Lem’i Atlı kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

kihaes 04/07/2016 0

Lem’i Atlı kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1870-1945) Türk besteci. Türk Musikisi’nin önde gelen şarkı bestecilerinden biridir. İstanbul’da doğdu. Çok küçük yaşta annesini, babasını kaybetti, ablasının yanında büyüdü. Bir süre Fatih Askeri Rüştiyesi’nde okudu (1882), Soğukçeşme Rüştiyesi’ni bitirdi (1887), daha sonra da Mülki- ye’ye devam etti. 188S’de Dahiliye Nezareti Özel Kalemi’nde çalışmaya başladı, aynı zamanda Takvimi Vekayi (Resmi Gazete) yazarlığı da yapıyordu. 1894’te Zaptiye Nezareti Özel Kalemi’ne atandı. 1907’de, otuz yedi yaşında, memuriyetten çekildi. Memuriyet hayatıyla uyum sağlayamayan Atlı’nın özel hayatı acılarla doludur; dört kez evlenip boşandı, geçim sıkıntısı çekti. Bütün uğraşı musiki olan bir bestecidir.

Musikiye on iki yaşında, Hafız Yusuf Efendi’den ders alarak başladı. Olağanüstü derecede güzel bir sesi vardı. Ablasıyla eniştesi musikiyi çok seviyorlar, sık sık evlerinde o dönemin tanınmış sanatçılarının katıldığı musiki toplantıları düzenliyorlardı. Bu top­lantılarda başta Hacı Arif Bey olmak üzere, birçok sanatçıyla tanıştı, hepsinden ayrı ayrı yararlandı. Musiki zevki bu toplantılarda gelişti. On sekiz yaşında ilk şarkısını besteledi; “Hüsnüne etvar-ı nâzın şan senin” mısrasıyla başlayan bu güzel karcığar şarkı musiki çevrelerinde çok beğenildi. Kısa bir süre sonra, ikinci şarkısı, hicazkârdan “Pembelikle imtizaç etmiş tenin” ile bestecilik gücünü iyice kanıtladı. Ama tam bir musiki eğitimi görmedi, sağlam bir kulağı ve belleği olduğu için de nota öğrenme gereğini duyma­dı. Büyük yeteneği ve zevkiyle çok güzel şarkılar besteledi. Eserlerini başkaları notaya aldı; beş yüz şarkı bestelediğini söylemişse de, iki yüz kadarı günümüze kaldı. Atlı, aynı zamanda çok titiz, başarılı bir okuyucuydu; bu yanıyla da musiki çevrelerinin saygısını kazanmıştı.

Lem’i Atlı XIX. yüzyılın ikinci varışında başla­yıp Cumhuriyet’ten sonra da süren şarkı besteciliği döneminin belli başlı temsilcilerinden biridir. Bu dö­nemin bütün içli romantizmi, duygusallığı onun eserlerinde görülebilir. Şarkı anlayışında Hacı Ariı Bey’den etkilenmiştir; bu bestecinin başlattığı şarkı geleneğine genel olarak bağlı kalmakla birlikte, eskiyi tekrarlamaktan kaçınmış, makamın, usulün kullanılı­şında türlü yenilikler denemiş, arayışlarını, yenilikle­rini geleneksel zevkin yadırgamayacağı bir biçimde musikisine yerleştirmiştir, eserlerinin en çok dikkati çeken yönü, güfte ile besteyi bağdaştırmakta gösterdi­ği ustalıktır. Şarkılarında söz ile musikinin anlamca birbirinden ayrılmadığı bir bütünlük vardır. Prozodi- ve de önem vermiştir; güftedeki bir mısra kesik kesik söyleniyorsa, bu durum o eserinin bestesinde de görülür.

Atlı, Klasik Türk Musikisi programlarında eserle­rine sık sık yer verilen bir bestecidir. Yaşadığı dönemde musiki yayınlarının yaygınlaşması, şarkıla­rının radyolarda, konserlerde, sahnelerde okunması, plağa alınması, filmlerde kullanılması onun geniş bir kitle tarafından da tanınmasını sağladı. Seçkin parçala­rının yanında, ortalama zevke seslenen, hatta belli bir düzeyin altına düşen, başarısız şarkıları da vardır. Bu durum, biraz da, bestecilerin kendilerini şarkı besteci­liğiyle sınırlandırıp bu türe bağlı imkânları yavaş yavaş tüketmelerinin bir sonucudur. Nitekim, Atlı şarkı geleneğinin sor. birkaç bestecisinden biri sayıl­mıştır. 20-25 kadar parçası şarkı repertuarının vazge­çilmez eserleri arasındadır. Bu şarkıları, Lem’i Atlı’ nın değerini gelecekte de koruyabilecek nitelikte eserlerdir.

YAPITLAR:

  1. lydinî tebrik için ey gülizâr;
  2. Aman sakı lutfuna amadeyim;
  3. Lerzan ediyor ruhumu çeşnimdeki efsun;
  4. Gezdim yürüdüm dün gece hicranımı yendim;
  5. Günler geçiyor gönlümün ezvâkı tükendi;
  6. Zaman olur ki anın hacle-i visalinde;
  7. Bekasız hüsnün anına;
  8. Bu zevk-u sefa sahn-ı çemenzare de kalmaz;
  9. Bin gül çıkarırdım sana kalbimdeki külden;
  10. Dinlendi başım dün gece bir parça dizinde;
  11. Siyah ebrulerin duruben çatma.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 9. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983

Yorumlar kapalı.