Çaykovski, Piotr İlyiç kimdir? Hayatı ve eserleri: (1840-1893) Rus besteci. Ulusal müzik akımının görece dışında kalarak Romantik anlayışta, anlatım gücü ve duygu yoğunluğuyla dikkat çeken yapıtlar vermiştir. 6 Mayıs 1840’ta Rusya’da Vodkinsk’te doğdu, 6 Kasım 1893’te St. Petersburg’da öldü. Babası maden müfettişiydi. Fransız kökenli olan annesine çok bağlıydı. Müziğe olan ilgisi ve yeteneği küçük yaşta belli oldu. Ancak aşırı duygulu ve duyarlı bir çocuk olduğu düşünülerek küçükken aldığı piyano dersleri dışında yoğun bir biçimde müzikle uğraşmasına izin verilmedi.
Babasının görevindeki değişiklikler nedeniyle aile, önce Moskova’ya daha sonra da St. Petersburg’a yerleşti. Çaykovski, 1850’de, bu kentteki Hukuk Okulu’nun hazırlık sınıfına girdi. 14 yaşındayken, annesi koleradan öldü. Çaykovski bu olay üzerine piyano için küçük bir vals besteledi. Annesine bağlılığı, babasının ilgisizliği ve yalnızca erkek öğrencilerin bulunduğu Hukuk Okulu’ndaki sert disiplin ortamı, sanatçının kişiliğinde belirli izler bıraktı.
Öğrenciliği sırasında Çaykovski, sık sık izlediği operalardan oldukça etkilenmişti. Okulu bitirdikten sonra, St. Petersburg’da, adalet bakanlığında işe girdi. Bunun yanı sıra 1862’de St. Petersburg Konservatuvarı’nda ünlü piyanist besteci Anton Rubinstein’ın öğrencisi oldu. Yaklaşık bir yıl sonra da, gönülsüz ve kayıtsız bir memur olarak sürdürdüğü bakanlıktaki görevinden ayrıldı. Bir süre yoksul bir müzikçi olarak yaşadı.
1864’te, Aleksandr Ostrovski’nın Fırtına adlı oyunu üzerine bestelediği uvertür, Çaykovski’nin seslendirilen ilk yapıtı oldu. Bestecinin sonraki üslup özelliklerinin izlerini taşıyan bu uvertür, gelenek ve kurallara bağlı olan Rubınstein’ın tepkisini çeken ürünlerinden biri olmuştu. Gene de, seslendirilmesi hem Çaykovski’yi yüreklendirdi, hem de Rubinstein’ın kız kardeşi Nikolai tarafından kendisine 1865 yılının sonlarında, Moskova Konservatuvarı’nda armoni öğretmenliği önerilmesinde etkili oldu.
Ocak 1866’da bu göreve başlayan Çaykovski’nin yaşam koşulları iyileşmişti. Ancak, aynı yılın bir ürünü olan Birinci Senfoni (Kış Hülyaları) üzerinde aşırı bir yoğunlukla çalışması, ruhsal bir bunalım yaşamasına yol açtı. Sanatçının müzik alanındaki verimi, genellikle bu tür ruhsal gerilimlerle birlikte yürümüştür. Bu dönemdeki bunalımlarının önemli nedenlerinden biri, kadınlarla olan ilişkileriydi. 1870’lerin ortalarında, böyle bir aşk olayından sonra yeniden bir bunalım dönemine girdi. 1876’da yapıtlarına hayranlık duyan zengin bir dul olan Nadejda von Meck’le mektuplaşmaya başladı. Von Meck, uzun süre besteciye para desteği sağladı. Kendi isteği üzerine, Çaykovski’yle hiçbir zaman görüşmedi, aralarında platonik bir ilişki gelişti. Sanatçı von Meck’le ilişkisinin başlamasından yaklaşık bir yıl sonra, Antonina Milyukova’yla evlendi. Ancak bu evlilik, Çaykovski’nin kendisini de çok olumsuz etkilemiş, eşinin akıl hastanesine düşmesi bestecinin de intihar girişiminde bulunması gibi sarsıcı olaylarla son bulmuştur. Bu olaylardan sonra von Meck’le ilişkisi onun için daha da önem kazanmıştır. 1877 ve 1878’de Çaykovski gene yoğun beste çalışmalarına girişti. Dördüncü Senfoni ve Yevgeni Onyegin adlı opera bu yıllarda tamamlandı.
