayabilmelerinin ancak insanın beyninde, bir bakıma bir bilgisayar olarak düşünülebilecek soyut bir evrensel dilbilgisi sisteminin (dizge) var olmasıyla açıklanabileceğini ileri sürer. Çocuk, yetisi­nin bir parçası olan bu evrensel dilbilgisi sistemi ile doğar, bu sistemin sayesinde, hangi dili duvarsa onu öğrenir ve o dilin özelliklerini edinir. Üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramına göre, dilbilimcilerin en güç görevlerinden biri de işte bu evrensel dilbilgisi siste­minin işleyişini açıklayacak olan birimlerin ve kuralla­rın ortaya çıkarılmasıdır. Davranışçı ve deneyselci görüşün benimsediği dil anlayışına göre çocuk çevre­sinde konuşulanları tekrarlayarak o dili öğrenir. Noam Chomsky bu görüşün, çocuğun daha önce hiç duy­madığı bir tümceyi nasıl kurduğunu ve anladığını açıklamadığını ileri sürerek davranışçıları sert bir biçimde eleştirmiştir. Böylelikle ruhbilimde de uzun süren tartışmalara ve yeni araştırmaların yapılmasına yol açmıştır. Zamanın ünlü davranışçı ruhbilimcisi Skinner ile olan görüş ayrılıkları, 1959’da Chomsky’nin Skinner’ın Verbal Behavıor (“Sözsel Davranış”) adlı kitabını eleştirmesiyle başlamış, uzun yıllar her iki bilim adamının çeşitli yazılarına konu olmuştur.

Noam Chomsky için insanın dil vb. davranışlarının gözlemlenebilir yanları, ancak bu davranışların altın­da yatan gizli kuralları anlamaya yaradığı sürece önemlidir; bilim de bu gizli, doğrudan elde edilmeyen kuralların ortaya çıkarılmasıyla ilerleyecektir. İnsan­ların sözsel davranışları, yanı dili kullanışları onların dilsel edimleridir (linguistic performance).

Dilsel edinç (linguistic competence) ise insanların anadilleri üstünde sahip oldukları bilgidir, ancak genellikle insanlar böyle bir bilgiye sahip olduklarının bilincinde değildir. Noam Chomsky dilsel edimi bir buzulun suyun üstündeki gözle görülebilir parçasına benzetir, dilsel edinç ise buzulun deniz altında kalan, görülme­yen bölümüdür; bu bölüm olmadan suyun üstündeki parça da olama?. Noam Chomsky için dilde asıl amaç edinci anlamak ve betimlemektir; bu da kısmen edim yoluyla olabilir. Chomsky’nın 1957’de yazdığı ve üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramının temellerini oluşturan Syntactıc Struaıtres (‘Sözdizimsel Yapılar’) adlı kita­bı çıkmadan önce Amerikalı dilbilimciler için dilbi­lim, yalnızca insan dilinin öğelerinin saptanmasını ve sınıflandırılmasını amaç edinmiş bir disiplindi. Chomsky’nin, tümcelerin sözdizimsel yapılarını be­lirlemeye çalıştığı bu yapıtında, Amerikan Yapısalcılığı’nın ve özellikle Harris’ın izlerine rastlanır. Ancak onlardan ayrıldığı en önemli nokta, Amerikan Yapısalcılarından önce yaşamıs olan Wilhelm von Humbolt ve F. de Saussure’ün de önemle üzerinde durmuş oldukları- dilin “yaratıcı” yanının yeniden vurgulanmasıdır. Bir dilde yapılabilecek olan tümce­ler sonsuzdur, ancak bu tümcelerin sınırlı olan sözdizimsel yapılarının belirli kuralları vardır. Chomsky’e göre dilbilimcilerin görevi bu kuralların ortaya çıkarılması ve biçimsel (formül) olarak betim­lenmesidir.

Üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramı, Chomsky’nin 1965’te yayımlanan Aspects of the Theory ot Syntax (“Sözdizim Kuramının Çeşitli Yönleri”) adlı kitabında olgunluğa erişir; bürün sorun dildeki belirli seslerin yan yana dizilmesi ile taşıdıkları anlam arasındaki ilişkinin çözümlenmesi ve açıklanmasıdır. Bloomfield ve Amerikan Dilbilim Okulu’nun. dik­katle toplanmış olan bir bütünceye (corptus) dayanan dil betimlemeleri, Noam Chomsky için doyurucu olmaktan çok uzaktır. Bir bütünce, ne kadar titizlikle toplanmış olursa olsun, bir dilin nasıl kullanıldığını bütün yönleriyle gösteremez ve dilbilimde asıl amaç olan dilsel edinci anlamak için yetersizdir. Ayrıca, insanlar dilsel edimlerinde, yani bir dili kullanırken her zaman düzgün tümcelerle konuşmadıklarından ve çeşitli nedenlerle dil hataları yaptıklarından, bir bütüncede bir dil betimlemesi için yanıltıcı olabilecek veriler bulunabilir. Üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramı dil­sel edinci betimlemeyi amaç edindiği için, insanların konuşurken yaptığı dil hatalarının böyle bir betimle­mede yeri yoktur. Bir bakıma bu kuram ile betimle­nen, “idealize” edilmiş bir dilsel edinç olacaktır ve bu da kuramın zayıf yanlarından biridir. Üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuranıma yöneltilen eleştirilerden bazıları, “ideal” konuşmacı ve dinleyici olamayan bir dünyada böyle bir “idealizasyon”a gidilmesinin dili anlama bakımından yararlı olmadığını vurgular.

