İBN-İ SÎNÂ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

kihaes 02/24/2014 0

 Ebû Alî, Hüseyn b. Abdi’llâh, cihanşümul bir şöhrete mâlik olan ve “Eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvâniyle de yâd olunan büyük bir islâm – Türk feylesofu­dur. Babası Belh’lidir. Sâmânîlerden Nûh b. Mansûr zamanında Buhârâ’ya giderek orada Harmeysen karyesine me’mûr olmuş ve o civarda Efşene kar­yesinden Sitâre isminde bir kızla evlenmekle Ebû Alî Hüseyn orada (370) târihinde tevellüd etmiş, bilâhare (438) târihinde Hemedan’da vefat eyle­miştir. Rahmetu’llâhi aleyh.

İbn-i Sînâ’nın Seyahatları Ve Me’mûriyetleri:

İbn-i Sînâ, Buhârâ’ya giderek az bir müddet içinde bir çok ilimler tahsîl etmiş, ba’dehû tıb ve felsefe ile iştigal ederek bu sahada da büyük bir muvaffakiyet göstermiş, icrâ-yı tababete başlayarak Horasan Sahibi Nuh b. Nasr-ı Sâmânî’yi tedavi etmekle kendisine intisâb eylemiş ve o sayede Sâmânî Hükümdarlarına mahsus, nâdir, nefis kitapları muhtevi bir kütüp­haneye destres olarak ondan pek çok müstefîd olmuştur.

İbn-i Sînâ, mülkiye me’murlarından olan babasiyle beraber bir müddet bâzı beldeleri devredip durmuş, kendisi otuz iki yaşında iken babası vefat etmiş, müteakiben Sâmânîlerin ikbâli de zevale yüz tutmuş olmakla Buhârâ’yı bırakıp Hârezm’in Kürkânç şehrine gitmiş, Harzemşah Alî b. Me’mûn’a intisâb ederek muhassasâta nail olmuş, ba’dehû Nesâ’ya, Ebiyverd’e, Tûs’a ve şâir beldelere giderek Emîr-i Şemsü’l-Maâlî Kapus’a intisâb eyle­miş ise de, emîr’in ahz ve haps edilmesi üzerine İbn-i Sînâ, Dihistan’a intikal etmiş, orada bir hastalığa tutulmakla Cürcan’a avdet eylemiştir. Daha son­ra Rey, Kazvîn, Hemedan beldelerine gidip Şemsü’d-Devle’nin veziri olmuş, bir aralık aleyhine askerler kıyam ederek hanesini yağma ve katlini talep etmeleri üzerine azliyle iktifa olunmuş, müteakiben kulunca tutulan Şem-sü’d-Devle’yi tedâvî ettiğinden tekrar vezârete getirilmiştir.

Şemsü’d-Devle’nin vefatında halefi olan Tâcü’d-Devle, İbn-i Sînâ’yı ve-zârette ipka etmediğinden ibn-i Sînâ, İsfahan’a çıkıp gitmiş, orada Alâü’d-Devle’ye intisâb etmiş, müptelâ olduğu kulunçtan dolayı perhize i’tinâ ile kendisini iyice tedâvî edemediğinden nihayet Hemedan’da âhirete irtihâl et­miştir.[336]

İbn-i  Sînâ’nın  Mevki-i İlmîsi:

İbn-i Sînâ, bir hârika-i zekâ idi, daha on yaşına baliğ olur olmaz, Kur’ân-ı Kerîm’e, edebe, usûl-i dîne, riyâzıyyâta dâir birçok şeyler öğrenmişti. Ba’dehû tabîî ve îlâhî ilimler ile iştigal etmiş, Hakîm Ebû Abdi’llâh el-Belhî’den mantık ve felsefe okumuş, ilm-i tıbba da çalışarak bu hususta da mütehassıs olmuştu.

İbn-i Sînâ, gerek îslâm ilimlerine ve gerek Yunan felsefesine pek mü­kemmel vâkıf bulunuyordu. Şöhreti bütün medeniyet âlemine şâmildir. Fel­sefî eserleri orta asırlarda garp dârü’l-fünunlarında okunuyordu. Asarının tenevvüü, iktidâr-ı ilmîsinin vüs’ati takdirlere şayandır. Yalnız tıb, riyâziyyât, felsefe sahalarında değil, dînî ilimler sahasında iktidarını birtakım eser­leriyle isbât etmiştir. Ezcümle bâzı sûreler hakkında tefsirler yazarak kıy­metli, hakimane mütâlâalar serdetmiş, bâzı eserlerinde birtakım ahkâm-ı şer’iyyenin hikmetini îzâha çalışmıştır.

İbn-i Sînâ, edebiyyâta da hizmet etmiş, Arapça ve Fârisîce güzel man­zum parçalar vücûda getirmiştir. Kasîde-i Rûhiyyesi meşhurdur. Şu iki kıt’a da kendisine isnâd edilmektedir :[337]

[338]Velhasıl : İbn-i Sînâ, ilim ve felsefe bakımından bî-nazîrdir. Şu kadar var ki, felsefiyyâtın te’sîri altında kalarak, veya eski feylesofların efkârına tercüman olarak dermeyân ettiği bâzı mütâlâât ve tetkîkatı, hakayık-ı İslâmiyye nokta-i nazarında tenkîd ve tashîha muhtaç bulunduğundan bu cihet, kendi aleyhinde bâzı i’tirazları, tenkitleri celbetmiştir.

Müellefatı: Matbû’durlar. Bu dört kitap, felsefeye, tıbba dâir olup Avrupa lisanlarına terceme edil­miş ve bunlar birçok hükemâ ve etıbba tarafından şerh ve tahşiye olun­muştur.  Aristo’nun kitaplarının şerhini cami’ yirmi cilttir. ahlâka dâir iki cilttir. Bu iki kitabın nüshaları nâdirdir.Matbû’dur. Fârisîce yazılmış bir lûgat,matbudur.matbudur. matbû’dur. Mantığa dâirdir. Matbû’dur.Emir Nuh’a ihdâ edilmiştir, matbû’dur. Matbû’dur.matbû’dur. Ve sâire.

Me’hazlar  :  Vefeyâtü’l-A’yân, Hizânefü’l-Edeb, Kaamûsü’l-A’lâm, Mu’ce-mü’l-Matbûât.[339]

KAYNAK: Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi (Tabakatü’l-Müfessirin), Bilmen Yayınevi

Yorumlar kapalı.