Huari Bumedyen kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 05/01/2020 0

Huari Bumedyen kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında
bilgi: (1932-1978) Cezayirli
devlet adamı. Bağımsız Ce­zayir’in ikinci cumhurbaşkanıdır. Cezayir’in
doğusunda, Guelma kenti yakınların­daki Heliopolis’te doğdu, 27 Aralık
1978’dc Cezayir
kentinde öldü. Asıl adı Muhammed
Buharruba’dır. Yoksul bir köylü ailesinin yedi çocuğundan biriydi. Arap bir
baba ile bir Berberi annenin çocuğu olarak Cezayirli olmanın tüm yerel özelliklerini üzerinde toplamıştı. Çekingen ve sessiz bir çocukluk
dönemi geçirdi. Altı yaşında bir Fransız okuluna yazıldı. Bir yandan da Kuran
kursuna devam etti. 8 Mayıs 1945’te Setif ve Guelma’da meydana gelen ve 45.000 Cezayirli’nin öldürüldüğü katliam, üzerinde derin etkiler yaptı.

14
yaşındayken bölgenin merkezi ve ülkenin üçüncü büyük kenti Konstantin’e giderek PPA-MTLD (Parti Populaire Algerien-Mouvement
pour le Triomphe des Libertes Democratiques)
Cezayir Halk Partisi-Demokratik
Özgürlüklerin Zaferi Hareketi’nde çalıştı. Radikal Cezayirli milliyetçi Messali Hac’ın önderlik
yaptığı bu hareket, 1 Kasım 1954’te 130 yıllık Fransız sömürge yönetimine karşı
başlatılan Cezayir Kurtuluş Savaşı’nın kadrolarını yetiştir­miştir.

Konstantin’de
geçirdiği sürede dini çevrelerle ve düşüncelerle ilişkileri gelişti. Arapça ve İslamiyet üzerinde
çalışmalar yaptıktan sonra Fransız ordusun­da askerlik yapmamak için Cezayir’i
terk etti. Tüm Kuzey Afrika’nın en önemli ikinci İslami
öğretim merkezi olan Tunus’taki Zeytuniye Medresesi’ne yazıldı. Tunus’tan sonra Mısır’ın başkenti Kahire’ye geçerek dünyanın en ünlü ve en önemli İslami öğretim merkezi kabul edilen el-Ezher’de okudu.

Kahire’de
bulunduğu yıllarda, 23 Temmuz 1952’de Mısır’daki krallık
rejimini deviren darbeye ve Nasır döneminin başlamasına tanık oldu. Cezayirli
yurtseverlerle ilişki kurdu. 1 Kasım 1954’te Cezayir Kurtuluş Savaşı’nın
başlaması üzerine çalışmalarını keserek Kahire yakınlarında askeri eğitim görmeye başladı.

Şubat
1955’te deniz
yoluyla kurtuluş savaşçılarına
silah gönderme işine girişti. Gizlice ülkesine döndü.
23 yaşında, Cezayir’in batı bölgesinde askeri sorumluluklar üstlendi. Tlemsen’deki Sidi Bumedyen Camii’nden Bumedyen
adını aldı. İlk isim olarak da Oran bölgesinde çok kullanılan Huari adını benimse­di. Uluslararası alandaki adı gizlilik gereklerinden doğmuş oldu.

25
yaşında Cezayir kurtuluş ordusunun en yük­sek rütbesi
olan albaylığa yükseldi ve ülkenin beş bölgesinden beşincisinin başına askeri
lider olarak getirildi. Fas sınırı yakınlarındaki bu bölgede Fransız sömürge
ordusuna karşı silahlı mücadeleyi yönetti.

28
yaşında Genel Kurmay Başkanı sıfatıyla Tunus sınırındaki
genel karargâha geçti. Bağımsızlığa dek burada kaldı. 1962 Temmuz’unda
bağımsızlığın elde edilmesinden hemen sonra Yusuf Benhed’ın başkânlığında
kurulan “ılımlı” hükümete karşı Ben Bella’nın başını çektiği FLN’nin
(Ulusal Kurtuluş Cephesi) temsil ettiği radikallerin yanında yer aldı
ve
emrindeki birliklerle
başkent Cezayir’e yürüyerek Ben Bella’nın iktidara geçmesini sağladı. Ben Bella’nın yönetimi döneminde Savunma Bakanı olarak görev yaptı.

Cezayir’in
bağımsızlığını elde ettiği 1962’den Kurtuluş Savaşı’nın önderi ve
ülkenin ilk Cumhur­başkanı Ahmed Ben Bella’nın kansız bir
askeri darbeyle görevden uzaklaştırılmasına dek geçen üç yıl, Kurtuluş
Savaşı’nın önder kadroları arasında kıyasıya iktidar mücadeleleriyle geçti. Ben
Bella, tüm siyasal rakiplerini birbiri ardınca saf dışı
bırakıp, ülkenin tek güçlü adamı olunca sıranın kendisine geleceğini düşündü.
Cumhurbaşkanı Ben Bella yetki­lerini kısıtlamaya yönelik önlemler
almaya başlayınca kuşkulan arttı. Silahlı kuvvetlerin denetimini elinde bulundurması ve Kurtuluş Savaşı sırasında Fas sını­rındaki Oujda’daki karargâhında yakın silah arkadaş­ları olan Abdülaziz Buteflika (Cezayir Dışişleri Baka­nı 1963-1979), Belkasım, Medeghri, Ali Mencli ve Aid Ahmed’ten oluşan
ve Oujda Grubu adı verilen yönetici kadroların desteğiyle
1965’te Ben Bella’yı iktidardan uzaklaştırdı.

