Ebubekir Eroğlu kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 12/11/2014 0

Ebubekir Eroğlu kimdir? Hayatı ve eserleri: 25 Ocak 1950’de Malatya (Yeşilyurt)’da doğan Ebubekir Eroğlu İ.Ü. Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1975). Avrupa Topluluğu hukuku üstüne çalıştı (1987). İş müfet­tişliği yaptı. Mahallî dergilerde görünen ilk denemelerinden sonra 1969 yılından itibaren şiir ve deneme türündeki yazılan Diriliş dergisinde yayımlandı. İlk dönem şiirle­rinin önemli bir kısmı Edebiyat dergisinde çıktı (1972-73). Sonraki yıllarda deği­şik edebiyat ve kültür dergilerinde çalışmaları yayımlanan Eroğlu, Zaman gazete­sinde, “Açık Sayfalar” sütununda haftalık fikir yazıları da kaleme aldı (1986-87).

1981 yılı Nisan ayından itibaren yayımlanan, aylık Yönelişler dergisini kurdu. (1981-85) 43 sayı yayımlanan bu dergiyi yönetti.

Şiir Kitapları:

  1. Kuşluk Saatleri (1974),
  2. Kayıpların Şarkısı (1984),
  3. Yirmidört Şiir (1991),
  4. Şahitsiz Vakitler (1998).

Aynca Sezai Karakoç’un Şiiri (1981) adlı bir incelemesi vardır. Denemelerini Yenileme Bilinci (1988), Sevap Defteri (1992), Modern Türk Şiirinin Doğası (1993), Sabit ve Değişken (1994), Muğlak Ölçekli Harita (1997), Kelimeler Çınladıkça (1997), Hayat Mükemmel Değil (2000)’de toplamıştır.

Kendi sözleriyle: “Şiirlerinde; tabiat, uzaklık duygusu, kalıcılık-geçicilik, haya­tın hayat olarak, canlılık olarak değerlerine ilişkin temalar ağırlıklı yer tutmakta­dır.”

Eroğlu, diğer iki kitabını da şöyle tanıtmaktadır

“Sezai Karakoç’un Şiiri, adını taşıyan kitabımda bu şairin sanatındaki geliş­meyi, edebiyatımızdaki yerini inceledim. Eski şiir dünyamızla kurduğu bağlantı­ları çıkardığı kadar, Karakoç’un, epik şiire uzanışını belirlemeye çalıştım.

“Yenileme Bilinci” adını taşıyan kitabımda ise insanın tabiat içinde ve hem­cinsleri meyanında kimliği, modern dünyada insan kimliğinin mesele haline gel­mesi ve kültür değerlerinin yenilenmesi konularında görüşler geliştirdim, aynı kitabın bir bölümünde, demokratik kültür içinde dinî inanışlara bakışın geçirdi­ği değişiklikleri inceledim.”

BİR ANA AİT SESLER

med ve cezir denizlerimi ikiye böldü kırlangıçlar çığlık savurdular çığlıklarını savundular kırlangıçlar


bense sevmek suçlarım bir yana ittim ummadığın anlamadığın noktalara seğirttim

denizin ezgin ve bezgin türküleri sesleri alan sonra duran zamandı önlerinde raksa ve çiçeğe düşkün çocuklar gördüm

böyle çocuklar gördüm denizin kendilerinin umurunda belli bir anın sesleriyle aşklarını güçlendirirken

ya da

raksa ve çiçeğe düşkün çocuklaş gördüm denizin morunda morun cümbüşünde unutulmuş bir âna ait sesleri kaydederken

(Kuşluk Vakitleri)

SINIRLAR IX Yedinci Yön

nesiminin sığdığı şehirlerden geçmeden altı yönü kapatan hücrelere karşılık açık çöllerde cihet fikri bildim nesiminin sığışıp keşfin ve serinliğin ve ateşin ve suyun gizlendiği yerleri X

dengeyi bilmeden durur ağaçlar İniş uçmayı öğrenir ağaçlar su içmeyi su toplanmayı kökler için ve her şey bir hikmeti

doğarken hangi dili öğreniriz

biz bir dili öğrenir miyiz bilir miyiz

çocuklar sütü öğrenir mi ağaçlar suyu

içmek bir çekim mi bedenden bir itim mi bedene

ya solumak

bir tufan bu

BELKİ’yi bilmeyen dilin içinde doğdum akarsulardan denge öğrendim

sendelemeyi anladığım gibi bakarak ağaçlara

ilk kelimelerinle konuşsan bana

işte

o sonsuz dili anarak geçiyorum.

(Kayıpların Şarkısı)

MASUM IRMAK

Şu masum ırmak!

Kapım ona açılır

Çalılar aralanmak ister yol için

Bir gül

Daha yeni yaratılmış kokusuyla Çeken odun bağrına adımlarımı Yoksa kim dayanır haşin aralıklara Capcanlı bir gençlik bu verdiğin rabbim

Baktım bütün sokaklar masum

ırmağa doğru

Yoksa kim dayanır

Gezgin bir ip gibi açılan hafızaya

Yoksa kim dayanır

Gül kokulu rüyayı çeken adımlar

(Türkiye Kültür ve Sanat Yülığı, 1986, s. 308)

KAYNAK: TÜRK EDEBİYATI 4. CİLT, AHMET KABAKLI, TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI, İSTANBUL

Yorumlar kapalı.