MÜCÂHİD BİN CEBR KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

kihaes 02/23/2014 0

Ebü’l-Haccâc el-Mekkî, Tâbiîn’in büyüklerindendir. Abdu’llâh b. es-Sâib el-Mahzûmî’nin mevlâsı, yâni âzadlısı idi. Bu münâsebetle Mahzûm kabile­sine mensup bulunmaktadır. Kendisine “İbn-i Cübeyr” de denir. (21) târihinde doğmuş,  (103) senesi secde hâlinde vefat etmiştir.[10]

Tefsirde Ve Sair  İlimlerdeki   Mevkii:

Mücâhid, Tabiîn arasında pek yüksek bir âlimdir. Tefsîr’de, hadîs’de, fıkıh’da imâm idi. Sika olduğunda, celâlet-i kadrinde ittifak vardır. Kendisi demiştir ki : “Ben Kur’ân-ı Kerîm’i otuz defa İbn-i Abbâs Hazretlerinin huzurunda okudum. Her âyeti okudukça tevakkuf eder, kimin hakkında nü­zul  ettiğini  ve nasıl  olduğundan  kendisinden  sorar idim.”

Katâde de demiştir ki: “Selefden baki kalanlar arasında tefsîr’e en âlim olan,   Mücâhid’dir.”

Mücâhid; İbn-i Abbâs’dan tefsîr’i ahzetmiş, yine İbn-i Abbâs’dan ve Ab­du’llâh b. Ömer, Ebû Hüreyre, Câbir gibi şâir Sahâbe-i Kirâm’dan hadîs telâkki eylemiş, kendisinden de Katâde, İbn-i Kesîr, Ebû Amr b. el-Alâ’, İbn-i Muhaysin gibi zevat tefsir ve hadis tahsil eylemişlerdir.

İmâm-ı Şafiî ile İmâm-ı Buhârî’nin Mücâhid hakkında büyük îtimadları vardır. Sahîhü’l-Buhârî’de Mücâhid’den birçok Tefsîr’ler, hadîsler rivayet olunmaktadır.

Ez-cümle Âdem İbn-i İyâs  :[11]

— Yemin olsun ki biz gökleri ve yeri ve bunların aralarındaki mevcudatı altı gün içinde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da ânz olmadı.” âyet-i kerîmesi­nin sebeb-i nüzulünü Mücâhid’den şöyle nakletmiştir : Mücâhid dedi ki : meşakkat, yorgunluk manasınadır. Yahudiler : Cenâb-ı Hak yerleri ve gökleri altı gün içinde yarattığından yoruldu da Cu­martesi günü istirahat etti ve o oturuş oturdu, derler. İşte bu i’tikadı red için,  âyet-i kerîmesi nazil oldu.”

Rivayete nazaran “ilk Tefsir kitabı” Mücâhid’e âiddir. Bu tefsîr’i Kaasım İbn-i Ebi’1-Bez imlâ suretiyle vücûda getirmiştir, İbn-i Nüceyh, İbn-i Cerîr gibi Mücâhid’den tefsir rivayet edenler de bu rivayetlerini Kaasım İbn-i Ebi’l-Bezz’in yazdığı bu kitabdan almışlardır.

Mücâhid, tefsîr’ini İbn-i Abbâs’dan nakil suretiyle imlâ ettirmiştir. “Bu tefsir, esasen İbn-i Abbâs’a âid olmak lâzımgelirken niçin Mücâhid’e nîsbet ediliyor? diye A’meş’e sormuşlar, o da :

Mücâhid’in Ehl-i kitabdan bâzı şeyler sor­duğuna zâhib olanlar var idi.” diye cevap vermişti.

Mücâhid’in tefsîr’e âid kavillerinden ikisi merdûd    görülmüştür. Birisi Makaam-ı Mahmud)[12] şefâat-ı kübrâya hamletmemesidir. Diğeri de[13] Nazm-ı Kerîm’indeki rü’yete değil, muntazıra ma’nâsına hamletmiş olmasıdır.

Mücâhid der ki : “Bir kinişe yoktur ki, sözü kabul de terk de edilmesin. Yalnız Resûl-i Ekrem müstesna ki, Onun her sözü mutlakaa kabul edilir.”

Velhâsıl, Mücâhid, İslâm ulemâsı arasında mümtaz bir simadır. Rahmetu’llâhi aleyh.

Me’hazlar: Umdetü’l-Kaarî,’ Tezkiretü’l-Huffâz, Levâkı-ı   Şa’rânî,  Mevzûâtü’i-Ulûm.[14]

KAYNAK: Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi (Tabakatü’l-Müfessirin), Bilmen Yayınevi

Leave A Response »