Şefik Hüsnü Deymer kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 06/02/2015 0

Şefik Hüsnü Deymer kimdir? Hayatı ve eserleri: (1887-1959) Türk siyaset adamı. Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası ile Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi’ni kurmuştur. Selanik’te doğdu, 7 Nisan 1959’da Manisa’da öldü. Ortaöğrenimini Selanik’te tamamladıktan sonra Paris’e giderek Sorbonne Üniversitesi Fen ve Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Sinir hastalıkları uzmanı oldu. Fransa’dayken Jön Türkler’le bağlantı kurdu ve 1907 Paris Kongresi’ne öğrenci temsilcisi olarak katıldı. 1912’de Türkiye’ye dönen Şefik Hüsnü, bir süre Kızılay’da, I. Dünya Savaşı sırasında da Balkan ve Çanakkale cephelerinde hekimlik yaptı.

Savaşın sona ermesi üzerine İstanbul’a döndü ve 23 Eylül 1919’da Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın kuruluşuna öncülük etti. Partinin ilk kongresinde genel sekreterliğe seçildi. Partinin bu dönemdeki temel amacı işçilerin birliğini sağlamak ve Anadolu’da sürmekte olan ulusal kurtuluş mücadelesine destek olmaktı. Şefik Hüsnü, 1921-1923 arasında Kurtuluş, Aydınlık, Orak-Çekiç ve Vazife adındaki dergilerde bu doğrultuda birçok yazı yayımladı. 1 Mayıs 1923’te yayımlanan bir bildiri nedeniyle birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı ve Hıyanet-i Vataniye Yasası gereğince mahkûmiyetine karar verildi. Ancak daha sonra diğer tutuklularla birlikte serbest bırakıldı. Mart 1925’te Takrir-i Sükun Yasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra hakkında yeni bir tutuklama kararı alındı. Ancak yurt dışına çıkmış olduğundan gıyabın­da yargılandı ve 15 yıl hapse mahkûm edildi.

Şefik Hüsnü Deymer yurt dışında bulunduğu sırada B. Ferdi imzasıyla Internationale presse Korrespondenz ve Komünist Enternasyonal dergilerinde Kemalizm, Türkiye’nin iktisadi ve mali durumu, dış politika ve yabancı sermaye gibi konularda çeşitli makaleler yazdı. Mart 1926’da toplanan Komintern (Komünist Enternasyonali) Yürütme Komitesi genel toplantısın­da başkanlık divanına seçildi. 1927’de Türkiye’ye döndüğünde tutuklandı. 1928’de salıverildi ve yeni­den yurt dışına çıktı.

1928’te Komintern VI. Dünya Kongresi’nde Yü­rütme Komitesi asil üyeliğine seçildi ve 1935’e değin bu görevde kaldı. Bir süre Komintern’in Batı Avrupa Bürosu’nun başkanlığını da yürüttü. Hitler iktidara geldiği sıralar Almanya’da bulunan Şefik Hüsnü, Reichstag yangını nedeniyle Dimitrov’la birlikte tutuklandıysa da 6 ay sonra serbest bırakıldı. 1935’te Komintern VII. Kongresi’nde 42 kişilik başkanlık divanına seçildi.

Ağustos 1939’ta Türkiye’ye »dönen Şefik Hüsnü yeniden askere alındı. 1941’de terhis oldu. II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin Almanya’ya karşı de­mokrasi cephesine katılması gerektiğini savundu. Savaşın sona ermesinin ardından 20 Haziran 1946’da Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi’ni kurdu. Emekçinin Sesi adlı günlük bir gazete çıkarma hazır­lıkları içindeyken Aralık 1946’da birçok parti üyesiyle birlikte tutuklandı. Parti kapatıldı ve Şefik Hüsnü 5 yıl hapse mahkûm oldu. 1950 affıyla serbest birikildi. Ancak 1951-1952 tutuklamaları sırasında yeniden 5 yıl hapse mahkûm oldu. 1957’de Manisa’ya sürgün yollanan Şefik Hüsnü Deymer orada öldü.

Şefik Hüsnü Deymer Eserleri:

  1. Türkiye ve İçtimai İnkılap, 1922;
  2. Mayıs 1 Nedir?, 1925;
  3. Seçme Yazılar, (ö.s.), Çavuşoğlu (der.), 1971.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, Cilt 32, Anadolu yayıncılık, 1984.

