Gülbaba kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 03/07/2014 1

Gülbaba kimdir? Hayatı ve eserleri: (ö.948/1541} Mutasavvıf şair. Hayatı ve tarihî şahsiyeti hakkında çe­şitli rivayetler vardır. Evliya Çelebi’nin babasından naklen verdiği bilgiye göre bir Bektaşî dervişi olan Gülbaba Amas­ya’nın Merzifon ilçesinde doğmuş, Fâtih Sultan Mehmed. II. Bayezid, Yavuz Sul­tan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman dönemlerindeki birçok savaşa katılmış ve 948’de (1541) Budin seferinde şehid Olmuştur. Bu­din fethedildikten sonra 200.000 askerin katıldığı ve Kanûnî’nin de hazır bulun­duğu cenaze namazını Ebüssuûd Efen­di kıldırmış, Osmanlı Türkleri’nin Gülte-pe ya da Gülbababayırı olarak adlandır­dıkları, Budapeşte’nin Buda yakasında­ki kalenin dışında. Kâlvâria (Kabaktepe veya Mihnet tepesi, bugün Gültepe) de­nilen yere defnedilm iştir. Halen türbe­nin içinde bulunan bir levhada ise Bu-din’in fethinden birkaç gün sonra Eylül 1541 ‘de, Aya Mâria Mâthias Kilisesi’n-den bozma Fethiye Camii’nde cemaatle namaz kılarken öldüğü yazılıdır.

Isparta’nın Senirkent ilçesine bağlı İle-göp köyündeki Veli Baba Dergâhı’na ait kayıtlar arasında bulunan bir şecere yer yer Evliya Çelebi‘yi doğrulamakta, Gül­baba hakkında gerçeğe daha yakın bil­giler vermektedir. Buna göre Güldede diye anılan Gülbaba’nın asıl adı Cafer’­dir. Babası Hz. Hasan neslinden Kutbül-ârifîn Yalınkılıçoğlu Veliyyüddin, İspar­ta’nın Uluborlu ilçesine bağlı İtegöp kö-yündendir. Kanunî Sultan Süleyman’ın daveti üzerine 948’de (1541) Budin sefe­rine katılan Gülbaba Budin’in fethi sıra­sında şehid düşerek oraya defnedilmiş-tir. Şecerede Gülbaba’nın doğum tarihi belirtilmemiş, ancak babasının onun şe-hâdetinden uzunca bir süre sonra öldü­ğü kaydedilmiştir.

Cevrî, Fâtih Sultan Mehmed zamanın­da yaşayan ve asıl adı Mehmed olan başka bir Gülbaba’dan bahsetmektedir. Buradaki bilgilere göre Şir­van’dan İstanbul’a gelen ve Fâtih Camii’n­de sekiz yıl tefsir, hadis gibi dersler oku­tan Gülbaba padişaha da tefsir dersi ver­miştir. Bu hizmetlerine karşılık maaş al­mayan Gülbaba. padişahla birlikte Edir­ne’de bulunduğu bir sırada av münase­betiyle gittikleri Korucu köyünü görüp beğenince burası kendisine verilmiş, bu köyde yaptırdığı zâviyesiyle şöhret bul­muş ve şöhreti ölümünden sonra da de­vam etmiştir. Edirneli şair TTğî’nin ve Mevlevi şairlerinden Şeyhülislâm Çelebi-zade Asım Efendi’nin Gülbaba’yi öven birer manzume yazmaları, bu Gülbaba’-nın şöhretinin XVII ve XVIII. yüzyıllara kadar geldiğini göstermektedir.

Macar tarihlerinde Gülbaba hakkında yer alan diğer bir rivayet de şudur: Ka­nunî Sultan Süleyman’ın torunu ve II. Selim’in kızı Cevher (Gevher) Sultan, evli bu­lunduğu Kaptanıderyâ Piyâle Paşa’nın ölümü üzerine Halayıkoğlu Kalaylıkoz Ali Paşa ile evlenir. Cesareti ve kahraman-lığıyla meşhur olan Ali Paşa bir savaş esnasında bugün Gülbaba Türbesi’nin bulunduğu yerde şehid olur; maiyeti ve halk ona gül fidanları arasında bir tür­be yaptırarak kendisine Gülbaba adını verirler. Diğer bir rivayete göre ise savaş sırasında hıristiyanlar tarafından atılan gülleleri elleriyle yakalayarak tekrar düş­man üzerine atan Ali Paşa’ya bundan dolayı “Gülle Baba” adı verilir. Gülle Ba­ba zamanla halk dilinde değişerek Gül­baba olur. Bu görüşe katılmayan Lajos Fekete Gülbaba Türbesi’nin Ali Paşa’ya ait olmadığını belirtmektedir.

