Zenon hakkında bilgi

kihaes 04/26/2014 1

Zenon hakkında bilgi: Okulun  ikinci  filozofu,  yeni  bir  öğreti  öne  sürmekten  ziyade,  Parmenides’in  monizmini  ustaca tasarlanmış  birtakım  paradoks  ya  da  argümanlarla  savunan  Zenon’dur.  O,  hocası  Parmenides’in yalnızca  değişmez  “Varlık”ın  gerçek  olduğunu  öne  süren  görüşünü,  çokluk  ve  değişmenin  gerçek olduğunu  savunan  karşıt  görüşte  içerilen  mantıksal  güçlükleri  gözler  önüne  seren  dolaylı kanıtlamalarıyla savunmuş ve felsefe  tarihinde daha çok bu savunmasıyla ün kazanmıştır. Buna göre, Parmenides’in  varlığın  birliğini,  çokluk  ve  değişmenin  bir  yanılsama  olduğunu  dile  getiren  varlık görüşünün  inançlı  bir  savunucusu olan Zenon  (MÖ  490-430), Phythagorasçı  filozofların  çokluğunun çözülemez güçlükler içerdiğini, değişme ve hareketin Pythagorasçıların plüralist varsayımına göre bile imkânsız olduğunu büyük bir ustalıkla göstererek, Parmenides’in teorisini dolaylı olarak doğrulamaya çalışmıştır.

Zenon, Parmenides’in varlığın birliği ve değişmezliği öğretisini, ancak karşı görüşte olanların, yani çokluğun ve değişmenin  varoluşunu öne  sürenlerin görüşlerinden  saçma ve kabul  edilemez  sonuçlar çıkarsamak  suretiyle,  dolaylı  olarak  doğrular  veya  kanıtlar.  Onun  başkalarınca  öne  sürülen  ya  da çoğunluk tarafından kabul edilen öncüllerden hareketle akıl yürüten, bu öncülleri, onlarda örtük olarak varolan  çelişkileri  çıkarmak  suretiyle  çürüten  argümantasyon  tarzını,  yani  saçmaya  indirgeme yöntemini bulan kişidir.

Onun  çok  sayıda  paradoksu,  sırasıyla  çoklukla  ilgili  paradokslar  ve  hareketle  ilgili  paradokslar olarak iki ana başlık altında toplanabilir. Bunlardan çoklukla  ilgili paradokslar mekânda yer kaplayan bir şeyin parçaları düşüncesi etrafında döner. Zenon, bu bağlamda plüralistlerle ya da Pythagorasçılarla birlikte, “bütün bir gerçekliğin, tek bir varlıktan değil de birimlerden meydana geldiğini kabul edelim,” der. Gerçekliği meydana  getiren bu birimlerin  ağırlıkları  ya  vardır  ya  da  yoktur. Birinci  alternatifte, dünyadaki her şey ve dolayısıyla dünyanın kendisi de sonsuzca büyük olacaktır. İkinci alternatifte, yani birimlerin büyüklüğü olmadığı kabulünde, evrenin de büyüklüğü olmayacaktır çünkü ona ne kadar çok birim eklerseniz ekleyin, bu birimlerden hiçbirinin bir büyüklüğü yoksa, birimlerden oluşan  toplamın da  büyüklüğü  olmayacaktır.  Şu  halde,  evrenin  kendisi  de  sonsuzca  küçük  olmak  durumundadır.

Pythagorasçılar, öyleyse, şu ikilemle karşı karşıyadırlar: Evrendeki her şey ya sonsuzca büyüktür ya da sonsuzca küçüktür. Zenon’un buradan çıkarmak  istediği sonuç,  ikilemin kendisinden çıktığı kabulün, yani  evrenin  ve  evrendeki  her  şeyin  birimlerden  meydana  geldiği  kabulünün  saçma  bir  kabul olduğudur.  Pythagorasçılar  veya  plüralistler  varlığın  bir  olduğu  varsayımının  saçma  olup  kabul edilemez  sonuçlara  götürdüğünü  düşünüyorlarsa  eğer,  şimdi  karşıt  varsayımın,  yani  varlığın  ya  da gerçekliğin bir çokluktan veya çok sayıda parçadan oluştuğu hipotezinin de gülünç sonuçlara yol açtığı kabul edilmelidir.

Zenon’un hareketle ilgili paradoksları, hareketin imkânsızlığını gösterecek şekilde, belli bir zaman dilimi  içinde  hiçbir  mesafenin  aşılamayacağı  düşüncesi  üzerine  bina  edilir.  Bu  paradokslardan  en ünlüsü, Aşil Paradoksudur. Bu paradoksunda, Zenon bizden Yunan dünyasının en hızlı  atleti Aşil  ile hayvanlar dünyasının en yavaşı olan kaplumbağanın aralarında bir yarışa  tutuştuklarını düşünmemizi ister. Aşil iyi bir atlet olduğu için kaplumbağaya avans ya da yarışa önden başlama imkânı verecektir.

Yarışta,  Aşil  kaplumbağanın  yarışa  başladığı  yere  varınca,  kaplumbağa  yeniden  başka  bir  noktaya ulaşmış olacaktır; Aşil, bu sonuncu noktaya ulaşınca, o zaman kaplumbağa da çok kısa bile olsa, belli bir mesafe  alarak,  başka  bir  noktaya  ulaşmış  olacaktır. Aşil  kaplumbağaya  her  seferinde biraz  daha yaklaşmış olsa da onu, bir doğrunun  sonsuz sayıda noktadan oluştuğu hipotezine göre asla geçemez; zira  geçebilmesi  için  sonsuz  bir  mesafeyi  sonlu  bir  zaman  dilimi  içinde  alması  gerekir  ki  bu imkânsızdır.

Zenon  gözlem  ya  da  deneyimin,  ortalama  sağduyunun  Aşil’in  kaplumbağayı  geçeceğini gösterdiğinin,  elbette  bilincindedir.  Fakat  o  gözleme  dayanan  tespitle  mantıksal  düşüncenin, sağduyunun bakış  açısıyla matematiksel-felsefi  bakış açısının başka başka şeyler olduklarının  da hiç kuşku yok ki farkındadır. Burada önemli olan, mantıksal düşünce veya matematiksel-felsefi bakış açısı yönünden hareketin imkânsızlığını kabul etmektir. Zira hareketin gerçekliğini kabul ettiğimiz takdirde, Zenon’a göre, Aşil’in kaplumbağayı geçemeyeceğini kabul  etmemiz gerekir. Bunun saçma olduğunu düşünüyorsak,  bu  saçmalığın  hareketin  gerçekliğini  kabul  etmekten  kaynaklandığını  görmemiz  ve dolayısıyla, bu varsayımı reddetmemiz gerekir.

Kaynak: Felsefe Tarihi, Ahmet Cevizci

One Comment »