Seyfi Demirsoy kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 01/05/2022 0

Seyfi Demirsoy kimdir? Hayatı ve eserleri: (1920-1974) Türk, sendikacı. 1960-1974 arasında Türk-İş genel başkanlığı yapmıştır. Naslıç’ta (bugün Yugoslavya’da) doğdu. 14 Ocak 1974’te Londra’da öldü. Ailesi ile birlikte Türkiye’ye göç ederek, Çatalca’ya yerleşti. İlkokulu ve ortaokulu burada bitirdikten sonra İstanbul’da Bomanti Bira Fabrikası’nda çalışmaya başladı. 1947’de kurulan İstanbul Bomanti Bira İşçileri Sendikası’na üye oldu. Önce bu sendikanın saymanlığını, sonra da genel başkanlığını yaptı. Aynı yıllarda CHP İşçi Bürosu tarafından sürdürülen İşçi Sendikaları Birliği’nin 1948’de yapılan kuruluş kongresinde yö­netim kurulu üyeliğine sonra da genel başkan vekilli­ğine getirildi.

1952’de daha önce alınmış karar gereği
İstanbul Tekstil ve Örme Sanayi İşçileri Sendikası tarafından hazırlanan
Türk-İş anatüzük taslağına son biçimini vermek üzere Bursa’da yapılan
toplantıya işçi Sendi­kaları Birliği adına katıldı. Bu toplantı sonunda
konfederasyonun kuruluşunu gerçekleştirecek beş kişilik geçici yürütme
kurulunda sayman olarak görev aldı. Bu kurul, 31 Temmuz 1952’de Türkiye işçi
Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) 12 sendi­kal kuruluş adına kurucuları
ve ilk yürütme kurulu olarak onaylandı. Demirsoy aynı yılın Eylül ayında
İzmir’de yapılan I. Genel Kurul’da yönetim kurulu üyeliğine seçildi. 1953’ten
1959’a kadar sürekli olarak İşçi Sendikaları Birliği’nin genel başkanlığını
yapan Demirsoy, bu dönemde siyasal çalışmalarda da bu­lundu. 1954 ve 1957
milletvekili genel seçimlerinde CHP’den İstanbul adayı olarak yoklamalara
katıldı, ancak her ikisinde de seçilemedi.

Seyfi Demirsoy, 27 Mayıs 1960’tan sonra Türk-İş
genel başkanı Nuri Beşer’in başkanlıktan düşürülmesi üzerine yapılan Genel
Kurul’da genel başkanlığa seçildi. 1961 anayasasının hazırlık çalışmalarına da
katılan Türk-İş’in Uluslararası Hür İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (ICFTU)
üyeliği de aynı yıllarda gerçekleşti. Bu arada, ilerde birçok tartışmayı berabe­rinde
getirecek ve özellikle Seyfi Demirsoy ile genel sekreter Halil Tunç’un
suçlanmasına yol açacak AID ve OECD yardımları konfederasyonu mali yönden
güçlendirdi.

1962’de üyesi olduğu CHP’den İstifa
eden De­mirsoy, Çalışanlar Partisi adıyla anılan, ancak kurul­madan dağılan
harekete katıldı. Bundan sonra siyasal çalışmalardan uzak duran Demirsoy, Türk-İş’in
“partiler üstü politika” adı altında biçimlendirdiği genel tutumu savunarak, bu
politikanın sendikal hareket içinde yerleşmesi için çaba harcadı.

Sendikalar Yasası’nın çıkması ile
birlikte hızla­nan işçi hareketleri ve grevler Demirsoy’un başkanlı­ğındaki
Türk-İş yönetimini güç durumda bıraktı. 1965’te Zonguldak’ta meydana gelen
olaylara kayıtsız kalınması Türk-İş içindeki tartışmaları hızlandırdı.

1967’de DİSK’in kurulmasıyla
sonuçlanan ayrıl­madan sonra da Türk-İş içinde muhalefet durulmadı. DİSK’i
kuran sendikacıların ayrılmasından sonra yapılan genel kurullarda, yönetime
seçilen kişilerin izlemiş olduğu politika sosyal demokrat diye adlandı­rılan
sendikacıların “4’ler Raporu” ile ortaya çıkan muhalefetine neden oldu. Ancak
dengeci kişiliğiyle farklı siyasal görüşte olan sendikacıları uzlaştırmasını
bilen Demirsoy, yönetimini sürdürmeyi başardı. Sü­rekli olarak genel sekreter
Halil Tunç ile birlikte görev yapan Demirsoy, 1973’teki IX. Genel Kurul’da da
genel başkan seçildi.

İşçilerin “sınıf mücadelesine
sürüklenmemesi” gerektiğini savunan Seyfi Demirsoy, bunu önlemenin tek yolunun
“partilerüstü politika”dan geçtiğini ileri sürmüştür. Bu nedenle sendikal
hareket içindeki karşıtları tarafından “uzlaşmacılık”la suçlanan De­mirsoy,
Türkiye sendikal hareketi içinde dengeci ve ılımlı bir siyaset izlemiştir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri
Ansiklopedisi, Cilt 31, Anadolu yayıncılık, 1984.

Yorumlar kapalı.