Gülbaba adının nereden geldiği husu­sunda değişik görüşler ileri sürülmüş­tür. Gülbaba’nın gülü çok sevmesinden veya Gülbaba Tekkesi ve Türbesi’nin bu­lunduğu yerin Rözsadomb (Gülbaba) adıy­la meşhur olmasından dolayı bu adı al­dığı kanaati yaygındır. Ignâcz Kûnos, hiç­bir haklı gerekçe göstermeden Gülbaba adının “Kelbaba” olması gerektiğini söy­lemiştir. Gyula NĞmeth, “gül” kelimesinin “gülmek” fiilinden emir olduğunu, “Gülsün” ve “Korkut” isimle­rini de örnek gösterip ispata çalışmıştır. Theodor Menzel’e göre ise Gülbaba, şeyhlik alâmeti ola­rak tacının tepesinde bir gül taşıdığı için bu adı almıştır.

Ayrıca II. Bayezid devrinde İstanbul’­da, Galata Sarayı’nın kurulmasına öncü­lük eden üçüncü bir Gülbaba’nın yaşa­dığı da bilinmektedir. İstanbul’un Anadolu yakasında Merdi-venköy’den Üstgöztepe’ye giden yolun sağında da bir Gülbaba Türbesi bulun­maktadır.

1543-1548 yıllarında, Budin Beyler­beyi Yahya Paşazade Mehmed Paşa’nın emriyle Gülbaba’ya bir türbe yapılmıştır. Tür­be, başta Macaristan’daki Türkler olmak üzere birçok müslümanın ziyaret ettiği bir yer olmuştur. Bunun sonucunda Gül­baba Macarlar’ın edebî hayatına da gi­rerek hakkında hikâyeler, şiirler, maka­leler ve bir piyes yazılmış, yaşayan folk­lor malzemesi olarak menkıbeleri defa­larca yayımlanmıştır. Ziyaretçilerin bir kısmı Gül­baba için bazı manzumeler yazmış, za­manla çoğu kaybolan bu manzumeler­den ancak bir iki levha yakın zamana kadar gelebilmiştir. Budinli Hisâlî’nin bu maksat­la yazdığı bir manzume Osmanlı Müel-Hfleri’nde yer almaktadır (II, 165).

Gülbaba’nın Misâli mahlasıyla manzum ve mensur bazı eserler yazdığı ve Hurûfî olduğu kanaati yaygındır-, ancak bu eser­lerin Gülbaba’ya aidiyeti kesin bir şekil­de tesbit edilememiştir. Başta şuarâ tez­kireleri olmak üzere kaynaklarda yer alan Misâli mahlaslı şairlerin Gülbaba ile münasebeti zayıftır.

Misâlî mahlasıyla yazılmış başlıca eser­ler şunlardır:

1- Feyzndme. Bir Önsözle otuz iki bölümden (makale) oluşan 969 beyitlik bu mesnevinin dört nüshası bi­linmektedir,

2- Risale-i Besmele. Mensur bir eserdir.

3- Dîvân-1 Gül­baba. Salih Zeki Bolulu tarafından Sü­leymaniye Kütüphanesi’ne bağışlanan bu eser 186 varaktır. Naci Kum, eserdeki dokuz gaze­li yayımlayarak Gülbaba’nın bir Hurûfî şairi olduğunu belirtmiştir.

4- Miftâhu’1-gayb. Millet Kütüphanesi’n-de kayıtlı olan nüsha kayıptır. Misâlî adına kayıtlı on sayfalık bir Miftâhu’î-gctyb nüshası da İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmak­tadır. Rıza Tevfik (Bölükbaşı), Eiude sur la religion des houroûfîs adlı eserinde (s. 227) Miftâhu’l- gayb’m altı beyitlik bir bölümünü yayımlamıştır.

Bibliyografya:

Ahdî, Gülşen-i Şuarâ, Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 774, vr. 184M85″; Kınalızâde, Tezkire, II, 851-853; Riyâzî. Riyâzü’ş-şuarâ, Nurosmaniye Ktp., nr- 3724, II, vr. 13Ob; Peçuylu İbrahim, Tâ­rih, II, 28, 141; Cevrî. Târih, İstanbul 1291, I, 22 vd.; Evliya Çelebi, Seyahatname, VI, 225, 248; Atâ Bey, Târih, I, 72-73; H. J. F. von Purgstall. Geschichte des Osmanischen Reiches, Pest 1827-35, X, bk. İndeks; Kamusu I-a’lam, V, 2872; I. Kûnos, “Török irodalom”, Palias Nagy Lexicona, Budapest 1897, XVI, 232-236; a.mlf., Deruis-baba rozsafâi. Az elsö Budai Gülbaba-legenda, Karcag 1942, s. 4; a.mlf.. “Mesemon-dö Gülbaba Kandur kastely”, Pesti Hirlap (Va-sânapja), Budapest 2 December 1928; a.mlf.. “Mesemondö Gülbaba Ali Kûtja”, a.e. (21 Oc-tober 1928); a.mlf., “Mesemondö Gülbaba Turelemnek drâga kove”, a.e. (21 April 1929); a.mlf, “Mesemondö Gülbaba Dinnyecske”, a.e. (18 Augustos 1929); A. K. Fischer. Gül-Ba ba: die Mohammedanische Wa!ifahrtsstatte in Budapest, Budapest 1898; B. Tattı. Magyar Rit kasâgok, Budapest 1899, s. 116; Osmanlı Mü­ellifleri II, 165; G. Jackob. A us Ungurns Tür-kenzeit. Berlin 1918; T. Menzel. “Beitrâge zur Kentnis der Derwischtag”, Festschrift Georg Jackob, Leipzig 1932, s. 191; L. Fekete. Buda­pest Törtenete: ili Budapest a Törökkorban, Budapest 1944, s. 270, 334 vd.; a.mlf. “Gül-Baba et le bektâsi derkâh de Buda”, AOH, IV/1-3 119541, s, 1-18; a.mlf. “Gülbaba”, El2 (lng 1, II, 1133-1134; Abdülbaki Gölpınarlı. 100 Soruda Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatter, İs­tanbul 1969, s. 158; Gyula Germanus, Gondo-lotok Gülbaba Sirjanal, Budapeşte 1984 (bu eserin bazı bölümleri İsmail Doğan tarafından tercüme edilerek, TT, sy 146 |1996|, s. 45-53. sy. 147 11996|, s 45-53’te yayımlanmış ve de­vamının da yayımlanacağı belirtilmiştir). K, Po-lönyi, GülBaba ’87, Budapest 1987; Fahrettin Rumbeyoğiu, »Gül-Baba”, TOEM, 111/15 113281, s. 962-965; G. Nemeth, “Der Name Gül-Ba­ba’, KCS.A, 11/5 (1930), s. 331-332, 379; Tahir Erdem. “Gülbaba”, Ön: İsparta Halk Eui Der­gisi, 11/19, İsparta 1935, s. 268-271; Naci Kum, “Gülbaba’nın Elde Ettiğimiz İzleri”, a.e., 111/ 26-27 (1936), s. 380-384; Fevziye Abdullah Tansel. “Gül-Baba Adı Verilen İki Ayrı Şah­siyet Molla Murad Divân’ı ve Sünbül Si­nan”, AÜİFD, XVI (1970), s. 67-78; Anna Masa­la. “İl mistico Gül Baba”, İslam: Storia e Ci-vilta, IX/4, Roma 1984, s. 255-261; “GÜl-Ba-ba”, TA, XVIII, 137-140; Orhan F. Köprülü. “Gül­Baba”, İA, IV, 832-834; Ziya Bakırcıoğlu, Gül­baba”, TDEA, III, 387 (aşağıdaki eserlerin “Gül­baba” adını taşıması dışında konuyla bir ilgisi yoktur Gül Baba, İstanbul 1955; Nurettin Gül-ten, Gül Bsba, İstanbul 1976; Ali Rıza Önder, “Gül Baba”, TFA, sy. 162 [1963], s. 2941).

KAYNAK: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, 14. CİLT

[1][26] Seyahatname, VI, 225, 248

[2][27] Erdem, 11/ 19, s. 270

[3][28] Tâ­rih, I, 22 vd

[4][29] Tansel, XVI (1970), s. 67-78

[5][30] Rumbeyoğlu, 111/ 15, s. 962-965

[6][31] Fekete, AOH, İV/1-3, s. 1-18

[7][32] Töth, s. 116

[8][33] Kcs., 11/5, s. 379

[9][34] Festschrift Georg Jackob, s. 191 vd.

[10][35] Atâ Bey, I. 72-73

[11][36] Bk. Gülbaba Tekkesi Ve Türbesi

[12][37] Bk. Künos, Deruis-baba rozsafâi. Az elsö Budat Gülbaba egenda, s. 4

[13][38] Rumbeyoğiu, 111/ 15, s. 963-964

[14][39] Bk. Ahdî, vr. 184a-185-. Kınalızâde, II, 851-852; Riyazi, II, vr. 130û

[15][40] Süleymaniye Ktp, Hacı Mah-mııd Efendi, nr. 3359′ 3. vr. 41b-68nr. 3735, vr. I b-22d. Yazma Bağışlar, nr. 2268 3, vr. 78b-1173; Mehmet Sabri Koz özel ki­taplığı

[16][41] Süleymaniye Ktp., Hâşim Paşa, nr. 27/16, vr. 68b-7!b

[17][42] Yazma Bağışlar, nr. 2636

[18][43] İsparta Halk Eui Dergisi, sy. 26-27, s. 380-384

[19][44] Şer’iyye, nr 1355/1

[20][45] TY. nr, 77

One Comment »