Calvin, Jean kimdir? Hayatı eserleri: (1509-1564) İsviçreli tanrıbilimci ve mezhep kurucusu. Hıristiyanhk’ın bütün skolastik inançlardan arınarak özgün kaynağına dönmesi gereğini savundu. Noyon Picardie’de doğdu, Cenevre’de öldü. Gerçek adı Jean Cauvin’dir. Noyon piskoposluğunda görevli olan babasının etkisiyle, küçük yaşta, din konularıyla ilgilenmeye başladı. 1523’te gittiği Paris’ te felsefe, mantık, dilbilgisi öğrenimi gördükten sonra Orleans ve Bourges’da tanrıbilim ve hukuk okudu. Çağının ünlü dilcilerinden Alciati Paolo’nun yanında çalıştı. Ondan Yunan ve ibrani dillerini öğrendi. Luther’in görüşlerini inceledi. 1531’de geldiği Noyon’da babasının ölümü ve Lutherci olan kardeşiyle geçinememesi yüzünden Paris’e gitti, bütün yaşamı boyunca sürecek olan din çalışmalarına başladı.
Calvin tanrıbilime,
başta Seneca olmak üzere, Stoacı filozofların yazılarını incelemekle, onlarla
Hıristiyanlık arasında bir bağlantının bulunup bulunmadığını araştırmakla girdi. Seneca’nın De Clementia adlı yapıtının
bir yorumu olan Commentaire
du “De Clementia”yı yazdı. Bu yapıt onun, çağın yenilik yanlısı
aydınlarıyla tanışmasını
sağladı. 1533’te, Nicolas
Cop’un dinde birtakım yenilikler isteyen söylevini yazıya geçirerek geniş bir
alana yayılmasını sağladı. Paris’te yer yer ayaklanmaların başlaması üzerine
Basel’e sığındı. 1536’da Hıristiyanlık
konusundaki-düşüncelerini içeren ve kendisine ün sağlayan Christianae Religionis Institutio adlı yapıtı yayımladı. Bir süre sonra Cenevre’ye gitti, orada dinle
ilgili düşüncelerini yaymaya başladı. Cenevreliler’in
karşı çıkışları, görüşlerini suçlamaları üzerine, çağrıldığı Strasbourg’a gitti. Tanrıbilim Fakültesi’nde dersler verdi. Bu derslerin
uyandırdığı ilgi sonucu Melanchton ile yakınlık kurdu. 1541’de Belediye
Meclisi’nin çağrılısı olarak Cenevre’ye döndü. Orada, belli bir sınavdan geçirilen papazların oluşturduğu, yeni bir kilise kurdu. Din bilgilerinin bilimsel bir yönteme göre öğretilmesini sağlayacak ilkeleri saptadı, din okullarının sayısını artırdı.
Kiliselerin düzen ve içerik bakımından yeniden gözden geçirilmesi gereğini ortaya attı.
Calvin’in anlayışına göre, din bir inanç işi olmakla birlikte bir
eğitim ve öğretim sorunudur. Dinin gerçeğini topluma anlatmak, açıklamak için
kiliselerin, öğretim kurumlarının skolastik anlayıştan arıtılması, doğrudan
doğruya Kutsal
Kitap’a. başvurulması gereği vardır. Din bir çıkar
aracı, yöneticilerin elinde bir baskı kuralı olmamalıdır. İnsan, inançları
bakımından, Tanrı’ya karşı sorumludur. Kiliselerin uyguladıkları öğretim ve eğitim yöntemi Hıristiyanlık’ın özüyle bağdaşamaz.
Tanrı önsüz-sonsuzdur, bütün evrenin, onun
kapsadığı varlıkların tek yaratıcısıdır. İlk yaratılan insan Adem’dir, bütün
insan soyu ondan türemiştir. Ancak, Adem, Tanrı’nın kendisine verdiği istenci,
usu gereğince kullanamamış, suç işlemiştir. Bu suç işleme insan için bir “düşüş”tür. Bütün insanlar, ataları olan,
Adem’in işlediği suçtan sorumludurlar. İnsan kendi elinde olmayan bu suçtan,
kendi çabasıyla kurtulamaz, Tanrı kayrası gereklidir. İsa,
işlenen bu suç nedeniyle, Tanrı ile insan arasında bulunan, Tanrı kayrasıyla insanı suçtan kurtarmaya çalışan yüce bir görevlidir.
Tanrı ile insan arasına başka bir aracının girmesi olanaksızdır. Aracı, ancak
Tanrı’nın görevlendirdiği kutsal bir kimse olabilir, o
da yalnız İsa’dır. İnsan iyilik yapmakla suçtan kurtulamaz,
tek kurtarıcı, suçtan arındırıcı olan Tanrı
kayrasıdır. Tanrı’nın sevdiği yüce ve seçkin kişiler vardır. Bunlar, Tanrı
kayrasıyla, daha önceden seçilmiş kimselerdir, onların yüceliği Tanrı’ya olan
yakınlıklarından kaynaklanır.
