ŞA’Bİ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

kihaes 02/23/2014 0

Ebû-Amr Âmir b. Şurahbil el-kûfî, Tâbiîn’in ekâbirindendir. Ecdadı Ye­menli ve Himyerî olup kendisi Hemdân kabilesinden bir batın olan (Şa’b) a nisbet edilmiştir. Babasının isminde ihtilâf edilmiştir. Abdu’llâh olduğuna kaail olanlar da vardır. Validesi Fas nahiyesi kurbunda (Celûlâ) denilen mevzi’den seby edilmiş bulunuyordu. Takriben (26) târihinde Kûfe’de doğ­muş, (103) târihinde Kûfe’de füc’eten vefat etmiştir.[15]

Tefsirde Ve Sâir  İlimlerdeki  Mevkii:

Şa’bî pek büyük bir âlim, kudretli bir fakîhdir. Hattâ İmâm-ı A’zam gi bi bir müctehidin hadîs ilminde en yüksek bir şeyhidir. Harikulade bir hâfızaya mâlik idi. Eline kalem alıp hiçbir şey yazmamıştı. Bununla beraber kendisine rivayet edilen binlerce ahâdîs-i şerîfe’yi derhal hıfzeder, hiçbiri­nin tekrar edilmesine lüzum hissetmezdi. Kendisi derdi ki: “Benim en az rivayet ettiğim şey şiirdir. Maahâzâ eğer istesem size iade etmeksizin bir ay muttasıl şiir inşâd edebilirim.”

Âsim el-Ahvel demiştir ki: “Ben Küfe, Basra, Hicaz ehlinin rivayet etti­ği hadîslere Şa’bî’den daha âlim  bir kimse görmedim.”

Şa’bî, Ashâb-ı Kirâm’dan beş yüz zâta yetişmiş, Hazret-i Âişe ile Hazret-i Ali’den, İmran b. Husayn, Cerîr b. Abdi’llâh, Ebû Hüreyre, İbn-i Abbâs, Abdu’llâh İbn-i Ömer gibi zevatdan hadîs rivayet eder, kendisinden de İsmail b. Ebî Hâlid, Eş’as b. Misvâr, Ebû İshak, A’meş, İmâm-ı A’zam gibi zâtlar rivayette bulunurlar.

Şa’bî, kırâet İlmini Abdu’r-Rahmân es-Selemî ile Alkame’den rivayet eder. Kendisinden de Muhammed b. Ebî Leylâ rivayette bulunur. El-Hâri-sü’1-A’ver’den de hesab öğrenmiştir.

Şa’bî zamanının İbn-i Abbâs’ı sayılırdı. Bununla beraber Tefsir hususun­da gayet mümsik davranır, ihtiyatkâr bulunurdu. Tefsîr’e âid beyanâtı bü­tün rivayet tarîkına müsteniddir.

Şa’bî birçok hadîs rivayet etmiştir. Şu hadîs-i Şerifi de Abdu’llâh İbn-i Ömer’den rivayet etmektedir  :

Müslim-i kâmil o mü’.mindir ki, lisânından, elinden Müslümanlar selâmet­te bulunur. Bihakkın muhacir de odur ki, Allâhu Teâlâ’nın nehyettiği şeyleri terk eder.”

Şa’bî der ki : “İlim, cehil; cehil de ilim olmadıkça kıyamet kopmaz” Şa’bî, bir aralık Muhtâr-ı Sakafî’den kaçarak Medîne-i  Münevvere’de ikaamet etmiştir. (83) târihinde İbn-i Eş’as ile beraber Cemâcim vak’asın­da da hazır bulunmuştu. Maamâfih Haccâc’ın katlinden kurtulmuş, bu hare­keti afvedilerek kendisi Küfe kadılığına tâyin edilmiştir.

Rivayete nazaran Şa’bî, Abdü’l-Melik b. Mervân tarafından sefaretle Kayser-i Rûm nezdine gönderilmişti. Vazifesini îfâ ettikten sonra bir mek­tubu hâmil olarak vatanına avdet etmiştir. Abdü’l-Melik mektubu okuyunca aralarında şöyle bir muhavere cereyan etmiş :

—  Şa’bî! Biliyor musun Kayser mektubunda ne yazmış?

—  Hayır,  bilmiyorum.

—  Yazmış ki, “Senin dindaşlarının hâline şaşılır, nasıl olmuş da sefirini Halîfe yapmamışlar?.”

—  Yâ Emîre’l-Mü’minîn! O yalnız beni gördü. Seni görmüş olsa idi böyle yazmazdı.

—  Hayır, o, bu yazısı ile seni öldürmek için beni tahrik etmek istemiş.

Filhakıyka Kayser’in, o sözleri bu maksatla yazmış olduğu muahhar en Kayser’in kendi ifâdesinden anlaşılmıştır.

Velhâsıl : Şa’bî, gayet âlim, fâzıl, şâir, mütefekkir bir zât idi. Rahmetu’llâhi  aleyh.

Me’hazlar:Umdetü’l-Kaarî,Dürrü’l-Mensûr,Tezkiretü’l-Huffâz,Takrî-bü’t-Tehzîb,Mevzûâtü’l-Ulûm,   Kaamûsu’l-A’lâm,[16]

KAYNAK: Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi (Tabakatü’l-Müfessirin), Bilmen Yayınevi

Leave A Response »