Abdullah b. Ali b. Abdullah kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

kihaes 04/04/2017 0

Abdullah b. Ali b. Abdullah kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (ö. 147/764), Halife Seffâh ile Mansûr’un amcası, Abbâsîler’in kuruluşunda önemli rol oynayan kumandan ve devlet adamı. 95’te (714). büyük bir ihtimalle Hu-meyme’de doğdu. Annesi Hennâde adlı Berberî asıllı bir câriye idi. Kaynaklarda hayatının Abbasî ihtilâlinden önceki dö­nemi hakkında fazla bilgi yoktur. 129 yılında (746-47) İstahr’da Abdullah b. Muâviye ile İbn Dubara arasında vuku bulan savaşta İbn Dubara tarafından esir alınmış, ancak İstahr’a İbn Muâviye’ye borcunu ödemek için geldiğini söyleyerek öldürülmekten kurtulmuş ve serbest bırakılmıştır. Abdullah daha çok Abbâsîler’in Emevîler’e karşı giriş­tikleri mücadelede kendini gösterdi ve son Emevî Halifesi II. Mervân’ı Büyük Zap Suyu Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğrattı.  Bazı tarihçilere göre o, Abbasî ih­tilâlinde kaynaklarda zikredilenlerden daha fazla rol oynamış, tecrübeli bir as­ker olduğu için. Ebû Ca’fer Mansûr ve Ebû Müslim’e rağmen, çok tehlikeli bir iş olan Mervân’ı bertaraf etme görevi ona verilmiştir. Zira mücadelenin en tehlikeli safhasında Ebû Ca’fer veya Ebû Müslim gibi önemli simaların kay­bedilmesi Abbasîler için korkunç bir fe­lâket olabilirdi. Abdullah. Halife Ebü’l-Abbâsın emriyle Mervân’ı bir müddet takip ettikten sonra onun damadı Velîd b. Muâviye’nin idaresinde bulunan Dımaşk üzerine yürüdü. Birkaç günlük kuşatmadan sonra şehre girdi ve binlerce kişiyi kılıçtan geçir­di. İntikam duygusuyla Emevîler’in kö­künü kazımak niyetindeydi. Dımaşk’ta iki hafta kaldıktan sonra Filistin’e hareket etti. Yafa şehri yakınlarındaki Ebûfutrus’ta düzenlediği bir ziyafet sı­rasında Emevîler’den seksen kişiyi öldürttü. Bununla da yetinmeyerek Dımaşk. Rusâfe. Kınnesrîn ve diğer yer­lerdeki halife ve Emevî ileri gelenlerinin mezarlarını açtırıp kemiklerini yaktırdı.

Abdullah b. Ali b. Abdullah

Onun bu vahşice hareketleri üzerine Muâviye’nin torunlarından Ebû Muhammed ile Emevîler’in Kınnesrîn Valisi Ebü’l-Verd b. Kevser’in Suriye’de baş­lattığı büyük bir isyan zorlukla bastırılabildi.  Abdullah b. Ali, Abbasî Devleti’nin ku­rulması üzerine Suriye valiliğine tayin edildi. Aşın ihtirasının sonucu olarak buradaki faaliyetleriyle devletin emni­yetini tehdit eder hale geldikten başka Ebü’l-Abbas es-Seffâh’ın ölümü üzerine halifelik iddiasında bulundu. Halife Ebû Ca’fer el-Mansûr’un biat isteğini redde­derek ordusuyla Harran’a gitti. Bunun üzerine halife, Ebû Müslim’i onu itaat altına almakla görevlendirdi. Abdullah b. Ali de Suriye, el-Cezîre ve Horasanlı askerlerden meydana gelen ordusuyla savaşa hazırlandı. Ebû Müslim’e karşı savaşmayacaklarını tahmin ettiği 17.000 Horasanlı askerini öldürttü. Da­ha sonra devrin meşhur kumandanla­rından Humeyd b. Kahtabe’yi ortadan kaldırmak üzere bir komplo hazırladı. Aleyhindeki tertipleri öğrenen Humeyd çok sayıda askeriyle Ebû Müslim’in saf­larına katıldı. Nusaybin yakınlarında Ebû Müslim ile giriştiği savaşta mağlûp oldu ve savaş meydanını terkederek Basra valisi olan kardeşi Süleyman’ın yanına kaçtı. Süleyman ile diğer kardeşi İsa. Halife Mansûr’dan onun affedilmesini istediler. Halife am­calarını kırmadı ve Abdullah’a istedikle­ri emanı vereceğini bildirdi. Bunun üze­rine İsa, meşhur kâtibi İbn’ül-Mukaffa’a hiçbir te’vile yer bırakmayacak şe­kilde bir emannâme yazmasını emretti. Ancak Halife Mansûr emannâmede kendini küçük düşüren ifadeler bulun­duğunu söyleyerek İbnü’l-Mukaffa’ı öldürttü. Abdullah b. Ali’yi de teslim alarak Hfre’de temeline tuz doldurul­muş bir eve hapsettirdi. Yaklaşık yedi yıl hapishanede kalan Abdullah, akıtılan suların tuzları eritmesiyle çöken bina­nın enkazı altında can verdi ve Bağ­dat’taki Bâbü’ş-Şe’m Mezarlığı’na def­nedildi. Mes’ûdfye göre ise Abdullah, Ebû Ca’fer el-Mansûr’un emriyle Ebü’l-Azhar Mühelleb b. Ebû İsa tarafından bir câriyesiyle birlikte boğularak öldürülmüş, sonra da bulundukları ev üzerlerine yıkılıp enkaz altında kala­rak öldükleri intibaı verilmek istenmiştir.

Cesur, yiğit ve heybetli bir kumandan olup Kureyş’in dâhilerinden biri kabul edilmektedir. Abbasî ihtilâlinin başarıya ulaşmasında ve devletin sınırlarının genişlemesinde büyük rolü olmuştur.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi, Cilt:1

Yorumlar kapalı.