Dr. Şefik Hüsnü Deymer kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: Selanik’te (1887) doğdu. Ortaöğrenimini doğduğu kentte, M. Garaud Koleji’nde, yükseköğrenimini Paris Fen ve Tıp Fakültelerinde tamamladı. Sinir ve ruh hastalıkları uzmanlık eğitimi gördü. Fransa’da bulunduğu yıllar Jön Türkler’in çalışmalarıyla ilgilendi. Dönemin düşün ve sanat adamlarıyla ar­kadaşlıklar kurdu. Ünlü Fransız sosyalisti Jean Jaures’in yazılarından etkilen­di. Ülkeye dönüşünde (1912), hekim olarak Balkan ve I. Dünya Savaşlarına katıldı. Savaştan sonra Kurtuluş (1919-20) ve Aydınlık (1921-25) dergilerin­de yazdı. “Türkiye işçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın kurucuları arasına ka­tılarak partinin genel sekreterliğini yaptı, istiklal Mahkemesi tarafından 15 yıla hüküm giydi (1925). Cezasına dayanak olan “Padişaha suikast yasası’nın kaldırılması üzerine 1926’da tahliye edildi. Yasadışı eylemleri yönetti­ği savıyla yeniden tutuklandı (1927-29). Uzun süre yurtdışında yaşadı (1929- 39). Dönüşünde askere alındı (1941-43). Dernekler yasasının değiştirilerek “sınıf esası üzerine” dayanan partilerin kurulması yasağı kaldırılınca Türki­ye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi’ni örgütledi (1946). Bu nedenle İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesince 5 yıla hüküm giydi (1947). Af yasasından yarar­lanarak çıkışından bir süre sonra Türkiye’de gizli Komünist Partisi kurma sa­vıyla tutuklandı (1951). Yargılama sonucu sekiz yıl hapse mahkûm edildi. Manisa’da sürgün cezasını çekmekteyken öldü (1959).

İlk yazılarını “Kurtuluş” (Proleterya, sayı 2, Bugünkü Proleterya ve Sı­nıf Şuuru, sayı 3) dergisinde yayımlayan Dr. Şefik Hüsnü, daha sonra ge­nel sekreteri olduğu partinin organı sayılan “Aydınlık”ta çıkan makalele­riyle hem kuram, hem eylem adamı kimliği göstermiştir. Bu dönemdeki ya­zılarında sosyalist öğreti ışığı altında Türkiye’de sınıflar sorununu araştıra­rak, emekçi sınıfın örgütlenmesi koşullarını belirlemeyi amaçladığı söylene­bilir. Anarşizm, sosyalizm, komünizm üzerinde tanımlamalar yaptığı Sos­yalizm Cereyanları ve Türkiye (Aydınlık, sayı 16), adlı uzun makalesinde Türkiye’de sermayenin “münhasıran ecnebilere ait” olduğunu belirterek ulusal endüstrinin pek geri ve sınıf mücadelesinin “had devresinden pek uzak” bulunması nedeniyle, “İçtimaî inkılap” sorununun Türkiye’de bü­yük bir özellik gösterdiği düşünüsünü savunmaktadır. Bu özellikleri ise ya­zısının bir kesiminde şöyle belirlediği görülür:

Türkiye’de sınıflar ve bir sınıf mücadelesi yok değildir. Yalnız ser­mayedar burjuvazi sınıfı pek küçük ve zayıf bir ekalliyet ve işçi ve köylü sınıfı ise muazzam bir ekseriyet teşkil ettiği cihetle sınıf müca­delesi yabancı sermayedarlar ve bunların peykleri vaziyetinde kalan yerli eşraf ve servet sahipleri arasında cereyan eder. Ve genel olarak bir millî mücadele şeklini alır. Şimdiye kadar ferdî hanedan hükümet­leri bu mücadelede daima sermayedarların -yani millet düşmanları­nın- tarafını tutmuştu. Bu sayede saray ve konak israfatma lâzım olan önemli kaynakları temin ediyordu. Bundan sonra millî hakimi­yetten iktidar gücünü alan halk hükümeti, emeğin -yani milletin- ta­rafını tutmalı, bir iş ve işçi hükümeti olmalıdır.

Dr. Şefik Hüsnü “Aydınlık”ta devrim, devrimin biçimi, sosyal devrim ve kadınlar, halkçılık, Türkiye’de işçi sınıfının durumu konularında makaleler yazmış, Marksist öğretinin temel kuramlarının ışığı altında toplumun, de­ğişik sınıf ve tabakaların analizini yaparak çağdaşı düşünürlerin değinmek gereğini bile duymadığı sorunları aydınlığa çıkarmıştır. Ölümünden sonra, Ahmet Çavuşoğlu’nun yazılarını birleştirdiği Seçme Yazılar (1971) adlı ki­tabı yayımlandı.

KAYNAKLAR: Mete Tunçay, Türkiye’de Sol Akımlar (2 bas. 1967); Ay­dınlık Fevkalâde Amele Nüshaları, derleyen Ali Ergin Güran (1975); Rasih Nuri İleri, Yeni Dünya dergisi, sayı 3 (Mart 1975).

Kaynak: Çağdaş Türk Edebiyatı , Meşrutiyet Dönemi 2, Şükran KURDAKUL, 1994, Evrensel Basım Yayın.

Yorumlar kapalı.