Von Meck’ın kendisine yıllık bir gelir bağlaması, konservatuvardaki işini bırakarak yalnızca beste çalışmalarıyla uğraşmasına olanak sağladı, ama aynı zamanda besteci, bu ödeneği hak ettiğini göstermek istercesine aşırı üretkenlik sürecine girdi. Gerilimler içinde, kendini tüketircesine hırsla çalıştı. 1880’lerin başlarına değin süren bu dönemde, oldukça önemli yapıtların yanı sıra görece önemsiz yapıtlar da besteledi.
1885’ten sonra Çaykovski, Rusya’da çeşitli gezilere çıktı, orkestra yöneticiliği yaptı. 1888’de birçok büyük Avrupa kentini kapsayan bir konser turu gerçekleştirdi. Bu turda seslendirdiği yapıtlarıyla büyük başarı kazandı.
İzleyen yıllarda da benzer konser dizileri gerçekleştirmiş ve önemli yapıtlar vermeyi sürdürmüşse de, hep bir bunalım öncesi tedirginliği ağır basmıştır. 1888’in ürünü olan Beşinci Senfoni’si ve daha sonraki yapıtlarda, artan bir duygusallığın hırçın, içe dönük yoğunlaşmaları izlenir. Ruhsal sağlığındaki bu kötüye gidiş, 1890’da von Meck’in mektuplaşmayı ve para yardımını birdenbire kesmesinden de etkilenmiştir.
Bu olay, artık yapıtlarıyla yüksek bir gelir sağlayabilen besteciyi güç durumda bırakmamış olsa da, yaşamının sonuna değin süren psikolojik bir etki yapmıştır.
Ölümünden kısa bir süre önce Altıncı Senfoni’sini(Patetik) tamamladı. Çok önem verdiği bu yapıt, 28 Ekim 1893’teki ilk çalmışında beklediği ilgiyi görmedi. Birkaç gün sonra da ölümüne yol açan kolera hastalığına yakalandı. Çaykovski’nin, mikroplu olduğunu bilerek kaynatılmamış su içtiği ve belki de isteyerek ölüme gittiğine ilişkin bir kanı vardır.
Çaykovski’nin müziği değerlendirilirken, genellikle, yaklaşık aynı dönemde yaşamış olduğu Rus Beşleri’yle kıyaslanır. Müzikte ulusal yönelişe fazla ilgi göstermemesiyle, söz konusu bestecilerden ayrılır. Kimi zaman eleştiri konusu da olan bu özellik, bestecinin çeşitli kaynaklardan etkilenmiş oluşunun bir sonucudur. Bunlardan biri, Anton Rubinstein’ın etkisiyle, Avrupa ve özellikle Alman geleneklerini hiç ayrılmaksızın izleyen bir eğitim görmüş olmasıdır. İlk yapıtlarında görülmekle birlikte bu etki, kurallara bağlı bir müzikle yetinemeyen sanatçıya daha çok teknik bir ustalık kazandırmakla sınırlı kalmış, onun, Avrupa müziğini bağlılıkla izlemesi sonucunu getirmemiştir. Nitekim, Çaykovski, o dönemde Avrupa müziğinin en etkili bestecileri olan Brahms ve Wagner’le ilgilenmemiştir. Çaykovski’nin müziğinde daha kalıcı ve belirgin olan etkiler, İtalyan anlayışı ve beğenisi ile Mozart’ın müziğine duyduğu yakınlıktır. Daha gençlik yıllarında İtalyan operasının örneklerini yoğunlukla izlemişti. Mozart ise, ince, yumuşak ve zaman zaman dokunaklı müziğiyle onun kişiliğine uygun bir esin kaynağı oluşturmuştur.
Öte yandan, ülkesine derin bir duygusal bağlılığı olduğu, özellikle mektuplarından anlaşılmaktadır. Halk müziğinin ezgilerinden ve ritmik özelliklerinden doğrudan yararlanmış olduğu gibi, Rusya’daki toplumsal yaşamın zorlukları ve çatışmalarından da etkilenmiştir.
Esin kaynağını daha çok Avrupa etkileri oluşturmuş olmakla birlikte, Çaykovski’nin müziği, genellikle, Rus ve İtalyan beğenilerinin ve duygularının bir bileşimine yönelmiştir. Bestecinin üslubu da, bütün etkilerin ötesinde, kişisel, özgün bir niteliktedir. Yapıtlarının pek çoğu, kişisel yaşantı ve duygulanışların belirgin, ağırlıklı izlerini taşır. Bu anlamda müziği, başka çok az bestecide görülebilecek ölçüde öznel bir müziktir.
