Anna Freud kimdir? Hayatı ve eserleri

kihaes 05/04/2020 0

Anna Freud kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1895) Avusturya asıllı İngiliz psikanalist. Çocuk psikanalizi öncülerindendir. 2 Aralık 1895’te Viyana’ da doğdu. Ünlü psikana­list Sigmund Freud’un kızıdır. Viyana’da öğretmen ve psikanalist olmak için öğrenim gördü. Babasının hastalığı sırasında, bakımını üstlendi ve işlerini yürüt­tü. Bu yakın ilişki sırasında, onun kuramını ayrıntıla­rıyla öğrenme olanağını buldu. Bir süre ilkokul öğretmenliği de yaptığından, öğrendiklerini çocuklar üzerinde sınadı.

1922’de Viyana Psikanaliz
Derneği’ne üye oldu. 1925’te derneğin eğitim enstitüsünü yönetmeye başladı. 1938’de Alman ordularının
Avus­turya’yı işgal etmeleri üzerine Yahudi olan ailesiyle birlikte Londra’ya
kaçtı ve İngiliz uyruğuna geçti. Londra’da yetim ve kimsesiz çocuklar için bir
yurt açtı. 1940-1945 arasında yurdun yöneticiliğini üstlen­di. 1947’de
Hampstead Çocuk Terapisi Eğitim Mer­kezi ve Kliniği’ni kurdu, 1952’de bu
kuruluşun başına geçti. 1963-1970 arasında çeşitli dönemlerde Yale Üniversitesi Hukuk Okulu ve Çocuk Araştırma Merkezi’nde
konuk profesör olarak dersler verdi. ABD ve Avrupa’da birçok konferansa
katıldı. Yale, Columbia, Viyana, Chicago gibi üniversitelerden onursal doktor
sanını aldı. Uluslararası Psikanaliz Derneği’nin onursal başkanı oldu.
Yayımladığı birçok kitap ve makalenin yanı sıra, babasının yapıtlarının
derlenmesinde çalıştı. Ayrıca The Psychoanalytic Study of the Child (“Çocuğun Psikanalitik İncelenmesi”) adlı
derginin yayın yönetmenliğini yürüttü.

Kuramsal çalışmayla uygulamayı sürekli olarak birlikte yürütmeyi
ilke edinen Anna Freud, uzun araştır­ma yılları boyunca, çeşitli çevrelerden çeşitli
yaşlarda­ki çocukların davranışlarını yakından gözleme olanağı buldu. Viyana’da
yaşadığı sırada, yeni gelişmekte olan psikanaliz akımını, tüm ayrıntılarıyla
İncelemişti. Bunun sonucunda, yetişkinlere uygulanan psikanaliz yöntemlerinin
çocuklar söz konusu olduğunda yeter­siz kalabileceğini, dahası yanlış tanılara
yol açabilece­ğini gördü. Çocukluğun bir evresinde normal görülen bir
davranışın, benzer biçimiyle bir yetişkinde ortaya çıktığında hastalıklı
sayılabildiğini saptadı.

Anna Freud’un savunma mekanizmaları üstüne yap­tığı
inceleme, hem egonun (ben) yapısının anlaşılması, hem de çocuk psikanalizi
açısından önem taşımaktadır. Kişinin çevresiyle etkileşimi içinde, kendisi
için kor­kutucu, tehlikeli olduğunu öğrendiği olgulara karşı bilinçsizce uyguladığı
bastırma, Anna Freud’un en çok üzerinde durduğu savunma mekanizmasıdır. Çok küçük bir
çocukta bu olgu, inkar biçiminde kendini gösterirken, daha büyük bir çocukta,
kendini tehdit eden ortamlardan kaçmak olarak gözlemlenebilir. Yetişkin
insanın, kendini çeşitli ortamlardan soyutla­ması da, benzer biçimde
açıklanabilir. Anna Freud, bura­dan, yaşa göre savunma mekanizmasının
işleyişinde değişiklikler olduğu sonucuna varır. Tehlike kaynağı­nın niteliği
de kullanılan mekanizmanın belirlenme­sinde önemli bir etkendir. Tehlike
kaynağı ile özdeş­leşme olgusuna örnek olarak, hortlaktan korkan çocuğun
kendini hortlak yerine koyması gösterilebi­lir. Bu incelemelerden Freud’un
çıkardığı temel so­nuç, savunma mekanizmaları ile egonun gelişmesi arasındaki
ilişkidir. Kimi koşullarda belli savunma mekanizmalarının kullanılması normal
davranışa işa­ret ederken, kimi durumlarda patolojik bir olgunun göstergesi
sayılabilmektedir.

