Âşık Said kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

kihaes 11/05/2015 0

Âşık Said kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: Ahiliğin manevî merkezi Kırşehir’de yetişen ünlü halk ozanıdır. Kırşehir’in Toklumen köyün­de doğdu. Köyün asıl sakinlerinin Toklukemen (Toklugüman) aşiretine mensup olması, Said’in bu aşiretten olduğuna gösterir. “İsmim Said mahlasımdır İlhâmî” mısraında isminin Said, mahlasınının İlhâmî olduğunu belirtir. Yörede “Değirmencioğulları” diye bilinen köklü bir aileye mensup olan Âşık Said, ilk okuma yazmayı köy imamından öğrendi. 17 yaşına kadar doğduğu köyde çiftçilik, binicilik ve avcılık ile uğraştı. 18 yaşında iken medrese tahsili için Kayseri’ye gitti ve iki buçuk yıl medrese öğrenimi gördü. Asker­lik hizmetini uzun süre Yemen ve Balkanlarda yaptı. Geçimini çiftçilik ve Kızılırmak üzerinde kayıkçılık yaparak sağladı.

Çarşı ve pazardan, ekonomik sıkıntılardan, bo­zulan örf, âdet ve geleneklerden söz eden destan­ları bulunan Âşık Said, küçük yaşta aynı yöreden Âşık Musa (d. 1750-ö. 1833 veya 1843)’yı taklit ederek kendi kendine saz çalmayı öğrendi. Gü­zel ve yanık sesiyle türkü ve bozlakları içinden geldiği gibi okumaya ve dinleyenleri kendisine hayran bırakmaya başladı. Onun düşünce ve konuları işleyişinde Âşık Musa, Dadaloğlu ve Karacaoğlan’nın tesiri açıkça görülür. Sade, açık, anlaşılır, rahat bir söyleyişe sahip olan Said’in koşma, türkü, bozlak ve destanlarında arkaik ve dinî unsurlar taşıyan kelime ve tamlamalara rastlanır. Türkü ve koşmalarında durak kaygısı gütmeden 6+5 ve 4+4+3= hece ölçüsünü kullanır. Kafiye hususunda başarılı olduğu söy­lenemez. O, destan, türkü ve koşma türlerinde­ki kafiye düzeninde geleneğe uymaya çalışır. Bu gelenek çerçevesinde türkülerini sazla terennüm eder. Kırk beş yaşına geldiğinde ise saz çalmayı bırakır.

Koşma, türkü ve destanlarında aşk, gurbet, has­ret, vatan gibi çeşitli konulara yer verir. Lirik de­yişleri oldukça içli ve duygu yüklüdür. Günümüze ve geleceğe bıraktığı değerli eserlerinde mevsim­lerden, bahardan, bağ ve bahçelerden, çiçekler­den, dağlardan, göllerden, kuşlardan, turnaların göçünden, boz bulanık akan, gelinleri ve çocukla­rı acımasızca yutan Kızılırmak’tan, doğruluktan, sevgiden, güzellerden, din büyüklerinden, dünya­nın geçiciliğinden, çarşı ve pazardan, ekonomik sıkıntılardan, bozulan örf, âdet ve geleneklerden, askerlerden, kıtlıktan, gurbetten, sıladan, özlem­den, haksızlıklardan, kötülüklerden, hastalık­tan, ölümden, siyasî, sosyal, kültürel hareketler­den, ibret alınacak hikâyelerden bahseder.

Âşık Said, Osmanlı Devleti’nin buhranlı yıllarını dile getirdiği “Destan-ı İlhâmî” başlıklı üç des­tanda Abdülaziz, V Murad dönemi ve Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıktığı günlerde içerde ve dışarda yaşananları realist bir şekilde anlatır. Bu destanlarda 1874 yılında yaşanan kıtlıktan, kıt­lık münasebetiyle Abdülaziz’in halka yaptığı yar­dımlardan, Abdülaziz’in tahttan indirilip yerine V Murad’ın tahta çıkmasından, kısa bir süre son­ra V. Murad’ın da tahtan indirilip yerine kardeşi Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkartılmasından, Karadağ, Sırp ve Hırvat isyanlarından, isyan­ların bastırılmasından, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan, devlet otoritesinin zayıflamasından dolayı halkın fitne içinde olduğundan hukukun işlemediğinden iyi eğitim verilmediğinden dinden uzaklaşıldığından, din ehline, devlet adamlarına itibar edilmediğinden itibarın kürke, şalvara, çalgıcıya, saza, altına ve gümüşe olduğundan fa­kir fukaranın gözetilmediğinden ve ezildiğinden halkın bu olup bitenlerden hoşnut olmadığından şikâyet eder.

Ömrünün sonuna doğru zayıf, sarı ve çökmüş bir görünüme giren Âşık Said, 31 Ocak 1911 tarihinde doğduğu köyde vefat etti. Mezar yeri bilinmeyen Said’in Toklumen kasabasında kendi adına dikilmiş bir anıtı vardır.

Kaynak: Ahi Ansiklopedisi, 1. cilt, T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ankara, 2014

Yorumlar kapalı.