Huari Bumedyen İktidar dönemi

Ben
Bella’yı devirdikten sonra Ulusal Meclisi feshetti. Anayasayı askıya aldı. Bir süre sonra FLN’nin yeniden örgütlenmesiyle uğraştı. FLN’yi tek parti
rejiminin devlet partisi haline dönüştürdü. 1976’da
yapılan ikinci FLN Kongresi’nde yerel or­ganların üzerinde merkez komitesi
ve siyasi büro oluşturuldu. 1965’te iktidara geldiğinde feshettiği Ulusal
Meclis’in verine Devrim Konseyi kuruldu. 1975’te Ulusal Halk Meclisi açıldı. Milletvekili aday­ları seçime katılmadan önce, bir Ulusal Seçme Komitesi’nin onayına bağlandılar. Ulusal Halk Meclisi’nin kurulmasına
karşılık Devrim Konseyi’ni
korudu. 1976’da bir referandumla Ulusal Misak kabul edildi. Ardından yeni Anayasa onaylandı.

İktidara
geçtikten sonra 11 yıl üzerinde uğraştığı siyasal kurumlaşma, karmaşık olduğu
ölçüde, tüm iktidar dizginlerinin elinde toplanmasına olanak veri­yordu. 1978’de uzun bir hastalığın ardından beklen­medik ölümü Cezayir’i bir süre iktidar boşluğunda
bıraktı. Hiç kimse onun kadar kişisel güç ile iktidar gücünü kaynaştırabilecek
düzeyde sivrilememişti.

Cezayir’i
tam anlamıyla bir “Tek adam” olarak yönettiği 15 yıl boyunca bir kez,
1967’de bir darbe girişimi ile karşılaştı. 1968’de ise bir suikast girişimi sonucunda ağır yaralandı. Bu olaydan sonra uzun süre halkın
arasına girmedi.

Birçok
konuda Ben Bella’nın yörüngesine uygun bir siyaset izlediyse dc gerek biçim,
gerekse ayrıntı­larda önemli ölçüde farklı davranışlar
içinde oldu. Ben Bella’yı devirdiği zaman onu “kışı
putlaştırması”, “şeytani iktidar hırsı” ve “demagojik bir
sosyalizm” uygulayıcısı olmakla suçladı. Kendisinin, sosyalizmi ülkenin
gerçekleriyle uyum halinde kuracağını öne sürdü. Ben Bella döneminde Cezayir,
Nasır’a yakın bir siyaset izliyordu. Cumhurbaşkanlığı
çevresinde çok sayıda Mısırlı danışman vardı. Mısır’ın yanı sıra Küba ve Çin
gibi ülkelerin saygınlığı da çok yüksekti ve Cezayir’in kuruluşunda bu ülkelere
örnek olarak bakılıyordu. Bumedyen başa geçtikten sonra bu duruma son verdi. Yandaşlarının tanımıyla “Cezayir’i
Cezayirli’leştirdi”.

İktidarı
eline geçirince
üç temel hedef saptadı:

  1. Devleti
    yeniden örgütlemek,
  2. Siyasi bağımsızlığı ulusal kaynaklar üzerinde egemenlik kurarak
    pekiştirmek,
  3. Ülke ekonomisini güçlendirmek,
  4. Kültürel bağımsız­lığı sağlamak.

1970’li
yıllarda bu hedeflerini uygulamaya koy­du. Ülke içine dönük programı üçlü
bir boyut taşıdı: Sanayi devrimi, tarım devrimi, kültür devrimi.

Sanayi
devrimi ile petrol sanayiinin kamulaştırıl­masına bağlı olarak temel sanayi işletmelerini kamu­laştırmayı ve ağır sanayii kurmayı
amaçladı. Tarım devrimi, köklü bir toprak reformunu içeriyordu. Kültür devrimi,
Fransız kültürüne bağlanmış olan Cezayirliler’e Arapça eğitim vermeyi
öngörüyordu. Bu amaçla “Araplaşma”, “özüne dönme” kampanya­ları yürüttü.

Yoksul
bir köylü çocuğu olarak büyümüş olma­sının da etkisiyle gerek devrim
anlayışında, gerek iktisadi kalkınma seferberliğinde ve gerekse uluslara­rası yeni iktisadi düzen önerilerinde, köylülüğe özel bir yer verdi.
Köylülüğün yanı sıra aydınlar ve işçilerin
rollerine ilişkin şu görüşü ortaya attı: “Özel­likle
Arap dünyasında ve genel olarak Üçüncü Dünya’da her devrimin çıkış noktası, devrimci aydınlar tarafından
köylülerin gücünün toparlanmasında ve işçinin bilincini sendikal ve iktisadi planda yükselte­cek olan siyasal ve toplumsal eylem
için birleştirilme­sinde yatar”.

Uluslararası
politikada “Üçüncü Dünya”nın zengin ülkeler karşısında ortak
hareketini savundu. Birleşmiş Milletler’in 1974’te Cezayir’in isteği üzerine
toplanan hammaddeler konusundaki olağanüstü otu­rumunda
konuşarak Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen kavramının siyasal yazına girmesinde
etkili oldu.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 21. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983

Yorumlar kapalı.