Sanatının, yaşadıklarıyla içsel bağlantısı ve öznelliği nedeniyle, Çaykovski’nin yapıtlarını, başarı ya da başarısızlıklarını dönemlere ayırarak değerlendirmek oldukça güçtür. Aynı nedenle, yapıtlarında, belli bir üsluba doğru çizgisel bir gelişme de görülmez. Geleneksel biçimlerden yenilik arayışlarına geçmiş, dramatik ya da lirik bir anlatım biçimine başvurmuş, Avrupa etkilerine kıyasla ulusal etkilerin müziğindeki yeri ve önemi her zaman değişebilmiş, besteci, bu çeşitli yönelişler arasında gidip gelmiştir.
Etki kaynaklarında ve yönelişlerinde görülen bu çoğulluk, Çaykovski’nin sanatında seçmeci bir tavırın egemen olduğu izlenimine yol açmış ve bu, bestecinin değerlendirilmesinde bir tartışma konusu olmuştur. Ancak, eğilimlerindeki bu değişkenlik, müziğinde hemen her zaman dile getirmiş olduğu yaşantı ve duyguların çeşitliliğinin, değişiminin bir sonucu sayılmalıdır.
Çaykovski’nin yapıtlarının pek çoğunda üstün bir tekniğe dayanan, güçlü ve yoğun bir anlatım görülür. Duygularındaki değişiklikler, bu yapıtlara da sinmiş gibidir. Orkestra müziği, bazen klasik senfoni biçiminin, bazen de senfonik şiirin örneklerini verir. Senfonilerinin çoğunda, majör dizilere göre daha çok kararsızlık izlenimi yaratan minör dizileri yeğlemiş olması da, yine, ruhsal yaşamının değişimlerini müzikse] bir anlatıma ulaştırma eğilimiyle bağlantılıdır.
Bu özellikleriyle Çaykovski’nin senfonileri, bu türün daha sonraki bestecileri için, özellikle orkestralama ve armoni anlayışları bakımından yeni bir yaklaşım getirmiştir. Zaman zaman senfonik şiire doğru bir eğilim göstermekle birlikte, senfoni, bestecinin sürekli bir gelişme sağladığı bir alan oluşturur. Birinci Senfoni (Kış Hülyaları) dışında her senfonisi, daha öncekileri nitelikçe aşmış olarak kabul edilir. Beşinci Senfoniyi Altıncı Senfoni den üstün tutan yorumlar da vardır; ama yaygın kanı, Çaykovski’nin son yapıtının onun en önemli ve başarılı senfonisi, hatta başyapıtı sayılması gerektiğidir.
Patetik Senfoni, yine Rus ve İtalyan duyarlığının bir bileşimini ortaya koymasının yanı sıra, duygusal ve soyut anlatımlı bir otobiyografi gibidir. Bütün acılarıyla birlikte kaçınılmaz bir ölüm duygusu insanın elde ettiklerinin, başardıklarının yararsız ve anlamsız olduğunu da dile getirerek yapıta egemen olmuştur. Besteci, bu yapıtın programını yazıya geçirmeyi düşünmüş ama bunu gerçekleştirememiştir. Bu yapıtında öznel duygusallığının egemen olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte, öznel duyguların işlenişi evrensel bir boyuta ulaşmış ve senfoni, hemen her çağa ve herkese seslenebilen bir nitelik kazanmıştır.
Çaykovski’nin öbür yapıtlarından pek çoğu da, öznel duyguların bu evrenselleşmiş anlatımını yoğunlukla içerirler. Operalarındaki güçlü duygusallık, dramatik öğelerden çok, karakterlerin belirgin bir biçimde ve lirik bir anlatımla işlenmesinde temellenir. Yevgeni Onyegin ve Maça Kızı adlı operalar haklı bir üne kavuşmuştur ve bu türün önde gelen örnekleri arasında yer alırlar.
Çaykovski, bale müziği alanında da önemli bir bestecidir, hatta klasik balenin ustası olarak kabul edilir. Bu yargının yaygınlaşmasında ve yerleşmesinde, bale müziğinin en sevilen örneklerinin başında gelen Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel ve Fındıkkıran, başlıca rolü oynamıştır. Bununla birlikte, bestecinin birçok başka yapıtı da baleye uyarlanmış, Çaykovski’ nin müziği koreograflar için her zaman önemli bir kaynak oluşturmuştur. Bu durum, derin ve yoğun bir anlatımla ayırt edilebilen yapıtlarıyla Çaykovski’nin, konulu müziğe ve sahne müziğine yatkınlığını gösteren bir olgudur.
