Bedri Rahmi Eyuboğlu kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 01/08/2015 0

Bedri Rahmi Eyuboğlu kimdir? Hayatı ve eserleri: Görele’de doğdu (1913). Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. İki yıl Pa­ris’te öğrenim gördü. Ülkeye dönünce öğretim üyesi olarak Akademi’ye alındı. Doçent, profesör oldu. İstanbul’da öldü (21 Eylül 1975). Bedri Rahmi’nin ilk deneylerini yayımladığı 1938’lerde şiirimiz Nâzım Hikmet, Necip Fazıl ve Ahmet Hamdi’nin girişimleriyle değişik alanlara kay­mıştı. Nâzım, özellikle Bedreddin Destanı’nda, dizenin kuruluşunda gücünü sesinden alan sözcüklere daha az görev tanıyordu. Belki ilk kez Bedreddin’de geleneksel halk şiirimizin öğelerinden bilinçle yararlanarak değişik renkler ka­zanmasına yol açan bileşimlere ulaştı.

Daha ilk şiirlerinden itibaren kendini kurcalamanın ustası olarak görünen Necip Fazıl, önceleri halk şiirinin biçim olanaklarından bilinen koşma düzeni içinde yararlanırken, Kaldırımlar’da kendine özgü benzetiler getirdi. Ağaç der­gisinde yayımladığı şiirlerdeyse ölçüye, sözcüklere egemenliği ve buluşlarıyla dönemin genç şairlerini uzun süre etki alanında tuttu. Sabırlı sözcük arayıcısı Ahmet Hamdi, “dilin asil ve saf oyunları”na aykırı gördüğü engellerden, pü­rüzlerden kurtulmaya çalışıyor; evrenle kendini bütünleştirme çabası içinde “bir rüya nizamı”nın peşinde görünüyordu. Bir yanıyla aklı eski çağların du­yarlığında kalmış bir neoklasik, bir yanıyla değişen toplum koşullarının yarat­tığı insanı arayan bir çağdaştı Ahmet Hamdi.

Bedri Rahmi’yi, ana çizgileriyle belirtmeye çalıştığımız bu şiir ortamında, Ses ve Yeni Ses dergilerinde (1938-40) yayımladığı ilk yaratılarında, söyleyi­şi, buluşları, özellikle resimleme gücü taşıyan sözcükleriyle bu üç ustanın da dışında görürüz. Girişimcidir ama, biçimsel sınırlamalara kafa tutarken zor­lamaz kendini. Ve yerlidir. Şiirinde içle dış sarmaş dolaştır. Halk ozanını, tür­küleri çok iyi bilir. Ama kalıplaştırmaz. Aksine çağdaş beğeni ölçüleri içinde geliştirmeye çalışır. Yüzde yüz coşkudur onu şiire götüren. Çoğu dizesinde ka­natlanmak ister gibidir Bedri Rahmi. Hem kendine, hem dış dünyaya doğru. Gördüğü, kokusunu duyduğu her şeyi eksiksiz yansıtmak ister. Yedi kat gö­ğün ardını ararken biraz derviş, biraz mistik, kafası kızınca isyancıdır.

Hüzün hüzün bahçeler dolusu

Düşün düşün kitaplar dolusu.

Bir mavi solucan taşın altında

Bir serin dumandır tüter üstünde.

Bir acayip böcek gezer üstünde

Huzur huzur ninniler dolusu.

Toprak toprak çıldırasıya

Toprak toprak öldüresiye

Sükût sükût serviler dolusu

Sarhoş sarhoş petekler dolusu.

ilk devrede kuruluş yönünden çok değişik görünen şiirlerinde de sezilen bu hava, yeni bir koşma aradığı zaman Yunus Emre’yi çağrıştıran dizelere açılır; yalnızlıkta ileri gittiği zaman da düzyazıya kayan dizelerden sakınamaz.

ikinci dönemi sayılabilecek 1945-1955 yıllarında verimliliğini koruyan Bedri Rahmi’nin, Karadut (1948), Tuz (1952) kitaplarında, şiiri iyice belirme­ye başlar. Daha önce yer yer dizelerini zayıflık düzeyine götürme tehlikesi ta­şıyan, “tahammür, tasavvur, kisve, keşif, halbuki” gibi şiir diline aykırı söz­cüklerden arınmaya çalışır. Etki sağlama uğruna sert sözcüklerden kaçınarak yoğunlaşmak istediği de bellidir.

Ağaç bütün Işık bütün Meyve bütün

Benim dünyam paramparça

Büyük bir ayna kırılmış

Kırılıp yere dökülmüş

Kâinat içine düşmüş

Düşmüş amma paramparça

Genellikle doğa ve insan iç içedir Bedri Rahmi’de. Belirgin özelliklerinden biri de betimlemeleridir. Çok değişik betimlemeler yapmayı sevdiği için renk­leri ve belirleyen sıfatları da fazla kullanır. Toplumsal temaları işlerken yergi ve alay öğelerinden yararlandığı, bildiriden çekinmediği görülür. “Bir yanda faydalı olabilmek için çırpınan güzel, öte yanda güzelleşebilmek için yanıp tü­kenen faydalı. Herhalde bir çaresini bulmalı, eninde sonunda güzel faydalıya kavuşmalı.” (Tuz) diye amaçladığı bileşimi, yaratmaya çalıştığı ülke şiirinde türkü ve bakıştan yararlanarak elde etmeye çalışır.

Merhaba Yeşil (1956) ve Bigüzel (1959) adlı kitaplarındaki ürünlerinde alay ve yergi daha sık başvurduğu öğeler arasına girmiştir. Çoğu şiirde taşla­mayla toplumsal iç içedir. Kimi yerde sövgüye dönüşecek kadar ileri gider taş­lama. Bedri Rahmi şiiri morun, yeşilin, mavinin, çingenepembelerinin, kirazın, narın, buğdayın, yazmanın, Anadolu insanının baştacı edildiği bir dünya de­mektir. Bu dünyaya ters düşen eski-yeni her anlayışın karşısında bir kavga adamı olur çıkar.

ŞİİR KİTAPLARI

  1. Yaradana Mektuplar (1944),
  2. Karadut (1948),
  3. Tuz (1952),
  4. Dol Karabakır Dol (Bütün Şiirleri, 1974, 3. bas. 1990),
  5. Yaşadım (şiir­ler, ölümünden sonra basıldı, 1977).

Kaynak: Çağdaş Türk Edebiyatı 3, Cumhuriyet Dönemi 1, Şükran KURDAKUL, 1994, Evrensel Basım Yayın.

Yorumlar kapalı.