Anna Freud’un normal ve patolojik davranışları
ayrıştırma konusunda yaptığı bir başka çıkarsama, insanda egonun gelişimini gösterebilecek
gelişim doğ­rultularının saptanabileceğidir. “Gelişim doğrultusu” kavramı,
uyumlu bir kişiliğin oluşumunda duygusal olgunlaşma, bedenin bağımsızlığını
kazanması, arka­daş edinme, yapıcı oyunlar oynayabilme gibi olgula­rın tümünü
içerir. Gelişim doğrultusunda çocuktan çocuğa görülen farklılıkların kimi içsel
nedenlerden, kimi dış etkilerden kaynaklanmaktadır. Bunların tümünü bir kalıba
göre açıklayabilmek olanaksızdır. Bu kavram kesin kabul görmemekle birlikte,
pedagog ve eğitimciler için yol gösterici olmuştur.

Anna Freud, görmeyen çocuklar üzerine yaptığı
İncelemelerde ise görmenin çocuk gelişimindeki etki­sini araştırmıştır. Savaş
yıllarında, annelerinden ayrı kalmış çocuklarla da yakından ilgilenmiş, bunun
sonucunda anneyle sürekli ilişkinin kesilmesinin, çocuğun gelişmesini
geciktirici bir etken olduğu kanısına varmıştır. Bütün araştırmalarını,
ailelerle ilişki içinde geliştirmeye özen göstermiştir. Pedagog­ların,
eğitimcilerin, çocuk psikanalistlerinin çocuk kişiliğini bir bütün olarak ele
almaları gerektiğini vurgulamıştır.

Anna Freud, psikanalize yeni olanaklar sağlayan
kişilik tanımlaması (profil) yönteminin de ilk uygulayıcılarındandır. Bu araştırmalarının, ego
psikolojisi­nin ve psikanalizin gelişmesine önemli katkısı ol­muştur.

Anna Freud Eserleri

  1. Das leh und die
    Abwehrmechanis
    men, 1936, (“Ben ve Savunma Mekanizmaları”);
  2. Young Children in Wartime (D. Burlingham ile), 1942, (“Savaş Döneminde Genç
    Çocuklar”);
  3. Infants Without Families (D.Burlingham ile), 1943, (“Ailesiz Çocuklar”)
  4. Normality and Pathology in Childhood: Assessments of Development, 1965, (“Çocuklukta Normallik ve Patoloji:
    Gelişimin Değerlendirilmesi”);
  5. Problems of Psychoanalytic Training, Diagnosis,
    and the Technique of Therapy,
    1966-1970, (“Psikanaliz Eğitimi ve Tanıda Sorunlar,
    Terapi Tekniği”);
  6. Beyond the Best Interests of the Child  (Q. Goldstein ve A-J .Solnit ile), 1973, (“Çocuğun
    En iyi Çıkarlarının Ötesinde”);
  7. The Writings of Anna Freud, 7 cilt, 1966­ (“Anna Freud’un Yapıtları”).

Türk ve Dünya
Ünlüleri Ansiklopedisi, 23. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983

Yorumlar kapalı.