Dilsel edincin ortaya çıkarılmasında, edimden yararlanılabileceği gibi, bir dili anadil olarak konuşan­ların sahip oldukları dilsel seziler (linguistic ıntutitıon ) de önemli bir ver tutar. Bu dilsel seziler sayesinde insanlar çeşitli dilsel yargılarda bulunurlar. Örneğin aynı dili anadil olarak konuşan bütün insanlar -oku­ma yazma bilseler de, bilmeseler de- bir tümcenin sözdizimsel olarak doğru kabul edilip edilmeyeceği, bir tümcenin birden fazla anlamı olup olmadığı ya da değişik sözdizisel yapıları olan tümcelerin aynı anla­ma gelip gelmediği konusunda genellikle aynı yargıya varırlar. Bu da aynı anadili konuşan insanların, bilinçsiz bir düzeyde de olsa, belirli dil kurallarına sahip olduklarını gösterir; böyle veriler dilsel edinci ortaya çıkarmakta çok yararlıdır.

Biçimsel bir dil kuramı olan üretici-dönüşümsel dilbilgisi için bir dilin “gramer”i, sesbilim, sözdizim ve anlambilimden oluşan bir kurallar sistemidir. Ancak, bu üç ana bölüm içinde asıl ağırlık sözdizimdedir. Bu kurama göre, sesbilim bölümünde o dilin ses sistemi betimlenir, yani o dildeki ses birimlerinin ayırıcı özellikleri saptanır, değer­lendirilir ve o dilde bulunan sesbilim kuralları verilir.

Bu sesbilim kuralları, sözdizimin ürettiği yüzeysel yapıya uygulanarak bir tümcenin seslendirilmesini sağlarlar. Chomsky’nin, 1968’de Morris Halle ile birlikte yazdığı ve üretici sesbilim kuramının en kapsamlı örneklerinden biri olan (“İngilizce’nin Ses Düze­ni’’) İngilizce’nin ses sistemi, bu kuram çerçevesinde incelenir. Anlambilim de gene sözdizime bağımlıdır, dildeki anlambilim kuralları sözdizimdeki derin yapı­ya uygulanarak bir tümcenin hangi anlama geldiğini belirlerler. Noam Chomsky, dilin sözdizimsel yapısı üzerin­de çok durmuş, kuramında kendinden önceki dilbi­limciler gibi anlambilime pek yer vermemiştir. Onun için dil kendi içinde yeterli bir sistemdir; iletişim amacı ile kullanılması bir rastlantıdır.

Üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramı, özellikle 1965’ten sonra, basta ABD olmak üzere bütün dünyada dilbilim alanında yapılan çalışmaları etkile­miş ve yönlendirmiştir. Bu kuram çerçevesinde, çeşitli dillerdeki başarılı ve başarısız uygulamaları gösteren sayısız inceleme ve pek çok ders kitabı vardır.

Chomsky’nin öncülüğünü yaptığı ve bugün özellikle MlT’deki dilbilimcilerin basını çektiği üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramı çeşitli eleştirilere de uğramış­tır. Dilsel edim ile edinç ayırımlarının gerçekten var olmadığını ileri süren bazı dilbilimciler, bu kavramla­ra davalı bir kuramın geçerliliğim de sorgulamışlardır.

Bir başka eleştiri de dil betimlemelerinde başlangıç noktasının Chomsky’nin kuramında ileri sürdüğü gibi sözdizimi değil anlambilim olduğudur. Yani, tümcelerin derin yapıları sözdiziminden çok anlamı biçimsel olarak göstermelidir. Lakoft, McCawley, Ross gibi Amerikalı dilbilimcilerce geliştirilen ve “üretici anlambilim” diye bili­nen bu görüş, sözdizimsel yapının anlamı belirlediği­ni savunan Chomsky’nin kuramının tersine, bir tümcenin anlamının onun sözdizimini belirlediğini ileri sürer.

Chomsky Eserleri:

  1. Sözdizimsel Yapılar
  2. Dilbilim Kuramında Yeni Tartışma Konuları
  3. Sözdizim Kuranımın Çeşitli Yönleri
  4. Kartezyen Dilbilim
  5. Üretici Dilbilgisi Kuramında Çeşitli Konular
  6. Dil ve Zihin
  7. İngilizce’nin Ses Düzeni
  8. Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler
  9. Asya’yla Savaşırken
  10. Bilgi ve Özgürlük Sorunları
  11. Üretici Dilbilgisinde Anlambilim Üstüne Çalışmalar
  12. Dil Üstüne Düşünceler
  13. Dil ve Sorumluluk
  14. Kurallar ve Simgeler

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, Cilt 26, Anadolu yayıncılık.

Yorumlar kapalı.