Calvin, dinle ilgili düşüncelerini sergilediği Christianae Religionis Institutio adlı yapıtında Hıristiyanlık’ın özüyle, başlangıçtaki arınmış durumuyla ilgili sorunlar üzerinde
durmuştur. Ona göre, kişinin Tanrı kayrasını bilme olanağı yoktur. Tanrı’nın
bağışlayıcı niteliği insan usunu aşar, gizemlidir. Hıristiyanlık’ın bugünkü gidişini değiştirmesi, içeriğini arındırması, bunu başarabilmek için de ilk kaynaklara dönmesi gerekir. Tanrı, bağışlanmaması gerekenleri de bağışlamıştır,
suçtan arındırmıştır. Bunu da, gizemli kayrasıyla
yapmıştır, insan bunu bilemez. İnsanın kurtuluşa ulaşması kendi elinde
değildir, iyilik etmek, bütün yaşamı süresince Tanrı’ya yakarmak, istenen
sonucu vermez. Tanrı, engin istenciyle, kurtuluşa ulaşacak kişiyi ya seçer ya
da önceden belirler. İnsanın, bu iki tanrısal olanak dışına
çıkması elinde değildir. Bu olay bir yazgı sonucudur, insan yazgının egemenliği
altındadır.
Calvin, ulus yönetiminin,
toplum düzeninin, Hıristiyanlık’ın
özüne göre kurulması görüşünü savunmuş, bütün yöneticilerin dinin
istediği nitelikte kimseler olmaları gereği üzerinde durmuştur. Yönetimle ilgili düşüncelerinin başlıca kaynağı içinde yaşadığı dönemin
toplumsal olaylarıdır. Ona göre, kilise tanrısal gerçeklerden uzaklaştığı için
bireyleri yanlış yola götürdüğü gibi bireylerle
toplum yönetimi arasına bir uçurum sokmuştur. Oysa Hıristiyanlık’ın
özü toplumla bireyi bağdaştırıcıdır, birliği sağlayıcıdır.
Dinin, kilisenin özel çıkarları yüzünden, kaynağından
uzaklaştırılması sonucu özlenen birlik sağlanamamış,
toplumla birey arasındaki gerginlikten bunalım doğmuştur. Bu bunalımı gidermek için yapılan
“reformlar”da Hıristiyanlık’ın kaynağına değil de kilisenin ereğine yönelik olduğundan, istenen düzeni sağlayamamıştır.
Bundan dolayı toplumu bunalımdan kurtarmak için reform yeterli değildir. Sorunun çözümünü dinin kaynağında aramak kaçınılmazdır.
Nitekim, Luther’den beri yapılan bütün reformların başarıya ulaşamaması da işe Hıristiyanlık’ın kaynağından başlamayışı sonucudur.
Calvin’in ortaya attığı görüşlerin yeni bir yorumundan kaynaklanan Calvincilik Kutsal Kitap’ın dışında bir kaynak tanımaz.
Bu inanç kurumuna göre tek egemen varlık olan Tanrı’nın Katoliklik ve Luthercilik’in ileri
sürdüğü niteliklerle ilgisi yoktur. Papalık, eline geçirdiği geniş yetkilerle,
Hıristiyanlık’ı bir yeryüzü egemenliği ve yönetimi durumuna
getirmiş, özünden uzaklaştırmış, birtakım sapkınlıkların doğmasına olanak
sağlamıştır.
Başlangıçta, Hıristiyanlık’ın ilkeleri açık seçikti. Ancak kiliselerin tutumu, onların Kutsal Kitap’ı kendi
çıkarları doğrultusunda yorumlayışları, birçok sapkın
tarikatın doğmasına yol açmış, Hıristiyan dünyası bölünmüştür.
Calvin’in düşünceleri, ölümünden sonra,
onun izini sürenlerce geliştirildi, oldukça geniş bir alana yayıldı. Ardılları,
dinle ilgili görüşlerine bir mezhep niteliği kazandırdı; böylece
“Calvincilik” denen inanç kurumu oluştu. Hollanda, İskoçya,
Almanya ve Fransa’da, onun görüşlerini benimseyen, yeni kiliseler kuruldu. Özellikle, Theodore Beza, Cenevre’de, Calvin’in öğretisini
yeni yorumlarla genişleterek kilisenin denetimi altında bulunan
öğretim kurumlarında okutmayı başardı.
Jean Calvin Eserleri:
- Christianae
Religionis Institutio, 1536,
(“Hıristiyan Dininin Öğretisi“).
Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi,
Cilt 22, Anadolu yayıncılık.

Yorumlar kapalı.