Piotr İlyiç Çaykovski Eserleri:
Opera:
- Voyvoda, 1869;
- Undine, 1869;
- Oprıçnik, 1874;
- Demirci Vak ula, 1876;
- Yevgeni Onyegin, 1879;
- Orleans’lı Kız, 1881;
- Mazepa, 1884;
- Büyücü Kadın, 1887;
- Maça Kızı, 1890;
- Iolanla,
Bale:
- Kuğu Gölü, 1877;
- Uyuyan Güzel, 1890;
- Fındıkkıran, 1892.
Orkestra müziği:
Senfoni:
- 1 (Kış Hülyaları), 1868;
- 2 (Küçük Rusyalı), 1872, 1879;
- 3 (Polonyalı), 1875;
- 4, 1877;
- Manfred, 1885, numaralandırılmadı;
- 5, 1888;
- 6 (Patetik), 1893.
Konçerto:
- Birinci Piyano Konçertosu, 1875;
- Keman için Melankolik Serenat, 1875;
- Viyolonsel için Bir Rokoko Teması Üzerine Çeşitlemeler, 1876;
- Keman Konçertosu, 1878;
- İkinci Piyano Konçertosu, 1880;
- Viyolonsel için Pezzo capriccıoso, 1887;
- Üçüncü Piyano Konçertosu, 1893, sadece ilk bölüm.
Çeşitli:
- Fırtına Uvertürü, 1865;
- Fatum, 1868, senfonik şiir, Senfonik müzik (“Kader”);
- Romeo ve Juliet, 1870, fantezi uvertürü;
- Fırtına, 1873, sefonik fantezi;
- Slav Marşı, 1876;
- Francesca da Rimini, 1876, senfonik fantezi;
- İtalyan Capriccio’su, 1880;
- Yaylı Çalgılar Serenadı, 1880;
- 1812 Uvertürü, 1880;
- Hamlet, 1885, fantezi uvertürü.
Oda müziği:
- Birinci Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, 1871;
- İkinci Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, 1874;
- Üçüncü Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, 1876;
- Keman, viyolonsel ve piyano için Üçlü, 1882, Souvenır de Florence, 1890, altılı, (“Floransa Anısı”);
Piyano müziği;
- Vokal müzik;
- Şarkılar.
Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, Cilt 29, Anadolu yayıncılık, 1984.
Çaykovski, Peter İliç kimdir? Hayatı ve eserleri: Rus besteci. 1840’ta Volkinsk’te doğdu, 1893’te Petersburg’ta öldü. On dokuzuncu yüzyılın önde gelen bestecilerindendir. Melodilerinin zenginliği ve orkestra düzenlemeleriyle dikkat çekmiş, Kuğu Gölü, Fındıkkıran ve Uyuyan Güzel bale müzikleri, klasik balenin başeserleri kabul edilmiştir. Çaykovski bir mâden mühendisinin oğluydu. Aslında hukukçu olmak istiyordu. Amatör olarak piyano dersleri aldı. Anton Rubinstein’in orkestralama derslerini takip etti ve 1866’da Rubinstein’in kardeşi Nikolay tarafından Moskova Konservatuvarında armoni hocalığına getirildi. Balakirev ve Rimsiky Korsakov ile bu dönemde tanıştı ve onların müzik görüşleri ilgisini çekti. Sinirlerinin zayıf oluşu, duygusal hayatında dengesizliklere yol açtı, depresyonlar geçirdi. 1877’de yaptığı başarısız evlilik yüzünden intihara kalkıştı. Ertesi sene Nadejda von Meck isimli bir hayranının maddî desteği sâyesinde kendini beste çalışmalarına verdi. Nadejda ile yazışmaları 1886’ya kadar sürdü. 1891’de turneye gittiği ABD’de Carnegie Hall’i hizmete açtı. İki yıl sonra Ağustos 1893’te kendisinin başeser saydığı Opus 74 Si Minör Altıncı (Patetik) Senfonisini tamamladı. Senfoninin ilk çalınışını da kendi yönetti, fakat eserin fazla takdir edilmemesi onu hayal kırıklığına uğrattı.
Çaykovski’nin ölümü bir esrar perdesiyle örtülmüştür. Öldüğünde, şehirdeki kolera salgını sırasında kaynamamış su içerek bu hastalığa yakalandığı söylentisi yayıldı. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yapılan araştırmalar ise, imparatorluk âilesinden bir erkekle gayri ahlâkî ilişkiye girdiği yolundaki suçlama üzerine bir skandalı önlemek maksadıyla zehir içerek hayatına kıymış olabileceğini ortaya koymuştur. Kimi söylentilere göre de son senfonisinin başarısızlığı yüzünden intihar etmiştir.
KAYNAK: REHBER ANSİKLOPEDİSİ, 5. CİLT

Yorumlar kapalı.