Abdullah b. Bulukkîn kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

kihaes 04/05/2017 0

Abdullah b. Bulukkîn kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: Abdullah b. Bulukkîn b. Bâdîs ez-Zîrî XI. yüzyılda Gırnata’da kurulan Zîrîler hanedanının üçüncü ve son emîri (1072-1090). 447 (1055-56) yılında doğdu. Berberî asıllı Sanhâce kabilesinin Zîrî koluna mensuptur. Zîrîler’in ikinci hükümdarı Bâdts’in yahudi asıllı veziri Joseph. tah­tın yegâne adayı Bulukkîn’i zehirlettiği için (1064), dedesi tarafından veliaht ta­yin edildi ve onun ölümü üzerine Gırnata’da tahta çıktı (465/1072-73). Ancak kardeşi Temîm kendisini tanımayarak Malaga’da bağımsızlığını ilân etti. İki kardeş arasındaki mücadele hanedanın yıkılışına kadar sürdü. Abdullah sadece kardeşiyle değil, aynı zamanda komşu emirliklerle de uğraşmak zorundaydı. Bu yüzden Kastilya Kralı VI. Alfonso ile gizlice pazarlıklara girişti. Kendisini ra­kip ve düşmanlarına karşı koruması mukabilinde ona haraç Ödedi. Hıristiyan krallıkların giderek kuvvetlendiklerini gören bazı müslüman emirler, Murâbıt Hükümdarı Yûsuf b. Tâşfîn’e müracaat ederek kendilerini himaye etmesini is­tediler. Kadılardan meydana gelen bir sefaret heyeti bu maksatla Fas’a gide­rek Yûsuf b. Tâşfîn ile görüştü (1082). Ne var ki o Endülüs’te meydana gelen olaylara müdahale edip etmemekte ka­rarsızdı. Ancak fakih ve kadıların baskı­ları sonunda buna razı oldu. 1086 yılın­da Endülüs’e geçen Murâbıt ordusu büyük bir törenle karşılandı. Abdullah ile kardeşi Temîm de 500 kişilik süvari birliğiyle Murâbıt ordusuna katıldılar. Bu gelişmelerden haberdar olan VI. Al­fonso, 50.000 kişilik güçlü ordusuyla müttefik müslüman kuvvetleri üzerine hücum etti. Zellâka’da cereyan eden bu savaş müslümanların kesin zaferiyle sonuçlandı ve kral, ordusunun büyük bir kısmını savaş meydanında kaybe­derek kaçmak zorunda kaldı. Alfonso bu mağlûbiyetin intika­mını almak için yeni bir ordu hazırladı ve müstahkem Aledo Kalesi’ni inşa etti (1087), Bunun üzerine müslümanlar tekrar Murâbıtlar’dan yardım İstemek zorunda kaldılar. Yûsuf b. Tâşfîn, yapı­lan daveti kabul ederek Aledo’yu dört ay kuşattı. Fakat bir sonuç elde edeme­den geri çekildi. Fakihler ve kadılar bu başarısızlıktan, birbirleriyle sürekli mü­cadele halinde olan mülûkü’t-tavâifîn sorumlu olduğunu söyleyerek onu En­dülüs’ü ele geçirmeye ve mülûküt-tavâifı ortadan kaldırmaya teşvik etti­ler. Bu sırada Gırnata Kadısı Ebû Ca’fer Kulâi’nin Yûsuf b. Tâşfîn İle gizlice görüşmesi Abdullah’ı endişelendirdi ve Kadı Ebû Ca’fer’in öldürülmesini emret­ti. Ancak annesi buna engel oldu. Bu­nun üzerine Ebû Ca’fer bir fırsatını bu­lup Gırnata’dan Alcala’ya kaçtı. Oradan da Kurtuba’ya geçerek kadı ve fakihlerin Kral Alfonso ile işbirliği yapan ve ona haraç ödeyen Abdullah b. Buluk-kîn’in azledilmesi için fetva vermelerini sağladı. Özellikle Gazzâlî ve Turtûşî gibi meşhur âlimlerin Endülüs’ün yeniden hıristiyan hâkimiyeti altına girmemesi için buraya müdahaleyi zaruri gören fetvalarından cesaret alan Yûsuf b. Tâşfîn Gırnata üzerine yürüdü. Abdul­lah b. Bulukkîn korkak, tembel ve kabi­liyetsiz bir hükümdardı. Murâbıtlar’ın Gırnata üzerine yürüdüğünü haber alın­ca önde gelen adamlarını toplayıp isti­şare etti. Önce dedesi Bâdîs’e büyük hizmetleri olan Müemmil’in fikrini sor­du. O Murâbıtlar’a karşı koyacak du­rumda olmadıklarını söyleyerek Yûsuf b. Tâşfîn’e boyun eğmesi için Abdullah’ı ikna etmeye çalıştı; diğerleri de Müemmil’i desteklediler. Fakat Abdullah onla­ra güvenemedi. Yûsuf b. Tâşfîn’in niye­tini tam olarak kestirememekle bera­ber savunma için gerekli hazırlıklara başladı. Bu arada Kral VI. Alfonso’ya da haber gönderip yardım istedi. Ancak kraldan herhangi bir cevâp alamadı. Öte yandan halk Murâbıtlar’la birleş­mek için şehri terketmeye başlamıştı. Abdullah durumu anladı ve annesiyle birlikte Yûsuf b. Tâşfîn’in huzuruna git­meye karar verdi. Onu görür görmez atından inerek af diledi. Yûsuf da ken­disini affettiğini ve çadırda istirahata çekilmesini söyledi. Fakat çadıra girince zincire vuruldu. Murâbıtlar halkın se­vinç çığlıkları arasında Gırnata’ya girdi­ler. Abdullah önce Cezîretülhadrâ’ya (Algeciras), sonra Septe’ye (Ceuta), ni­hayet Merakeş’İn kuzeyindeki Ağmat’a sürüldü ve orada ikamete mecbur edil­di. Böylece Zîrîler hanedanı sona ermiş oldu (483/1090). Abdullah’ın ölüm tarihi ise belli değildir.

Abdullah b. Bulukkîn kimdir?

Abdullah b. Bulukkîn sürgünde bu­lunduğu sırada hâtıralarını yazdı, et-Tibyân cani’l-hâdişeti’l-kâ’ine bi dev­leti Benî Zîi fî Gırnata adlı bu eserin yazma nüshası, Fas’ta Karaviyyîn Camii Kütüphanesi’ndedir. Bazı bölümleri İspanya’da Andalus adlı dergide (yayımlan­dı. Eserin tamamı. E. Levi-Provençal ve E. Garcia Gomez’in İspanyolca tercüme­siyle birlikte Las “Memorias” de Abd Allah, ûîtimo rey zili de Granada adıyla Madrid’de 1954’te neşredildi. Ki­tap L6vi-Provençarin Fransızca mukad-dimesiyle Kahire’de tekrar basıldı (1955). Ayrıca A. T. Tîbî tarafından Memoirs of Abd Allah b. Bulukkîn adıy­la İngilizce’ye de tercüme edilerek 1986 yılında yayımlandı. Bu eser, Endülüs’ün XI. yüzyılın ikinci yarısına ait tarihi için önemli ve güvenilir kaynaklardan biridir. Abdullah b. Bulukkîn eserinde ken­disini tehdit eden tehlikeler karşısında düştüğü kötü durumu mazur göstere­cek uzun açıklamalar yaptığı gibi, 479 (1086-87) yılına kadar Endülüs’te mey­dana gelen olaylar hakkında da geniş bilgi vermektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi, Cilt:1

Yorumlar kapalı.